Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 1234 SonuncuSonuncu
Toplam 33 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Trakya bölgesi Eşkiya Belgeleri Hakkinda

  1. #1
    blackeagle
    blackeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Trakya bölgesi Eşkiya Belgeleri Hakkinda

    Trakya bölgesi Eşkiya Belgeleri Hakkinda bilgisi olan varsa lütfen payla$im yapmasini dilerim.

    saygilar black.

  2. #2
    Status
    Çevrimdışı
    alaattin123 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24 Temmuz 2008
    Mesajlar
    7
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Sen hangi bölgeyi arıyorsun?

  3. #3
    blackeagle
    blackeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Trakyanin Ke$an ,malkara arasi .Ama Trakyanin neresi olursan olsun benim icin fark etmiyor.

    saygilar black.

  4. #4
    Status
    Çevrimdışı
    alaattin123 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24 Temmuz 2008
    Mesajlar
    7
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Kırklarklareli Bölgesinde Kurtalan Mevkii Hakında Bilgin Varmı ?

  5. #5
    blackeagle
    blackeagle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    kirklareliye gitmi$ligin oldu ama bahis ettihin yer hakkinda bilgim yok.

    saygilar black.

  6. #6
    delikadir
    delikadir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    trakya enez hattı

    edırnenın enez bolgesındekı candır dağında eskıya ıle ılgılı soylemler war bunun hakkında bılgın warmı black

  7. #7
    Status
    Çevrimdışı
    Kayip kepenek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Ekim 2009
    Mesajlar
    580
    Beğenmiş
    168
    Beğenilmiş
    168

    Trakyada Gizemini Koruyan Büyük Define

    SELAMLAR,,


    BULGARİSTANDA GİZEMLİLİĞİNİ KORUYAN HAZİNELER

    Ali bey ölümünden önce anlatıyor

    Çok gençtim, babamla koyunları otlatıyorduk Kıdemli dağın altında.Bir gün babam beni zirveye çıkardı orada bana bir kaynayan su kuyusu gösterdi ve bunu iyi belle dedi, zirvede kayalarda sadece burada su vardı. Yıllar geçmişti ve babam rahmetli olmuştu.Bir gün köye indiğimde iki subay gelmişti ve Kıdemlinin zirvesinde su kuyusunu soruyorlardı, bende bildiğimi söyledim onlardan biri bir bakır yaprak çıkardı, üzerine harita çizilmişti. Bak bakalım böyle mi oraları dedi. Baktığımda tepeyi ve kayaları tanıdım, ve onlara aynı böyle dedim. Tanıştık beni davet ettiler misafirliğe gittim. Çok büyük bir ağırlamaydı yemek içmek boldu. Bana bu haritanın miras olduğunu söylediler, bunu çözdürmüşler ve roma dönemine ait bir hazine dediler. Bir sabah erkende yola çıktık onları tepeye çıkaracaktım ikisinin üzerinde de tabancaları görünce çok korktum. Onları başka bir su kuyusunun yanına götürdüm, orada bakındılar dolaştılar ama aynı yer olmadığını söylediler ve gittiler. Onlardan duyduklarımla su kuyusunun etrafını iyice incelemeye başladım. Haritadan bellediklerimi yapıyordum. Koyunları devamlı orada otlatmaya başladım ve hep oralara bakıyordum. Bir gün kayadaki akıntı yerinde aşağı doğru salındım ve kayalarda bir çatlak yer gördüm. O çatlaktan çok zorlukla içeriye girmeyi başardım. İçerisi aydınlıktı yer kumsaldı ve ıslaktı, Çemah çiçekleri büyümüştü bahçe gibiydi içerisi. İçeride dolandım ve bir kapı gibi yer gördüm ama tutulacak hiçbir yer yoktu açmak için, birkaç gün girdim çıktım ama hiç bir şey yoktu. Bir gün yine girdim ama bu defa Çemah bitkilerinin ortasından geçtim çamur içinde kaldım kapının önünde ayaklarımdaki çamurları silebileceğim bir yer bakarken kapının önünde kazıma taşı gibi bir taş gördüm ona ayaklarımdaki çamuru iyice kazıdım da kazıma taşına güçlü bastığımda büyük bir gacırtıyla kapı açılıverdi. Kapıyı iyice açtım içeriye girdim içeriye girdiğimde ne deyeyim böyle bir güzellik hayatımda görmemiştim yukarıdan ışık geliyordu salon çok büyüktü duvarlar ve yerler mermer kaplamalıydı, etrafta odalar vardı ortada bir küme insan kemikleri vardı, çok ürkütücüydü. Bir diğer odada her çeşit takım taklavat vardı, diğer tarafında mermerden bir masa gördüm, üzerinde kitaplar mürekkep ve yazmak için tüyler vardı. Masaya yaklaştığımda kafama bir şey çarptı ve düştüm baygın halde ne kadar yatığımı bilmiyorum, kendime geldiğimde hiç kımıldamadan bakınmaya başladım, yerden bir karış çapraz bakır teller geriliydi. Çok dikkatli kalktım çıktım ve kapıyı kapattım. Uzun zaman oraya gitmedim çok korkmuştum. Bir gün yine gittim girdim ve ayaklarımı kazıdığım taşa bastım kapı açıldı ışık ta getirmiştim bu defa. Girdiğimde kitaplara doğru hiç gitmedim ve tellere de dikkat ediyordum, daha içeride bir masa daha vardı üzerinde büyük bir oturaklı kupa içi çok parlak taşlarla doluydu, kaç defa yanlarına doğru yakınlaşsam kulaklarımda çok yüksek bir çınlama oluşuyordu ve fenalaşıyordum, onlara hiç dokunamadım. İçeriye doğru bir kapı gördüm askerler tarafından korunuyordu elerindeki kılıçlar ve mızrakları çapraz halde kapının önünde tutuyorlardı. Bir defa artık hata yapmıştım bu defa hiç yaklaşmadım onlara sadece inceledim ve çıktım. Kapıyı kapatırken çok gacırtı yapıyordu ve bir şey kapıyı kilitliyordu, kilitlenme sesini çok net duyuyordum. Böyle yıllarca girip çıkıyordum, Defalarca askerleri elimdeki çoban sopamla dokunup sarsıyordum ama onlar hiç kımıldamadılar. Bellerine kadar insandılar belerinden aşağı ayı. Bir defa cesaretlendim ve mızrakların arasından geçtim, içeriye doğru uzanan koridorda iki tarafında da odalar vardı, birincisinde üç tane mermer lahit vardı hepsinin üstünde büyük haçlar vardı gümüşten yapılmış çok büyük sanat eseriydiler. Odaların biri depoydu ve içi dizilmiş altın külçeleriyle doluydu. Onlara doğru yönlendiğimde yer sallanıyordu ve düşüyordum emekleyerek geri dönebiliyordum sonra sadece baktım, üçüncü odaya geçtim içeri de büyük bir yığın altın para vardı , yaklaştım ve bir avuç avuçladım bir gacırtı duydum ve bir ejder çıktı elimdeki paraları bıraktım ejder de geri gitti. Çok korkmuştum çan havliyle çıktım kapı da neredeyse kapanıyormuş. Bir zaman geçtikten sonra yine cesaretlendim ve yine girdim direk paraların olduğu yere gittim. Bir tane aldım ve torbama koydum, birer birer almaya başladım paraların içinde sanki yay gibi bir şeyler vardı ama ben birer birer almaya devam ediyordum, ejder çıktı arkasında demir sopalar vardı uçlarında büyük topuzlarla ejder doğrulmaya başladı ve topuzlar gerilmeye başladı anladım ejder beni ezecekti orda, durdum almıyordum ejderin gözleri parlıyordu para yığını insan boyundan yüksekti ama ben sadece bir avuç alabildim. İçeriye doğru başka yığınlarda vardı ama geçemiyordum. Çıktım ve toplandım almış olduğum altınları bir kavanoz içine koydum bir avuçtan az fazlaydı. Uzun zaman gitmemiştim bir gün yine girdim ama bu defa koridordan yürüyordum sola doğru ***** başladı bir yere bastığımda yer sallandı ve su sesleri geliyordu çok korktum ve çıktım. Beni bir şey çekiyordu, bir gün yine girdim biliyordum bir şey alamayacağımı ama bakıyordum, koridordan devam ettim ve bir kapıya geldim kapı mermerden yapılmış ve bakırdan yapma süslerle süslenmişti ortam çok değişikti, kapıyı bastırdım ama hiç kımıldamadı yine yüklendim kapıya ama kımıldamıyordu, aklıma geldi bakır süslerden tuttum çektim büyük bir gacırtıyla kapı açıldı kapıdan geçtim kapı kendiliğinden kapandı. Etrafa baktığımda yayladaydım kayalığın altında, arkama baktım ama benim çıktığım kapı yoktu, herhalde birden ışığa çıkınca göremiyorum diye düşündüm ve yerimden hiç kımıldamadan bir süre bekledim. Artık her şeyi çok iyi görüyordum ama kapıyı yine de göremedim. Bulunduğum yer bana tanıdıktı oturdum ve saatlerce baktım bu sıra kayada bir delik gördüm para büyüklüğünde, işaretledim onu ve indi koyunların yanına, yemek yidikten sonra tekrar o kayanın yanına çıktım, aklıma geldi elimdeki çoban sopasını deliğin içine soktum güçlü bir şekilde bastırdım gacırtıyla kapı döndü şimdi kapının yerini gördüm kapının yerini belledim ve toplandım. Kayadaki girdiğim çatlak yeri birkaç gün taşlarla doldurdum yarığı kapattım tamamen, sadece kayaların altındaki kapı kaldı. Sonra tekrar girdim ama sadece bakıyordum, bekledim birileri bir bilgiyle gelsinler ama o iki subaydan başka kimse sormadı, onlarda tehlikeli insanlardı. 10 yıldır gitmiyorum çok yalandım artık bana da gördüklerim ve aldığım bir avuç altın para kaldı.

    Emin Ağanın hazinesi (gizemliliğini hala koruyor)

    1813 yılında Hurşit paşa 50.000 askeriyle Haskoye doru yola çıkmış Kırçalıları yok etmek için. Emin ağa bunu öğrenince anlamış ki bu defa sıyıramayacak ve karar vermiş bütün hazinesini toplayıp bir yere gizlesin. Emin ağa etrafa çok miktarda altın gömmüş, gömüş olduğu altınları çıkartırmış öküz arabalarına doldurmuş ve Meriç nehrine yakın bulunan eski bir kaleye doğru yola çıkmışlar. Kalede artık 250 kırcalı çalışıyormuş ve onları da 300 silahlı kırcalı korumalığını yapıyormuş. Kazı esnasında çok büyük bir roma dönemine ait hazineye denk gelmişler Emin ağa emir vermiş hazineye dokunulmasın diye, onların üzerine Emin ağanın hazinesini de koymuşlar, çok büyük miktarda altın gümüş ve değerli taşlardan oluşan, üzerine büyük kirişler koyarak toprak ve kayalarla kapatmışlar. 250 çalışanı öldürerek orada yakın bir yere gömmüşler. Oradaki izleri tamamen yok ettikten sonra davul zurna eşliğinde Gedikliye doğru yola çıkmışlar, burada Emin ağa çok paralar dağıtmış, ve çok dikkatli izliyormuş oradakilerden kimse kaybolmasın diye, onlara çok büyük bir ziyafet vermiş ve içtikleri şarabın içine zehir koyarak hepsini zehirlemiş. Gece yarısı Emin ağa bir tabur kırcalı çağırarak şaraptan zehirlenenlerin hepsini kestirmiş, ve onlara iki yük altın vermiş. Çok geçmeden Hurşit paşanın askerleri gelmiş orda bulunanları kırcalıları kesmiş ve kaçan kaçmış dağlara. Emin ağa da saklanmış ama birleri tarafından ele verilmiş ve yakalanmış. Askerler çok acımasızmışlar Gedikliden Hasköye kadar kollara gererek götürmüşler, yolda Emin ağanın ne kadar acı ve ızdrap çektiğine bakıyormuş kırcalılar ve Emin ağanın korumaları. Günlerce onu başı aşağı asılı tutmuşlar ama Emin ağa söylememiş nereye gömdüğünü hazineyi. Emin ağanın kellesini keserek Vezire göndermişler vücudunu da bir kazığa geçirmişler. ,,SAYGILARIMLA,,
    ACEMİAVCI (23.Ağustos.2019), gezgin_99 (19.Eylül.2019) Bunu beğendi.
    Ailenizin ve kendi huzurunuz için kaçak kazı yapmayınız yapanlarıda uyarınız,,,,

  8. #8
    delikadir
    delikadir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Trakya eskıyaları

    guzel anlatımdı kardes ılk rıvayettekı Ali bey le tanısıklık olayı nasıl oldu merak ettım 2. söylemdekı emın ağa dakı gelısen olaylarda,emın ağa hazıneyı gömen ve bılen herkesı zehırleyıp öldurmustu anladıhım kadar,eğer öyleyse,bu rivayet nasıl ortaya cıktı we emın ağa hasköy denmıs edırne ye bağlı 2 tane haskoy var 1. haskoy, kesan uzunköpru arasında 2. hasköy de kesan enez arasında ve merıc nehrı kenarındakı kale ye gömmus dıon edırne haskoy tarafında merıc nehrıne yakın kale yok,enez hasköy tarafında merıc nehrıne yakın olan meshur enez kalesı var ve orası ıcın cok konusulan rıvayetler var konu hakkında bılgın sağlam ıse gercek olma ıhtımalı cok yuksek bı rıvayet.bılgılerını paylastığın ıcın cok sağol saygılarımla.

  9. #9
    Status
    Çevrimdışı
    dilo06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Ocak 2010
    Mesajlar
    203
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    1
    bu anlattıgın volçanın benzeri beş tepelere yakın bir yerde volçan para sını saklamak için çukur kazarken karşısına domuz kafalı altından demir kapı çıkar içeri girmeye bir türlü cesaret edemezler ama daha sonra cesaretlenip içeriye görünçe apollonun hazinesini bulduklarını anlarlar ve kendi paralarınıda oraya ilave ederler bin senedir bulunmayan parayı bulamayan kıyamete kadarda bunları bulamaz deyip çekip giderler daha sonrada ordaki admların içkisine zehir koyarak öldürür sadece iki kişi öldürülecegini anlayıp saklanırlar beklemeye başlarlar volçanı bir insanın gecebilecegi kadaR BİR YERDEN ÇIKARKEN İKİ ADAMI VOLÇANIN KAFASINI KESER VE KAFAYI ALIP ORDAN UZAKLAŞIRLAR GÖVDE ORDA KALIR BU YER BULUNDUGU ZAMAN KAFASI OLMAYAN ADAM VOLÇANDIR EMİN OLUNGİZLİ GEÇİT ŞU AN KAPALIDIR
    Kayip kepenek (24.Ağustos.2019) Bunu beğendi.

  10. #10
    edirneli22
    edirneli22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    ben edirne uzunkopruluyum bunlar sacma

    yazılanları okudum ve bukadar sacma seyler daha duymadım.buralarda o tur hikayeleri kucuk cocukları korkutmak için anlatılır.alakası yok ama ben ille kalıntı istiyorum derseniz gelin sizi eski yıkılmıs kalelere getireyim devletin bile bilmediği yerler. yeterki sağlam makinanaız olsun ama once guven tabiki

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •