Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Paphlagonia Kaya Mezarları

  1. #1
    Status
    Çevrimdışı
    KUTAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Kasım 2016
    Mesajlar
    306
    Beğenmiş
    99
    Beğenilmiş
    16

    Paphlagonia Kaya Mezarları

    Paphlagonia Ölü Gömme Gelenekleri
    Paphlagonia Bölgesi’nde kapsamlı kazı ve araştırmaların yeni başlaması nedeniyle bölgede
    hakkında bilgilerimiz oldukça azdır. Ancak ölü gömme gelenekleri bakımından özellikle kaya
    mezarları 19. yy. Avrupalı gezginlerin dikatini çekmiş ve araştırmalar bu merkezde
    yoğunlaşmıştır. Ancak Paphlagonia Bölgesi’nde kaya mezarlarından daha yaygın bir biçimde
    kullanılan mezar tipi ise tümülüslerdir. İlk olara Leonhard yaptığı araştırma gezilerinde
    bölgedeki tümülüsleri tespit etmiş ve haritada işaretleyerek fotoğraflamıştır.57 Ardından
    Jacopi ise Paphlagonia Kommagene arsındaki araştırma gezilerinde bölgedeki tümülüsleri
    tespit etmekle kalmamış, aynı zamanda Taşköprü Kırktepeler Tümülüslerini kazarak
    buluntularıyla birlikte yayınlamıştır58. Jakopi iki sezon sürdürdüğü kazılarının ilk sezonu olan
    1938 yılında, Taşköprü’de kazdığı iki tümülüsün mimarisinden çok, zengin buluntuları
    üzerinde durur. Bu mezarlardan 1 nolu tümülüs içersindeki lahitte, kötü korunmuş olsa da,
    iskeletin üzerinde yer yer elbise ve ayakkabı parçalarının bulunduğundan bahseder. Ayrıca
    altın diadem parçası, demir bir yüzük ve sağlam durumda seramik bulutuları yanındabir adet
    sitrigilis ile bu mezarı M.Ö. 6. yy.’a tarihlemiştir59. 1938 yılında ise Taşköprü Kırktepeler
    57 Leonhard 1915,103, 127,141, 244 vd.
    58 Jacopi 1937, 10 vd. Res. 26–31, Jacopi 1938, 5 vdd. Res.3–10.
    59 Jacopi 1937, 10 vd. Res. 26–31
    14
    Tümülüslerinden dördünü görmüşse de, kaçakçılar tarafından daha önce kazıldığını bildirir.
    Bu nedenle mimarileri üzerinde durmaz. Ancak özellikle gerek kendi bulduğu gerek se köyde
    yaptığı araştırmalardan elde ettiği malzemeleri tanımlar ve bu mezarlardan çıkan buluntuları
    M.Ö. 6. yy. ve M.Ö. 4. yy. sonu arasına tarihlendirir60.
    Jakopi’nin bu çalışmasının ardından, A. Gökoğlu yaptığı araştırma gezilerde onlarca tümülüs
    keşfetmiş, Osmanlıca tuttuğu “Paphlagonia Tümülüsleri” not defterine hepsini fotoğrafları ve
    tanımlarıyla ayrıntılı olarak yazmıştır. Bu notlarda özellikle dikkat çekici olan, köylüler
    tarafından kazılan ya da bulunan tümülüslerin çizimlerini yapmış, fotoğraflamış ve diğer
    tümülüs gelenekleriyle karşılaştırmış olmasıdır61.
    Gökoğlu tespit ettiği tümülüsleri Sinop, Bartın, Ulus, Eflani Ağlı, Devrakani, Daday,
    Kastamonu, Taşköprü, Boyabat, Araç, Safranbolu, Eskipazar, Kurşunlu, Orta Bucağı, Ilgaz,
    Tosya, Çankırı, İskilip Tümülüsleri olarak gruplandırmış ve yerlerinden ayrıntılıca
    bahsederken açılmış olan mezarların mimari olarak yorumlamış ve değerlendirmiştir.
    Çoğunlukla kaçak kaçak kazıcılar tarafından açılan mezarlardan özellikle, Kastamonu Baltacı
    Kuyucağı Köyü Kaypı Tümülüsü’nün tonozlu ve dikdörtgen mezar odası içersinde, bulunan
    girlantlı lahit dikkat çekicidir62. Ayrıca Safranbolu’nun Keten Köyü’ndeki tümülüs, Daday
    Honsalar Köyünde bulunan Tonoz Tepe tümülüsü, Araç Gemi Köyü tümülüsü ve Çankırı
    Ilgaz ilçesi Cendere Köyü tümülüsü Gökoğlu tarafından daha çok Roma Dönemine
    tarihlenmiştir. Gökoğlu sonrasında ise bölge tümülüsleri konusunda sistemli bir araştırma
    yapılmamıştır.
    Sonuç olarak Gökoğlu’nun yaptığı çalışmada görülebileceği gibi Paphlagonia Bölgesi’nde
    tümülüs geleneği önemli bir yer tutmakta ve kaya mezarlarından daha yaygın olarak
    kullanılmış oldukları görülmektedir. Ancak bölgede araştırma ve kazıların olmaması
    nedeniyle bu mezarların mimarisi, tipolojisi dönemsel yayılım alanları ve etkileşim süreçleri
    üzerine hala bir şey söylenememektedir.
    60 Jacopi 1938, 5 vdd. Res.3–10.
    61 Gökoğlu 1955, 44–57.
    62 a.g.e, 52 vdd. 2–5.
    15
    Paphlagonia Bölgesi’nde ölü gömme gelenekleri arasında lahitlere oldukça az rastlanır ve
    müzelerde görülen örnekler, daha çok Roma Dönemi Girlandlı lahitleri ve yine Roma
    Dönemine verilen az sayıdaki pişmiş toprak lahitlerdir.
    Bölgede dikkati çeken ise, lahitlerden oluşan bir nekropol anlayışı yerine özellikle Roma
    Döneminde, yan yana ve hatta iki katlı kaya mezarlarından oluşan nekropollerin olmasıdır.
    Roma Dönemi kaya mezar nekropollerinden en bilinenleri, Pompeiopolis kenti nekropolü63,
    Safranbolu Aşağıgüney Köy, Hacılarobası Köyü kaya nekropolü; Sinop Durağan ilçesi
    Terelik kayası kaya nekropolüdür. Bu nekropollerde görülen Roma Dönemi kaya mezarları,
    tonozlu basit bir cephede, bir kapı taşı ile kapatılan dikdörtgen bir girişin ardında tonozlu bir
    mezar odası ve bu odanın duvarlarına açılan, odanın büyüklüğüne göre değişen bir ile altı
    arasında arkosolyum tipinde ölü yatakları ile birbirinin kopyası şeklindedir.
    4. Paphlagonia Bölgesi Kaya Mezarları Araştırma Tarihi
    Paphlagonia Bölgesinde ilk olarak 19. yy. Avrupalı gezginleriyle birlikte başlayan
    araştırmalar, özellikle Anadolu sanatı içersinde ünik cephe mimarileri yanında yoğun
    ikonografik betimlemeleri ile görülen kaya mezarları üzerinde yoğunlaşmışıtr.
    Paphlagonia Bölgesini dolaşan ve kültürel envanterini tutan ilk araştırmacılardan özellikle
    Hirchfeld, sistematik araştırı sonucu, Kastamonu Evkaya, Kargı Ambarkaya, İskilip kaya
    mezarlarını keşfetmiş, çizim ve fotoğraflarıyla birlikte yayınlamıştır64. Daha sonra özellikle
    Halys Vadisinde coğrafi çalışmalar yapan Prusyalı memurlardan, Maercker, Kannenberg,
    Prittwitz ve Gaffron; Terelik kayası, Kapılıkaya ve Asarköyü kaya mezarları yanında; Besdut,
    Durağan Ambarkaya ve Osmancık kaya mezarlarını keşfetmişler ve Globus dergisinde önce
    Prittwitz ve Graffron ardından da Kannenberg yayınlamıştır65.
    Leonhard ise 1899, 1900 ve 1903 yıllarında Paphlagonia Bölgesi’nde yaptığı coğrafi,
    etnolojik ve arkeolojik araştırmalarında Kalekapi, Salarköy, Karakoyunlu, Urganci kaya
    mezarlarını keşfetmiş ve yayınlamıştır66. Leonhard’ın ardından G. Jakopi bölgede araştırmalar
    yapmış ve hatta Taşköprü Kırktepeler tümülüsünü kazmışsa da kaya mezarları üzerinde pek
    durmamıştır67. Kastamonu müzesi kurucu müdürü olan Gökoğlu ise, bölgeyi dolaşmış ve
    sadece kaya mezarları değil, tüm arkeolojik ve sanat tarihine dair verileri konularına göre
    63 Gökoğlu 1955,75.
    64Hirschfeld 1883, 275- 280; Hierscfeld, 1885.
    65Kannenberg 1895,101- 107; 120- 125.
    66 Leonhard 1902, 1- 37; Leonhard 1915.
    67Jacopi 1935; Jacopi 1938.
    16
    ayırdığı ve Osmanlıca tutuğu not defterlerine kaydetmiştir. Bu not defterlerinden birkaçını
    birleştirdiği ve özetlediği kitabını 1955 yılında yayınlamıştır68.
    Gökoğlunun ardından Akurgal kaya mezarlarından bazılarına değinde de69 von Gall’e kadar
    ciddi bir çalışma görülmemektedir. von Gall ise tüm sözü edilen erken verileri toplamış,
    dönemin yeni buluntuları eşliğinde kaya mezarlarını tanıtmış ve yeni bir tarihleme önerileri
    ile mezarları M.Ö. 5. yy. başından M.S. 3. yy. alığına yerleştirmiştir70.
    Sonuç olarak Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları 19. yy.’dan başlayarak araştırmacıları
    cezbetse de, von Gall’in çalışmasından sonra bir bıçak gibi tüm araştırmalar kesilmiştir. Bu
    gün ise kazı ve araştırmalar bölgede tekrar, görülmeye başlansa da yerersizdir. Dolayısıyla
    Paphlagonia Bölgesi daha halen arkeolojinin üzerinde en az bilgiye sahip olduğu bir alandır.
    5. Paphlagonia Bölgesi Kaya Mezarları Yayılım Alanı
    Paphlagonia Bölgesi, kuzeyden güneye ardı ardına sıralanmış, doğu batı doğrultusunda uzan
    Küre Dağları, Ilgaz Dağları ve Köroğlu Dağları ile bölünmüştür (Harita). Bu zorlu coğrafya
    nedeniyle akarsu vadilerine sıkışan yerleşimler, yoğun bir ekonomik varlık gösterememiş,
    dolayısıyla Paphlagonia Bölgesi’nde güçlü bir siyasi birlik kurulamamışlardır. M.Ö. 8. yy.’da
    yoğunlaşan İon kolonizasyonuna kadar olan sürede kıyı şeridinden çok, verimli akarsu
    vadilerine yerleşmeyi seçen Paphlagonialı kabileler, dağınık bir karakter gösterir. Özellikle
    yerleşimlerde kıyı şeridinin tercih edilmemesi; kıyılara paralel uzanan dağlar nedeniyle
    yeterince tarım arazisinin bulunmayışı ve güvenli limanların olmayışı ile bu alanların
    ekonomik anlamda bir zenginlik sunamaması nedeniyledir. Her ne kadar İon
    kolonizasyonuyla birlikte kıyılar yerleşime açılmış olsa da, Sinope ve Amissos dışında
    tutulmak kaydı şartıyla korunaklı bu küçük limanlar, Hellenistik ve Roma Dönemine kadar
    büyük oranda Karadeniz’in doğusundaki ve kuzeyindeki zenginliklere ulaşmak için uğrak ve
    barınak yerlerinden öteye geçememiştir71.
    68 Gökoğlu 1955; F. Dökü, G. Dinç, F. Şimşek “Ahmet Gökoğlu Not Defterleri – Paphlagonia Bölgesi İlk
    Kültür Envanteri” Anadolu 30, 2008, 65–82.
    69 Akurgal 1955.
    70 von Gall1966.
    71 G.R. Tsetskhladze, Karadeniz'in Tarih ve Arkeolojisi Uzerine. Arkaik ve Klasik Donemlerde Karadeniz'de
    Ticaret: Bazi Gozlemler. Iskit ile Thrak Kral ve Seckin mezarlarini Kim Insa Etti? Anayurtlari Disindaki
    Ionialilar (2005) 9 – 37.
    17
    Demir Çağı ile birlikte, erken dönem anıtsal kaya mezarlarının yoğunluğu ile görüldüğü gibi
    Paphlagonia’nın merkezi, Amnias Vadisi’dir. Bu merkez sırasıyla Phryg, Kimmer, Lidya,
    Akhaemenid, Makedon ve Helenistik krallıkların kargaşalı dönemlerinden sonra, Bithynia ve
    Pontos krallıklarının eline geçse de, daha sonra güçlü Roma hâkimiyetini altına girmiştir.
    Dolayısıyla bu birçok egemen kültürün izini, Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları’nda görmek
    oldukça doğaldır. Ayrıca yukarıda bahsedilen coğrafi durum, Paphlagonia kaya mezarlarına
    yansımış ve birbirine geçitlerle bağlanan geniş akarsu vadilerinde, özde aynı olsa da ayrıntıda
    farklı mimari anlatımlar oluşmuştur.
    Paphlagonia kaya mezar geleneği, M.Ö.5. yy.’ın başları birlikte Phrygia kaya mezar
    düşüncesi ve mimari anlayışı etkisi ile özellikle bölgenin merkezi olan Amnias Vadisinde
    ortaya çıkar. Ancak mimaride asıl, yerel ahşap konut mimarisinin kayaya cephesi ve planına
    yansıtılmışlığıdır. Bu gelenek kesintisiz olarak Hellenistik ve Roma Dönemi içlerine kadar
    devam eder. Paphlagonia kaya mezarlarının değişmeyen mimari geleneğine rağmen, ayrıntıda
    görülen farkları ile rahatlıkla dönemsel olarak ayrılabilmektedir.
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları mimari ayrıntıları ile özde Amnias ve Halys vadisi olmak
    üzere iki ana grupda incelenebilmektedir. Ancak özellikle Hellenistik Dönemle birlikte bu
    vadiler dönemin büyük güçlerinden olan Bithynia ve Pontus kralıklarının eline geçmiş ve
    Paphlagonia Kralları daha çok Devrez ve Soğanlı Su Vadisi içersinde egemenliklerini
    sürdürmüşlerdir. Dolayısıyla kaya mezarları, daha çok bu vadilere kaymış ve mimaride
    Amnias ve Halys vadisi geleneğini sürdürmüşlerse de cephe ve planda görülen sadeleşme ve
    primitif anlatım, bu kaya mezarlarını erken dönem kaya mezarlarından ayırmaktadır.
    Amnias Vadisi kaya mezarları cephe mimarisi geleneğinde ilk olarak dikkati çeken, sütunlarla
    taşınan bir ön alanının varlığıdır. Bu sütunlar, genel olarak bir, üç arasında değişen sayılarda
    karşımıza çıkarlar ve ölçü farklılıkları olsa da form olarak birbirlerine tamamen benzer bir
    görüntü çizerler. Sütunlar, bazen dörtgen bir taban üzerine yerleştirilirken, çoğunlukla mezar
    zeminine oturan, geniş ve yüksek bir torusa sahip altlığa sahip, yukarıya doğru gittikçe
    incelen yuvarlak ve geniş gövdeli, dörtgen ya da boğa formlu sütun başlığına sahiptir. Bu
    sütunlarla taşınan ön odanın cephesi iki ya da üç kademeli kirişlerle çerçevelenmiştir. Üst örtü
    olarak ise beşik çatı, Durağan Terelik kayası kaya mezarına kadar istisnasız olarak Amnias
    Vadisi içersinde gelenekleşmiş ve özellikle Halys Vadisi güneyindeki İskilip ve Kargı kaya
    mezarlarını daha geç dönemde etkilemiştir. Ayrıca Amnias Vadisi kaya mezarların yoğun
    18
    kabartma bezemeli alınlığının olması bu vadiye özgü bir durumken etki alanı yine Halys
    Vadisi güneyindeki Kargı ve İskilip mezarlarına kadar genişler.
    Amnias Vadisi kaya mezarlarının planında bir, üç arasında değişen sütunla taşınan geniş bir
    ön alanın arkasında görülen, aynı konut mimarisinde karşılaşıldığı gibi merkezde olmayan bir
    kapı ile mezar odasına girilir. Dörtgen mezar odaları, çoğunlukla ahşap taklidi hatıl ve
    merteklerle bezenmiş, düz ya da üçgen tavanlıdır. İç döşemde ise büyük oranda ölü yatakları
    görülürken, mezar ön odaları ve ana odalarında ölü kültüne dair bir döşem görülmemektedir.
    Bu ana tip Hellenistik ve Roma Dönemi’nde, cephe mimarisinde ve planda sadeleşerek
    Paphlagonia Bölgesi’nde yaygınlaştığı gibi, Pontus ve Kappadokia’da bölgeleri kaya
    mezarlarını da etkiler.
    Daha çok Halys Vadisi kuzeyinde Bafra ile Vezirköprü’de yoğunlaşan ve geç örnekleri
    Çorum Alaca’da görülen kaya mezarları ise Amnias Vadisi kaya mezar geleneğinden
    farklılaşır. Cephe mimarisinde, üç beş arasında değişen sayılarda sütunlar görülmektedir. Bu
    sütunların yayvan, geniş ve yüksek olmayan toruslu sütun altlığı üzerinde; yuvarlak formlu,
    yukarıya doğru incelerek yükselen ve üstte dörtgen bir sütun başlığı ile taşınan düz damlı ve
    kabartma bezemesiz bir mimari anlayış ile Halys Vadisi kaya mezarlarında gelenekselleşir.
    Burada dikkati çeken Amnias Vadisi kaya mezar cephelerinde görülen ahşap mimari taklidi
    yerine, Halys Vadisinde sade, düz ve stabil bir mimari anlayışın seçilmiş olmasıdır. Planda da
    bu sade anlatım devam eder ve sütunlarla taşınan geniş ön alan ve merkezde olmayan kapı ile
    geçilen mezar odalarında hiçbir ahşap mimari taklidi anlatım görülmez. Ancak mezarların
    içersinde görülen klineler yanında Asar 1 ve 2 nolu kaya mezarlarında görülen banklar,
    bölgede başka hiçbir örnekle temsil edilmezler (Çiz. 13,14).
    Bu iki ana tip hem cephede hem de planda sadeleşerek M.Ö. 4. yy.’dan başlayarak Helenistik
    ve Roma Dönemin’de Halys Vadisinin güneyine, Devrez Vadisine ve Soğanlı Su vadisine
    doğru yayılmıştır. Ayrıca Halys Vadisi mimari geleneği, Pontus Bölgesi’nde, Kotyra kaya
    mezarları ve Amaseia kaya mezarlarını cephe mimarisi ile etkilemiştir. Aynı zamanda,
    özellikle Helenistik Dönemde Kappadokia Bölgesi, Alaca ve Göreme kaya mezarlarında
    Paphlagonia kaya mezarları etkisi rahatlıkla görülmektedir.
    19
    6. Paphlagonia Bölgesi Kaya Mezarları: Tipoloji, Mimari ve İkonografik Donanım
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları, cephe ve planda tipolojik olarak birkaç ana grupta
    incelenebilinir.
    Mezarlar, cephe mimarisine göre, düz damlı ve beşik çatılı olarak ayrılabilinirken, planda ise
    ön odalı (çok odalı) ve tek odalı kaya mezarları olarak tipolojik bir ayrım yapılmalıdır(Lev.
    1,2,3).
    Cephe Mimarisinde özellikle beşik çatı, bölgenin merkezi olan Amnias Vadisi kaya
    mezarlarında, Kastamonu Evkayası, Kalekapı kaya mezarı, Aygırkayası kaya mezarı,
    Salarköy kaya mezarı, Yukarı Urgancı kaya mezarı, Bademci kaya mezarı, Çöpcöp kayası
    kaya mezarı, Durağan Ambarkayakaya mezarında görülür. Halys Vadisinin kuzeyinde sadece
    Asarkaya 1 Nolu kaya mezarlarında varolan beşik çatı bu vadinin güneyinde ise Kargı ve
    İskilip 1,2 ve 3 Nolu kaya mezarları, Güvercinlik 2 Nolu kaya mezarı ile temsil edilir. Devrez
    Vadisinde ise tek örnek Kisecik kaya mezarı iken, Soğanlı Su vadisi içersinde Gerdekboğazı
    ve Aşağı Güneyköy kaya mezarları’nda görülür.
    Düz Damlı kaya mezarları ise, daha çok Halys Vadisi kaya mezarlarında yoğunlaşır. Bu
    vadinin kuzeyinde, Asarkaya 2 Nolu kaya mezarı, Kapılıkaya kaya mezarı ve Esenköy kaya
    mezarı düz damlıdır. Güneyde ise Alaca 1, 2 Nolu kaya mezarı ve Güvercinlik 1 Nolu kaya
    mezarı da bu tipin içine girer. Devrez vadisinde tek örnek Beşdut kaya mezarı iken Soğanlı
    Su Vadisinde ise Çatal İn ve Emmenkayası kaya mezarları düz damlıdır. Amnias vadisinde
    ise Terelik kayası kaya mezarı, Alasökü Direklikaya kaya mezarı nda görülmektedir.
    Planda ise Paphlagonia Bölgesi kaya mezar geleneğinde sütunlarla taşınan bir ön alanın
    varlığı ortaktır. Bölge geleneğinde olmayan ise tek odalı kaya mezarlarıdır ki bu mezarlar
    daha çok Amnias ve Devrez vadisinde yoğunlaşırlar.
    6.1. Cephe Mimarisi
    6.1.1. Taşıyıcı elemanlar
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezar geleneğinde görülen sütunlarla taşınan ön alanları ile
    özellikle düşüncede ve mimaride etkilendiği Phrygia kaya mezarlarından ayrılır. Bu mimari
    anlayışın kökeni yerel ahşap konut mimarisidir ve dolayısıyla bölgenin kendi buluşudur.
    20
    Aşağıda ayrıntılıca anlatılacak olan; bir ahşap mimaride görülen tüm ögelerin kaya mezarının
    cephesine yansımışlığı, taşıyıcı elemanların çeşitliliği ile de karşımıza çıkar. Bun taşıyıcı
    elemanlar, sütun altlıkları, gövdeleri ve başlıkları yanında pilaster ve kademeli çerçeve
    kirişlerdir. Taşıyıcı elemenların çeşitliliği aynı zamanda kültürler arası ilişkiler ve etkileşim
    süreçlerine dair izler sunarken, mezarların tarihlenmesinde de ipuçları verebilecek niteliktedir.
    6.1.1.1. Sütunlar
    Bölge kaya mezarları mimarisinde ilk olarak dikkati çeken mezarların ön alanını taşıyan
    sütunlarıdır ve özellikle Amnias Vadisi geleneğindeki beşik çatılı anlatım ile birleşince daha
    çok Hellen tapınak formunu çağrıştırır. Oysa bir beş arasında değişen sütun sayıları, aşağıda
    ayrıntılıca değinilecek olan sütun altlık, gövde ve başlık formları ile herhangi bir Hellen
    mimari düzenini göstermemekle birlikte daha çok yerel ahşap mimari anlayışın içinde
    değerlendirmek ve bu ön alanı bir Pronaos’dan çok, konut mimarisindeki sundurma ile
    anlamlandırmak daha doğru olacaktır.
    6.1.1.1.1. Altlıklar
    Paphlagonia Bölgesi, erken dönem anıtsal kaya mezarlarının genelinde; altta, dörtgen bir
    tabanın üzerinde görülen oval, yüksek ve geniş bir altlık, kısa ve ensiz bir silme ile sütuna
    bağlanır. Bu biçim genel olarak hiçbir değişim göstermeden tüm erken dönem kaya
    mezarlarında görülürken, sadece sütun altlığının yükselmesi, dikleşmesi ya da yayvanlaşıp,
    ensizleşmesi ile farklılaşır (Çiz.1). Bu durum genel tipolojide çok etkili olmasa da basitçe,
    yüksek ve geniş olan altlıkların genellikle Amnias vadisinde görüldüğü; yayvan ve geniş olan
    altlıkların ise Halys Vadisi kuzeyindeki kaya mezarlarında karşımıza çıktığı dikkatten
    kaçmamalıdır. Ayrıca özellikle Geç Hellenistik- Roma Dönemi sütunlu kaya mezarları, erken
    kaya mezarlarını taklit etmiş olsalar da şematik yapıları içersinde sütun altlıkları ve
    başlıklarının görülmemesi ile dikkat çekicidirler.
    Bölge kaya mezar geleneği içersinde görülen sütun altlıklarının formu ilk bakışta Kuzey
    Suriye ve Yeni Hitit sütun altlıklarını anımsatmaktadır72. Ancak, özellikle Kalekapı kaya
    mezarı, Salarköy kaya mezarı, Terelik kaya mezarı, Asarkaya 1, 2 Nolu kaya mezarları,
    Kapılıkaya kaya mezarı, Alaca kaya mezarları, Kargı ve İskilip kaya mezarlarında görülen
    72 Kannenberg, 1895,121; von Gall 1966, 113 vd. Çiz. 29.
    21
    sütun altlıkları ile Med kaya mezarlarından Dukan-ı Davud ve Kur-u Kız kaya mezarlarında
    görülen sütun altlıkları73 ve Akhaemenid mimarisinde kullanılan sütun altlıkları ile; kare bir
    taban üzerinde geniş oval bir torusdan oluşan yapıları ile benzerliği dikkat çekicidir74.
    Ancak Paphlagonia kaya mezarlarında görülen sütun altlıklarını anlamlandırabilmek için,
    yuvarlak gövdeli sütunların yukarıya doğru incelmesi ve bunların yekpare ahşap sütunların bir
    kopyası niteliğinde olduğu görülmelidir. Dolayısıyla yüksek ve yayvan sütun altlıklarında
    Akhaemenid ya da Med mimari etkisi aranması yerine; bölgedeki ahşap mimari geleneği
    içersinde yüksek ve geniş sütunları taşımak için, yerel bir çözüm olarak değerlendirmek daha
    doğru olacaktır.
    6.1.1.1.2. Gövdeler
    Yuvarlak Gövdeliler: Paphlagonia Bölgesi ahşap konut mimari geleneğinin bir yansıması olan
    aşağıdan yukatıya doğru incelen sütunlar; Amnias ve Halys Vadileri anıtsal kaya mezarlarında
    istisnasız olarak Hellenistik Döneme kadar görülmektedir (Çiz 1).
    Bu mezarlar; Amnias Vadisinde, Kalekapı kaya mezarı, Aygırkayası kaya mezarı, Salarköy
    kaya mezarı, Terelik kayası kaya mezarı yanında; Amnias Vadisi kaya mezarından etkilenen
    Halys vadisi Güneyindeki Kargı Ambarkaya kaya mezarı ve İskilip 1- 2 Nolu kaya
    mezarlarıdır.
    Halys Vadisi kaya mezarlarında ise Asarkaya 1 ve 2 nolu kaya mezarları, Kapılıkaya kaya
    mezarı, Esenköy kaya mezarı ve Helenistik döneme tarihlenen Gerdek kayası 1- 2 nolu kaya
    mezarları bu gruba girer. Ayrıca Soğanlı Su Vadisinde yine Helenistik Dönem içine tarihlenen
    Gerdekboğazı kaya mezarında da görür.
    Ancak özellikle Geç Helenistik ve Roma Döneminde yukarıdan aşağıya doğru genişleyen
    sütun altlıkları yerini ya Durağan Ambarkaya kaya mezarında ve Karakoyunlu Emmen kayası
    kaya mezarında olduğu gibi silindirik bir forma dönüşür.
    Yuvarlak gövdeli sütunlara yine Geç Helenistik Roma Dönemi içersinde ön ve arkada hafif
    dışbükey yanlar nispeten daha düz olan başlıksız ve altlıksız sütunlara sahip kaya
    73 von Gall 1974, 136 vdd.
    74 von Gall 1974, 114; W. Burkhardt, Kapitelle und Basen (1971) 104 vdd. Lev. 214–229.
    22
    mezarlarında basit ve sade anlatımları ile karşımıza çıkarlar. Bu tip sütunlar Amnias
    Vadisinde Urgancı kaya mezarı, Halys Vadisi’nde Güvercinlik 1–2 Nolu kaya mezarları,
    Devrez Vadisinde Beşdut kaya mezarı ve Soğanlı Su Vadisinde Çatal İn kaya mezarı bu grup
    içinde değerlendirilebilinir.
    Sonuç olarak M.Ö. 5. yy.’dan Helenistik Döneme kadar bölgenin ahşap mimarisinin bir
    yansıması olarak karşımıza çıkan yukarıdan aşağıya doğru kalınlaşan masif ağaç görüntülü
    sütunlar görülürken; Geç Helenistik ve Roma Dönemleri içlerinde daha çok başlıksız ve
    altlıksız, silindirik ya da daha düz hatlı geometrik sütun gövdeleri görülmeye başlanır. Bu
    sütunlar, erken dönem kaya mezarlarında görülenlere göre çok daha ince bir gövdeye
    sahiptirler.
    Dörtgen Gövdeliler: Paphlagonia kaya mezar geleneği içinde sık görülmeyen dörtgen,
    cepheden bağımsız ahşap taklidi sütunlara anıtsal kaya mezarlarından Evkaya kaya mezarında
    rastlanılmaktadır (Çiz.1). Ayrıca Aşağı Güneyköyü kaya mezarında ise, cepheden tam
    koparılmamış yarım dörtgen sütun gövdesi, bölgede başka bir mezarda görülmez.
    Evkaya kaya mezarı cephesinde dörtgen ve altlıksız sütunlar, tam bir ahşap konut mimari
    bütünü içersinde kaya mezarının cephesine yansımışlığı ile bölgede tekildir. Yine bu sütun
    formunu tamamlayan ve daha sonra ayrıntılıca bahsedilecek olan dörtgen sütun başlığı da
    dikkat çekicidir. Bu ünik anlatım, yukarıda bahsedilen yuvarlak gövdeli sütunlar gibi mezarın
    tarihlemesi için çok fazla detay vermemektedir.
    6.1.1.1.3. Başlıklar
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezar mimari geleneği içersinde, yukarıda ayrıntılıca üzerinde
    durulan birden beşe kadar çeşitli sayılarda ahşap mimari konutları taklit eden sütunlarla
    taşınan bir sundurmanın, yani bir ön odalarının varlığı ilk dikkati çeken unsurdur. Özellikle
    sütunlarda, altlık ve gövdelerinden daha fazla bilgiyi sütun başlıklarının zengin çeşitliliği ve
    formları ile edinebilmekteyiz. Bu sütun başlıklarını kabaca, bezemeli ve geometrik formlu
    başlıklar olarak iki ana gruba ayırabiliriz. Bezemeli başlıkları ise kendi içlerinde bitkisel
    bezemeli başlıklar ve Anadolu Akhaemenid Dönemi mimari etkilerini en iyi şekilde ortaya
    koyan boğa formlu başlıklar olarak iki ana grupta inceleyeceğiz. Ayrıca daha çok bölgenin
    yerel ahşap mimarisinin yansıdığı geometrik başlıkları ise dörtgen ve yuvarlak formlu
    başlıklar olarak ayırabilmekteyiz (Çiz.1).
    23
    Ancak bu bölümde, yukarıda altlık ve sütunları anlatırken değindiğimiz gibi özellikle Geç
    Helenistik ve Roma Dönemi içlerinde sadeleşen ve basit bir anlatımla karşımıza çıkan
    sütunlarda, altlık ve başlığın görülmemesi mezarların tarihsel yayılımı açısından önemli bir
    kriter olduğu yönündeki görüşümüz üzerinde de durulacaktır.
    Bezemeli sütun başlıkları, aşağıda değineceğimiz geleneksel tip olan ve yerel ahşap
    mimarisinin yansıması dörtgen başlıklardan farklı olarak, Paphlagonia kaya mezarlarındaki
    yabancı unsurları ve kültürel etkileşim sürecini göstermesi bakımından oldukça önemli veriler
    sunmaktadır. Bunlardan ilk olarak Akhaemenid etkili boğa formlu sütun başlıklarının
    tipolojik incelemesi yapılarak özellikle Anadolu Pers sanatı içersinde yeri tartışılacak ve
    sonrasında bölgede tek bir örnekle temsil edilen Karakoyunlu Gerdekboğazı kaya mezarı
    bitkisel bezemeli başlıkları ele alınacaktır.
    6.1.1.1.3.1. Boğa Formlu
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarında dizleri üzerine çökmüş boğa formlu sütun başlıkları,
    Amnias Vadisi erken anıtsal kaya mezarlarından Kalekapı kaya mezarı (Res.1)75, Aygırkayası
    kaya mezarı (Res.2a,b)76 ve Salarköy kaya mezarında karşımıza çıkarken (Res.3a,b,c)77,
    Amnias Vadisi kaya mezarlarının etkisindeki İskilip 1 Nolu kaya mezarında da görülür
    (Res.4)78. Ayrıca bu mezarlardan daha geç bir tarihe verilen Beşdut kaya mezarının konik
    başlığında, içe bakan yüzde bir boğa başı (Res.5)79 yine erken dönem Amnias vadisi etkisiyle
    bu geometrik başlığa primitif olarak işlenmiştir (Çiz.1).
    Boğa formlu başlıklar ilk olarak Akhaemeid mimarisinde saray komplekslerinde yoğun olarak
    karşımıza çıkarken, Nakş-i Rüstam kral kaya mezarlarının tümünde; Akhaemenid
    mimarisindeki zengin formlara sahip sütun başlıklarından sadece boğa protomlu başlıklarının
    seçilmesiyle önemlidir(Res. 6)80. Aynı şekilde bu sütun başlıklarının kullanıldığı diğer bir
    kaya mezarı’da, tarihlemesi oldukça sorunlu olan Med kaya mezarlarından Axor- e Rutsam
    kaya mezarıdır (Res.7)81.
    75 Leonhard 1915, 247 vd. Res. 75;Gökoğlu 1955, 65 vdd, Lev. 17-19; von Gall 1966, 13 vd. Çiz 29 K.
    76 Gökoğlu 1955, 71 vd.; von Gall 1966, 106 Lev.14,1-2.
    77 von Gall 1966, 58, 116 vdd. Lev. 4 Çiz. 29 L.
    78 Hierscfeld 1885, 17 vdd.Lev. 4; Gökoğlu 1955, 113 vdd. Res. 48-51; von Gall 1966, 91 vdd, Lev.2.
    79 von Gall 1966, 101 Lev.13. 1,2.
    80 von Gall 1966, 116 vdd.; Schmidt 1970, 79 vdd.
    81 von Gall 1973, 143 Lev. 13.
    24
    Dolayısıyla Paphlagonia kaya mezarlarında görülen dizleri üzerine çökmüş boğa formlu sütun
    başlıkları, bölgede Akhaemenid mimarisi etkisini gösteren en önemli veriler olmalarının yanı
    sıra, bu mezarların sahipleri konusunda ve bölgedeki siyasi tarih açısından da önemli bilgiler
    vermektedir.
    Akhaemenid mimarisinde görülen boğa protomlu sütun başlıkları, cepheye değil, iki yana
    bakan boğa protomları şeklindedir ve üst yapıyı direkt olarak sırtlanmaz, iki protomun
    birleştiği oval sırt boşluğunda, dik uzanan hatılı yüklenirler. Boğaların başı, boynuna
    yaklaştırarak boynuzlar tehditkâr bir şekilde öne doğru uzatılmıştır. Bu boğaların tümümde
    görülen yele düzenlemeleri Ahaemenid üslubunda vazgeçilmezdir. Buna göre, kulaktan
    başlayan, çene altından dolaşarak diğer kulağa kadar bir hat şeklinde horizontal düzenlenmiş
    yeleleri, aynı şekilde başın arkasından tüm ense boyunca aşağı doğru devam eder. Bu kıllar
    göğüs ortasında, omuz üzerinde ve sırt çizgisi boyunca da görülür.
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarında ise, boğalar protom şeklinde değil, dizleri üzerine
    çökmüş boğa formlu başlıklardır. Bu başlıklar cepheye doğru bakar ve üstyapıyı yüklenir
    şekilde verilmişlerdir. Duruş olarak da Paphlagonia’daki boğa şekilli sütun başlıkları tüm
    doğalıyla verilmiştir.
    Paphlagonia’da ki diz çökmüş boğa formlu başlıklar, Akhaemenid boğa protomlu sütun
    başlıkları ile sadece duruşları ile değil aynı zamanda sitilleriyle de farklılaşırlar. Paphlagonia
    Bölgesi’nde görülen başlıklarda Akaemenid mimarisinde görülen başlıklar gibi yoğun
    süsleme görülmez, daha sade, durağan bir anlatım seçilmiştir. Akhaemenid boğa protomlu
    sütun başlıklarındaki dinamizm ve saldırgan tutum, Paphlagonia’da yerini sakin bir anlatıma
    bırakmıştır. Akhaemenid sanatında görülen yeleler ve düzenlenmiş göğüs kılları, Paphlagonia
    bölgesinde kabartma biçiminde görülmez. Ancak büyük olasılıkla boyalı olan Paphlagonia
    kaya mezarlarında, boğa formlu sütun başlığı kabartmalarının, Ahhaemenid sitilindeki gibi
    boyanmış olabileceğine dair bir şey söylemek oldukça zordur. Ayrıca Salarköy kaya
    mezarında görülen boğanın karnının altından çıkan orak formlu, yüksek kanatlar,
    Akhaemenid boğa protomlu sütun başlıklarında görülmezken daha çok Anadolu Pers sanatı
    içersinde küçük eserlerde karşımıza olarak çıkan bir figür olmasıyla önemlidir.
    25
    Bölgede Akhaemenid etkisinin yoğun olarak görüldüğü Amnias vadisinde ortaya çıkan ve en
    görkemiyle gelenekselleşen bu başlıkların; Anadolu’da Pers Satraplık merkezleri olan
    Daskyleion ve Sardes’de bile şimdiye kadar ortaya çıkartılan yapıların mimarilerinde
    görülmüyor olması, Akhaemenid egemenliği sırasında Paphlagonia Bölgesi’nin siyasi ve
    sanatsal önemi ve konumu hakkında soruları da peşinden sürüklemektedir.
    Kalekapı kaya mezarı cephesinde görülen boğa formlu sütun başlığı, yukarıda anlatılan
    Aygırkayası, Salarköy ve İskilip 1 Nolu kaya mezarları arasında sitilistik olarak
    incelendiğinde en erken olan başlıktır (Res.1). Bunun nedeni kaba işçiliği, orantısız vücut
    yapısı yanında, doğal olmayan diz çökmüş duruşudur. Özellikle bu mezarda üst yapıyı direkt
    olarak sırtlanması, Salarköy ve Aygırkayası kaya mezarlarından farklılaşır. Diz çöken
    boğaların ön ayakları geriye, yukarıya doğru atılmıştır. Diğer mezarlarda ise arkaya doğru düz
    olarak yönlendirilmiştir. Ayrıca arka ayakları öne doğru getirilmiş, ancak düz durması
    dereken toynaklar aşağı doğru bükülüp tabana düz olarak doğal olmayan bir şekilde
    basmaktadır. Dolayısıyla diğer mezarlardaki diz çökmüş boğa şekilli sütunlar Salarköy, Aygır
    ve İskilip 1 Nolu kaya mezarlarından farklılaşır.
    Bu sütun başlığı tipi Kalekapı kaya mezarının doğusunda yer alan Aygırkayası kaya mezarıda
    da görülmektedir (Res.2a,b)82. Bugün büyük kaya parçalarının kopması nedeniyle mezarın
    cephesi hakkında bir şey söylemek oldukça güçtür. Sadece mezarın batı çerçevesi iki sıra kiriş
    görülmektedir. Ancak mezarı ilk keşfeden Gökoğlu ve daha sonra gören von Gall’in çektiği
    fotoğraflarda beşik çatının bir bölümü ve doğudaki bir sütun görülmektedir83. Sütunun başlığı
    Donalar ve Salarköy kaya mezarları gibi boğa formludur. Ancak baş, Salarköy kaya
    mezarında olduğu gibi kırılmıştır. Boğanın altında sanki bir İon sütunu volütleri gibi iki profil
    görülmekteyse de, bir İon sütununda olması gereken hiçbir ayrıntı işlenmemiştir. Oysa bu
    volütlerin olduğu yer daha çok boğanın dizlerinin olması gereken bölgedir. Ayrıca
    Paphlagonia Bölgesi’nde İon sütun başlığına sahip hiçbir kaya mezarı görülmemektedir.
    Dolayısıyla von Gall’in iddia ettiği gibi, İon sütun başlığı üzerine oturan bir boğa formlu
    başlık değil Yine Amnias Vadisi diz çökmüş boğa şekilli sütun aşlıkları arasında
    değerlendirilmelidir.
    82 Gökoglu 1966, 72 vd. Res. 20,21.
    83 von Gall 1966, 106 Lev.14,1–2.
    26
    Burada boğa şekilli sütun başlığı, Kalekapı kaya mezarından farklı olarak üst yapıyı direkt
    olarak sırtlanmaz, daha çok Salarköy kaya mezarında olduğu gibi üstteki kademeli kirişin
    içine gömülmüştür. Mimarideki yeri dışında Aygırkayası mezarında ki boğa, aynı Salarköy
    kaya mezarında olduğu gibi dizlerini kırmış, ön ayaklar arkaya, arka ayaklarsa öne doğru
    uzatılmış ve toynakları ortada karşılıklı olarak verilmiştir. Bu nedenle Ayırkayası kaya
    mezarının Kalekapı kaya mezarımdan çok, Salarköy kaya mezarı na yakın bir anlatım
    içindedir.
    Salarköy kaya mezarında görülen, çatının altında üstte üç, yanlarda iki sıra kademeli kiriş
    erken dönem Amnias vadisi kaya mezarları için karakteristiktir. Ancak burada üstteki derin
    kirişler içine yerleştirilmiş cepheye bakan, diz çökmüş şekilde verilen boğa formlu sütun
    başlığı (Res.3 a,b,c.) Kalekapı kaya mezarındaki ve İskilip kaya mezarındaki boğa formlu
    sütun başlıklarının çatıyı sırtlar şekildeki yapılarından farklılaşırken, hemen batısında yer alan
    Aygırkayası kaya mezarının boğa formlu sütun başlığı ile hem tipte hem de mimarideki
    konumuyla bir birliktelik göstermektedir. Salarköy kaya mezarının boğa formlu sütun
    başlıklarını yine bölgedeki benzerlerinden ayıran ve önemli kılan diğer bir örge de diz çökmüş
    boğaların karınlarının altından çıkan ve üstteki kirişe kadar devam eden orak şekilli
    kanatlarının var olmasıdır.
    Bu başlık türü Akhaemenid etkili olsa da, Salarköy kaya mezarının tümünde olduğu Kalekapı
    kaya mezarı etkili bir anlatımdır. Bu tür boğa formlu başlıklardan biçem olarak Kalekapı,
    Aygır kayası ve Salarköy kaya ve İskilip kaya mezarlarında birbirlerinin kopyası gibidir.
    Ancak sadece Salarköy kaya mezarında boğaların karınlarının altından çıkan ve üstte ikinci
    kirişe kadar uzanan orak şekilli kanatlarının görülmesi; dikkat çekicidir.
    Kanatlı boğa figürleri Asur kökenli olup, Urartu sanatında da bu etkiyle küçük eserlerde az
    sayıda örnekle temsil edilir. Phrygia’da ise tek örnek; M.Ö.6. yy.’ın sonuna tarihlenen Afyon
    ili Dinar ilçesine bağlı Tatarlı kasabasında bulunan tümülüsün içersinde görülen, ahşap
    üzerine boyama ile yapılmış bezemeli frizlerde arka arkaya ilerleyen Kanatlı boğalardır84.
    Ancak ne Urartu ne de Phryg örnekleri biçim ve biçemde Salarköy kaya mezarındaki sütun
    başlıklarına benzemezler.
    84 H. T. Uçankuş “Afyon Tatarlı Kasabasında Bulunan Phryg Tümülüsü Kazısı” VII. Türk Tarih Kongresi I. Cilt
    1979, 305–334 Res. 24.
    27
    Yukarıda Kalekapı ve Aygırkayası kaya mezarlarında görülen boğa formlu sütun başlarının
    Akhamenid mimarisinden etkilenilerek yapılmış olduğundan ayrıntılıca bahsederken,
    Paphlagonia tipi boğa formlu sütun başlıkları olarak adlandırabileceğimiz yerel anlayış
    farklılıklarına da değinmiştik. Ancak Salarköy kaya mezarında yer alan Paphlagonia tipi boğa
    formlu sütun başlığında, boğaların karnının altından çıkan orak şekilli kanatların eklemiş
    olması ne bölgede ne de bu örgenin kökeni olan Akhaemenid mimarisinde görülmez. Oysa
    Salarköy kaya mezarındai kanatlı boğalardan daha gelişmişliği ve plastikleşmişliği ile
    Likya’da M.Ö. 4. yy. başlarına verilen Trysa Heroonu’nun kapısının üzerinde bir protom
    şeklinde de olsa görülmektedir (Res.8)85. Ancak burada dikkati çekmesi gereken birkaç ana
    fark vardır. İlk olarak, Trysa Heroonu’nunda ki kanatlı boğalarda görülen yoğun plastik
    anlatımın yanında, Salarköy kaya mezarındaki boğanın daha erken bir ifadeyle sade ve stabil
    bir anlatım içersinde olması tarihleme açısından önemlidir. Ayrıca Salarköy kaya mezarında
    ki boğa’da ******n altından çıkan arkaik şekili, vücuda göre ince, yukarıya doğru sivrilen orak
    şekilli kanatlar; Trysa’da görülen boğalarda yerini gelişmiş plastik anlatımı yanında, vücudu
    taşıyabilecek kadar genişlemiş ve omuzdan çıkan kanatlara bırakmıştır. Dolayısıyla Salarköy
    kaya mezarının erken tarihi bu kanatlı boğalarla da desteklenmiş olmaktadır.
    Akhaemenid mimarisi içinde ise kanatlı boğa figürüne içersinde rastlamasak da, mühürlerde
    ve küçük eserlerinde, aslan griphon betisi kadar olmasa da sıklıkla görülmektedir Özellikle
    Akhaemenid mühürlerinde bir kahramanla kanatlı boğanın mücadele sahnesi sevilerek
    kullanılırken86; bu karışık yaratıkla yapılan savaş, aynı aslan griphonda olduğu gibi kralların
    tanrısal gücünü göstermeleri için seçilmiş bir anlatımdır. Aynı zamanda mimaride süsleme
    elemanları olarak da kullanılan bu figürün87 Paphlagonia kaya mezarında görülmesi oldukça
    şaşırtıcıdır. Salarköy kaya mezarında boğanın başı görülemediği için bir şey söylemek
    mümkün olmasa da kanatların karın altından çıkarak bir orak formunda yukarıya kaldırılmış
    olması stilistik açıdan Akhaemenid kanatlı boğalarıyla birlikteliklerini vurgular ve dolayısıyla
    Anadolu Pers üslubu içinde değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
    İskilip 1 Nolu kaya mezarında ise dizleri üzerine çökmüş boğa, neredeyse tam bitirilmemiş
    izlenimi verecek kadar ilkel bir anlatım içersindedir (Res.4). Ancak buradaki ilkellik Kalekapı
    kaya mezarındaki gibi değil, daha çok mezarın mimari bütününde görülen Amnias Vadisi
    85 von Gall 1966, 116 vdd.
    86 Curtis- Tallis 2005,92 Res.66.
    87 age,96 Res.78.
    28
    kaya mezarları taklidi bir anlatımın neden olduğu bir ilkelliktir. Boğa burada Kalekapı kaya
    mezarındaki gibi üst yapıyı sırtlanır. Baş vücuda göre orantısızca büyüktür. Vücutta ayrıntısız
    kübik bir anlatım görülür. Diz çökmüşlük daha çok öne doğru dışa çıkarılmış dizlerden fark
    edilir. Ön ve arka ayaklar takip edilememektedir. Dolayısıyla bu mezardaki diz çökmüş boğa
    formlu sütun başlığı diğer mezarlardaki başlıklardan stilistik olarak rahatlıkla ayrılabilinir ve
    bu mezarlar arasındaki en geç örnek olduğu belirtilmelidir.
    Sonuç olarak en erken diz çökmüş boğa formlu başlık Paphlagonia’da Kalekapı kaya mezarı
    ile Akhaemenid mimarisi etkisiyle görülse de, bu mimari elemanı kendileştirmişler ve farklı
    bir tarzda kaya mezarlarına yansıtmışlardır. Ardından Aygırkayası kaya mezarı ve Salarköy
    kaya mezarı benzer anlatımlarıyla dikkati çekerken en son olarak ise bu kaya mezarlarının
    etkisinde daha geç bir dönemde yapılan İsklip 1 nolu kaya mezarında aynı anlatımla görülür.
    Devrez Vadisi kaya mezarlarından olan Beşdut kaya mezarının konik alınlıklarında von
    Gall’in tespit ettiği silüet şeklinde boğa başı kabartması(Res.5)88 Geç Helenistik - Roma
    Dönemine yerleştirilen bu kaya mezarında da Kalekapı, Aygırkayası, Slarköy ve İskilip 1
    Nolu anıtsal kaya mezarlarının izdüşümü şeklindedir.
    6.1.1.1.3.2. Bitkisel
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları arasında, görülen sütun başlıkları arasında bitkisel
    bezemeli sütun başlığına sahip tek mezar, Karakoyunlu Gerdekboğazı kaya mezarıdır (Res.9
    a,b,c)89. Bu mezarda görülen bitkisel bezeli sütun başlıklarını von Gall, İon volütlü sütun
    başlıklarının yerel bir anlatımı olarak yorumlarken, bir taraftan da Etrürya’da Tomba dei
    Capitelli mezarının içinde yer alan sütunların başlıkları ve ardından Phrygia’da ki Kırık Aslan
    Taş kaya mezarının içinde görülen sütunun bitkisel bezemeli başlığı ile karşılaştırma örneği
    olarak vermesi düşündürücüdür90.
    Ancak bu mezarın beşik çatısının üzerinde görülen Akroter ve Antefikslerdeki bitki bezeme
    ile sütunlardaki palmetli bitkisel bezeme anlatımı aynıdır (Res.10). Ayrıca, dikkatli
    bakıldığında sütunlardaki bitkisel bezemenin Hellen mimarisinde görüldüğü gibi volütlerinin
    cepheye değil de yanlara bakması ve dışbükey profillerinin alt alta oluşturduğu altı sıra olarak
    düz profiller şeklinde başlığın cephesine yansıması, Hellen mimarisinde görülmez. Bunun
    88 von Gall, 101 Lev. 13.2.
    89 Leonhard 1915, 275 vd. Lev. 27 Çiz. 95- 100;Gökoğlu 1955, 11 vd. Res. 47; von Gall 1966, 77 vd. Lev. 8, 1–
    3 Çiz.8.
    90 von Gall 1966, 77 vd. Lev. 8, 1–2–3 Çiz.8.
    29
    yanında von Gall, Hellen mimarisi ve özelikle İon düzeni ile birleştirdiği bu bitkisel bezemeli
    sütun başlarına verdiği karşılaştırma örneklerinin, Etrürya’dan ve Phrygia’dan olması da
    dikkat çekicidir. Bu örnek mimarilerde kullanılan başlıklar, erken tarihli olmasına kaşın
    sitilistik olarak benzer karşılaştırma örnekleri olsa da tarihleme için bir ölçüt değildirler.
    Sonuç olarak Gerdekboğazı kaya bitki bezemeli sütun başlığı özellikle bitkisel bezemesindeki
    ünik anlatım ve yönlendirilmesindeki anlayış nedeniyle yerel mimari içersinde de
    yorumlanması doğru olacaktır.
    6.1.1.1.3.3. Geometrik
    Geometrik sütun başlıkları daha çok Paphlagonia yerel ahşap konut mimarisinin bir yansıması
    olan özellikle dörtgen sütun başlıkları91, Amnias Vadisinde Ev kaya kaya mezarı, Terelikkaya
    kaya mezarı; Halys Vadisi Kuzeyi kaya mezarlarından Asar 1-2 Nolu kaya mezarları,
    Kapılıkaya kaya mezarı; Halys Vadisi güneyinde Kargı, İskilip 2 Nolu kaya mezarında ve
    Soğanlı Su vadisinde tek odalı kaya mezarlarından Aşağı Güneyköy kaya mezarında görülür.
    Yuvarlak gövdeli sütunlar ise bölgede görülmezken Kappadokia sınırları içine giren Alaca 1
    nolu Helenistik kaya mezarında görülmesi dikkat çekicidir. Ayrıca geç dönemde Devrez
    Vadisi Beşdut kaya mezarının konik başlıkları da bu grubun içine dâhil edilmelidir(Çiz. 1).
    6.1.1.1.3.3.1. Dörtgen
    Bölgede görülen basit geometrik dörtgen formlu sütun başlıkları, yerel ahşap konut
    mimarisinin tam bir taklidi olarak kaya mezarlarına yansımıştır. Bu formlar bölgenin erken
    dönem anıtsal kaya mezarlarından, Helenistik ve Roma dönemine kadar görülür. Ayrıca
    Pontus kaya mezarları arasında özellikle Paphlagonia kaya mezarları etkili Geç Helenistik
    Roma dönemine tarihlenen Kotyra kaya mezarlarından Delikli kaya 4 Nolu kaya mezarı,
    Günören 2 Nolu kaya mezarı, Aybastı kaya mezarı ve Konacık 1 Nolu kaya mezarında da
    basit dörtgen formlu sütun başlıklarının varlığı da dikkat çekicidir92. Bu başlık biçimi
    bölgede daha çok Halys Vadisi kuzeyindeki kaya mezarlarında neredeyse bir zar formlu
    oluşlarıyla Asar kaya 1- 2 nolu kaya mezarları ve Kapılıkaya kaya mezarında görülürler
    (Çiz.1)93.
    91 von Gall 1966, 116 vdd.
    92 Kumandaş (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi)
    93 Kannenberg 1895, 101 vdd, Çiz. 6; von Gall 1966, 116 vdd.
    30
    Bu tip başlıkların Amnias vadisinde de, Kastamonu Evkaya kaya mezarı94, Alasökü
    Direklikaya kaya mezarında95 ve Terelik kayası kaya mezarında96, Halys Vadisi kuzeyindeki
    başlıklarla dörtgen olmaları ile birleşseler de ayrıntıda farklıdırlar. Özellikle Evkaya kaya
    mezarında üstte dar altta geniş iki profilli oluşu ve Terelik kayası kaya mezarında dar bir
    dörtgen ile temsil ediliyor olmasıyla, Halys Vadisi Kuzeyindeki neredeyse zar biçimli sütun
    başlıklarından ayrılırlar. Ancak bu farklı form bölgenin zengin yerel ahşap mimari mimarisi
    içersinde düşünüldüğünde anlamlanmaktadır.
    Bu vadiler dışında, genel olarak Amnias Vadisi kaya mezarlarından etkilenen Kargı
    Ambarkaya97 kaya mezarında ve İsklip 2 Nolu kaya mezarında98 da farklı profillere sahip
    olsalar da, bu tipe giren başlıklardır.
    6.1.1.1.3.3.2. Yuvarlak
    Paphlagonia kaya mezar geleneği içersinde yuvarlak formlu sütun başlığı sadece Kappadokia
    Bölgesi sınırları içersinde kalan Paphlagonai kaya mezar Tipinin Helenistik dönemde ardılı
    olan Gerdek kaya 1 nolu kaya mezarında görülür99 ve büyük olasılıkla cephesi parçalanmış
    olan 2 nolu kaya mezarında da benzer başlıklar kullanılıyor olmalıdır. Paphlagonia
    Bölgesi’nde ise bu tip yuvarlak başlık örneği görülmemektedir.
    Bölge kaya mezarlarının tümüne bakıldığında, yuvarlak gövdeli sütun başlıkları yerel ahşap
    konut mimarisinin bir geleneği olmadığı ve olasılıkla Hellenistik dönemle birlikte Dor mimari
    anlayışının Çorum Alaca Gerdekkaya kaya mezarlarında kayaya yansıtılma çabalarını
    izleyebilmekteyiz.
    6.1.1.2. Kademeli Kirişler (Fascia)
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlar cephelerinde özellikle Kalekapı kaya mezarı ile başlayan
    mezar ön odasını üstte ve yanlarda sınırlayan, iki ya da üç kademeli kirişin varlığı tüm
    Amnias Vadisi ön alanlı kaya mezarlarında bir gelenek halinde yaygınlaşmıştır. Bu mimari
    ayrıntı Hellenistik dönem içlerine kadar Amnias Vadisi etkili Kargı Ambarkaya ve İskilip 1
    Nolu kaya mezarlarına kadar sürmüşse de bu mezarlardan sonra görülmemektedir. Sözü
    94 Leonhard 1915, 17 vdd. Lev. 26 Çiz.100, von Gall 1966, 65 vdd. 116 vdd. Çiz.29.
    95 Gökoğlu 1955, 73 vd. Res.21–23; von Gall 1966, 107 vd. Lev.14.3 Çiz. 26.
    96 Kannenberg 1895, 105 vd. Çiz.4,6; Gökoğlu 1955, 59; von Gall 1966, 82 vdd. 116 vdd. Lev. 9 Çiz.11, 29.
    97 Hirchfeld,1885, 9 vdd. Lev. 1,2,5; Kannenberg 1894, 190; Gökoğlu 1955, 100 vd. Res.35-39; von Gall 1966,
    88 vdd., 116 vdd. Lev. 11.3 Çiz.13- 29.
    98 Hirschfeld, 1885, 17 vdd, Lev. 3.4.6.7; von Gall 1966, 93 vdd. Res. 11.1 Çiz.5,29.
    99 von Gall 1966, 109 vdd. Lev.15 1,2 Çiz 29.
    31
    edilen kademeli kirişlerle oluşturulan çerçeve Halys Vadisi kaya mezarlarının bezemesiz
    cephelerinde görülmemesi dikkat çekicidir.
    Amnias vadisi içinde, kademeli kirişlerle çerçevelenen kaya mezarları batıdan doğuya doğru
    sıralandığında; Kalekapı kaya mezarı (Res. 11), Aygırkayası kaya mezarı (Res.12), Salarköy
    kaya mezarı (Res.13) ve son olarak bulunduğu coğrafya nedeniyle Amnias vadisi ile Halys
    vadisi sınırında, her iki geleneği de kendi içersinde barındıran Terelik kayası kaya mezarında
    bir gelenek olarak görülür(Res.14). Ayrıca Kargı Ambarkaya (Res. 15) ve İskilip 1 nolu kaya
    mezarlarında da görülen bu kademeli kirişler (Res.16), yukarıda da değinildiği gibi, cephe
    mimarisinin genelinde olduğu gibi Amnias vadisi erken dönem kaya mezarlarının etkisinde
    yapılmışlardır.
    Kademeli kirişler Paphlagonia kaya mezarları haricinde Anadolu kaya mezar geleneği
    içersinde görülmez. Bu durum Paphlagonia’da kendi konutunun görüntüsünde kayaya mezar
    açma düşüncesini aldığı Phryg kaya mezar mimarisinin cephe anlatımındaki kapalılığı ile
    tezattır. Ancak özellikle yoğun yağış alan bu bölgenin kendi iklimine dair yarattığı yerel
    ahşap konut mimarinde ortaya çıkan bir çözümdür. Bu sundurmanın ise kademeli kirişler ile
    çerçevelenmiş olması da cephede bir saçaklık görevi ile bağdaşır ki, yağmur sularının direkt
    olarak değil süzülerek inmesini sağlar.
    Ancak M.Ö. 6. yy. içersinde Halys’in doğusuna kadar gelen ve hatta Lydia ile savaşacak
    kadar güçlü olan Medler ve kaya mezar mimari gelenekleri de önem kazanmaktadır. Dukan-ı
    Davud ve ešaqvand nekropolünde (Res.17)100 yer alan kaya mezarlarında da benzer şekilde
    kademeli kirişler mezar ön odasını üç taraftan çerçeveler. Ancak Med kaya mezarlarının
    tarihlenmesi hala Arkeoloji dünyasının tam olarak cevaplayamadığı önemli sorulardandır.
    Paphlagonia kaya mezarları ile bağlantısına gelindiğinde ise eğer mimari cephede özellikle
    kademeli kirişlerde böyle bir etkinin varlığından söz edebilmemiz için bu tip cephe
    anlatımının Amnias Vadisi kaya mezarlarından önce sınırlarına kadar geldikleri Halys
    vadisinin kaya mezarlarında yaygın olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla Halys
    vadisindeki bezemesiz sade cephe anlatımlarında görülmeyen kademeli kirişler, etkinin Med
    mimarisi içinde değil, yerel ahşap mimari gelenekte aranması gerekliliğini vurgular.
    100von Gall, Medischen 25 vdd. Res 9,10; von Gall 1973, 139 vdd. Çiz. 1,3, 5.
    32
    Kademeli kirişler Amnias Vadisinde ilk olarak Kalekapı kaya mezarında karşımıza çıkar.
    Burada görülen üç kademeli kiriş dar ve kısa profiller şeklinde sıralanmıştır. Kalekapı kaya
    mezarının hemen batısında yer alan Aygırkayası kaya mezarında da görülen üç kademeli kiriş
    aynı şekilde mezar ön odasının cephesini üstte ve yanlarda çerçeveler. Ancak burada Kalekapı
    kaya mezarındaki kirişlerden daha geniş ve enli olan kirişler, daha düz ve keskin hatlarının
    olmasıyla gelişkinliklerini göstermektedir. Aynı şekilde Salarköy kaya mezarında da görülen
    kademeli çerçeve kirişleri, Kalekapı kaya mezarının cephesindekilerden çok
    Aygırkayası’ndaki enli, geniş ve düzgün kirişlerle benzerdir. Dolayısıyla yukarıda boğa
    formlu sütun başlıklarında da değindiğimiz benzerlik bu birliktelikle cephe mimarisinde
    tamamlanmaktadır.
    Amnias Vadisinin en doğusunda yer alan Terelik kayası, Halys Vadisi kaya mezarlarının
    etkisinde kalmış olmasıyla özellikle cephede hibrit bir mimari karakter gösterir. Bu kaya
    mezarının cephesinde görülen kademeli kirişler, hem daralmış ve ensizleşmiş hem de sayıları
    artmış, dörde çıkarılmıştır. Ayrıca Kalekapı, Aygırkayası ve Salarköy kaya mezarlarında
    olduğu gibi cepheyi üç taraftan değil sadece yanlarda çerçeveler. Dolayısıyla bu üç mezardan
    geç bir dönemden olduğu ve Halys Vadisi sade mimarisinin etkisi altında kaldığı
    görülmelidir.
    Halys Vadisi güneyinde yer alan ve cephe mimarilerinde tamamen Amnias Vadisi etkisinde
    kalan Kargı kaya mezarı ve İskilip 1 Nolu kaya mezarlarının cepheleri de kademeli kirişlerle
    çerçevelenmiştir. Kargı Ambarkaya kaya mezarında görülen Aygırkayası ve Salarköy kaya
    mezarlarına benzer derin, geniş ve dik iki kademeli kiriş mezarı üç taraftan sınırlar. Ancak
    burada Amnias Vadisi kaya mezarlarında olmayan, iki yanda görülen üçüncü kirişin yukardan
    aşağıya doğru genişleyerek eğimli bir halde verilişidir ki, bu haliyle geleneğin dışına
    çıkmıştır.
    İskilip 1 Nolu kaya mezarında ise hem planda hem cephede görülen stilize anlatım Amnias
    vadisi kaya mezarlarından etkilenmiş olsa da geç bir dönemde yapıldığını göstermektedir.
    Burada görülen ön oda cephesini çerçeveleyen üç kiriş dar ve ensiz oluşlarının dışında,
    düzensiz işçiliği ile de geç bir dönemde yapıldığı aşikârdır.
    Ayrıca Evkaya kaya mezarı alınlığının altında, baştabanın üzerinde görülen iki kademeli kiriş
    de bu geleneğin bir devamı olsa da, yanlarda kirişlerin yerini pilasterler almıştır.
    33
    Bu mezarlar dışında Devrez vadisinde, Paphlagonia kaya mezar geleneği içersine girmeyen
    tekil mimarilere sahip Çüşçüş Kışlası kaya mezarı ve Soğanlı Su Vadisi Kadınca Köyü kaya
    mezarlarında da cephelerinde görülen kademeli kirişlerin görülür ancak bu Amnias
    vadisindeki mimari anlatımdan farklıdır.
    Sonuç olarak mezar ön odalarının cephesini çerçeveleyen kirişler, yerel ahşap mimarinin
    kayaya yansımışlığını gösteren önemli verilerden biridir. Yukarıda da anlatıldığı üzere kendi
    içinde bir gelişim izleyen bu mimari betimlemenin en erken örneği Kalekapı kaya mezarında
    görülmektedir. Buradan gelişim doğuya doğru devam eder ve sırasıyla Aygırkayası ve
    Salarköy kaya mezarlarında görülür ve Terelik kayası kaya mezarı ile doğuda sınırlanır. Halys
    Vadisi güneyinde yer alan Kargı ve İskilip 1 Nolu kaya mezarları da geç dönem Amnias
    Vadisi kaya mezarlarına öykünen mimari yapıları içinde de bu kademeli kirişlerin görülmesi
    şaşırtıcı değildir.
    6.1.1.3. Pilasterler
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarında çok yaygın olarak görülmese de; sütunlarla taşınan ön
    alanın cepheleri, iki yanda ahşap mimari öykünmesi pilasterlerle sınırlanan kaya mezarları,
    Amnias vadisi doğusunda Evkaya kaya mezarı (Res.18), Soğanlı Su Vadisi’nde Gerdekboğazı
    kaya mezarında (Res.19) ve Halys Vadisi güneyinde İskilip 2 Nolu kaya mezarında (Res.20)
    karşımıza çıkar.
    Bunlardan ilki Kastamonu Evkaya kaya mezarında, yanlarda görülen dikdörtgen başlıklı ve
    dikdörtgen gövdeli altlıksız pilastereri ile tam bir ahşap sundurmalı cephenin kayaya
    yansılanışıdır. Aynı şekilde Evkaya kaya mezarın batısında Soğanlı Su vadisinde
    Karakoyunlu Gerdekboğazı kaya mezarında, ön odanın her iki yanında, bitkisel bezemeli
    başlığa sahip, dikdörtgen gövdeli pilasterler görülür. İskilip 2 Nolu kaya mezarında da ön
    alanın iki yanında görülen pilasterler ahşap bir konutttaki bir sundurma görüntüsü çizer.
    Ancak Evkaya kaya mezarı dışında, Gerdekboğazı kaya mezarı ve İskilip 2 nolu kaya mezarı
    daha çok Hellenistik Dönem içine yerleştirilmektedir. Gerdekboğazı ve Evkaya kaya
    mezarlarının cephelerinde, özellikle beşik çatılı olma, baştabanın iki ayrı yarım yuvarlak
    ahşap hatıl taklidi kabartması ve pilasterleriyle benzerlik içindedir. Ayrıca iki mezarın
    34
    birbirine olan coğrafi yakınlığı Gerdekboğazı kaya mezarının ana hatlarının Ev kaya kaya
    mezar mimarisinden etkilenerek yapıldığını gözler önüne sermelidir.
    6.1.2. Çatı
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezar geleneği denildiğinde akla gelen sütunlarla taşınan beşik ya
    da düz damlı, ahşap bir konut cephesi mimarisinin kaya mezarının cephesine
    yansıtılmışlığıdır. Bu mimari anlayışıyla Anadolu kaya mezar geleneklerinin tümünden
    ayrılır.
    Paphlagonia kaya mezarların cephesinde düz damlı ve beşik çatılı olmak üzere iki tür çattı
    sistemi ile karşılaşılır. Bunlardan düz damlı kaya mezarları, genellikle Orta Karadeniz bölgesi
    içersinde Halys Vadisi kuzeyinde yoğunlaşırken, Hellenistik Dönemle beraber vadinin
    güneyinde de görülmeye başlanır. Bunun yanında Geç Hellenistik ve Roma Döneminde ise,
    Soğanlı Su Vadisi ve Devrez Vadisi kaya mezarlarında da görülür. Ayrıca Pontus Kotyra kaya
    mezarlarında da bu tip çatı Halys vadisi etkisiyle ortaya çıkar.
    6.1.2.1. Düz Dam
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarında beşik çatı dışında seçilen diğer bir çatı sistemi olan
    düz dam, daha çok Halys Vadisi kuzeyi kaya mezarlarından Asarkaya 2 Nolu kaya mezarı
    (Res.21), Kapılıkaya kaya mezarı (Res.22) ve Esenköy kaya mezarında(Res.23)
    gelenekselleşir. Ayrıca Hellenistik Dönem içersinde vadisinin güneyinde Kappadokia sınırları
    içersindeki Alaca 1- 2 Nolu kaya mezarlarına doğru yaygınlaşır (Res. 24- 25). Bu düz damlı
    çatının, Amnias Vadisinin en doğusunda yer alan Terelik kayası kaya mezarında görülmesi
    dikkate değerdir (Res.14). Ayrıca Amnias vadisinde, geleneğin dışına çıkan ve büyük
    olasılıkla düzdamlı diğer kaya mezarı ise Alasökü Direklikaya kaya mezarıdır (Res.26).
    Geç Hellenistik Roma Döneminde ise, Halys Vadisi Güvercinlik 1 Nolu kaya mezarı
    (Res.27), Devrez Vadisinde Beşdut kaya mezarı (Res.28), Soğanlı Su Vadisi Çatalin(Res.29)
    ve Emmenkayası kaya mezarlarında (Res.30) düz damlı mimari anlayış devamlılık
    göstermiştir.
    Amnias Vadisi kaya mezarlarında, istisnasız olarak beşik çatı sistemi mimari bir gelenek
    halindeyken, Halys Vadisinde birdenbire düz damlı bir anlatımın seçilmesi dikkat çekicidir.
    35
    Dolayısıyla düz damın yerel bir mimari gelenekmi yoksa yabancı bir etkimi sorusu cevabını
    bulmalıdır.
    Bu konuda ilk olarak tartışılması gereken M.Ö. 6. yy. içlerinde Halys’in doğusuna kadar
    ilerlemiş ve Lydia ile savaşacak kadar güçlü bir şekilde yerleşmiş olan Medler ve eldeki tek
    mimari buluntuları olan kaya mezarları ile Paphlagonia kaya mezarları arasındaki benzerlikler
    üzerinde durulmalıdır. Özellikle Kuzey Irak Zagros dağları merkezli olan Med kaya
    mezarları, ayını Paphlagonia kaya mezarları gibi, cephede sütunlarla taşınan, ön odası olan,
    düz damlı mimari geleneği ile dikkat çekicidir. Bu mezarlardan Fakhrikah kaya mezarı
    (Res.31), Ferhad-u Shirin (Res.32), Dukan-ı Davud (Res.17), Akhur- ı Rustam kaya
    mezarlarının yukarıda anlatılan cephe mimarilerinin, Pahlagonia kaya mezarlarına
    benzerlikleri ile dikkat çekicidir101.
    Paphlagonia ve Med mezarları arasındaki benzerliği ilk olarak Sarre- Herzfeld ortaya
    koymuş102 Daha sonra özellikle altlık ve başlıklardaki benzerliklerinden dolayı von Gall
    bahsetmiştir103. Son olarak ise Ş. Dönmez, özellikle Med kaya mezarlarında görülen sütunlu
    ve düzdamlı mimari anlatımı, Halys Vadisi kaya mezarlarından çok geç döneme verilen ve bu
    vadiden uzak; Soğanlı Su Vadisi’nde Çatalin ve Devrez Vadisi’nde Beşdut kaya mezarlarını;
    Med, Faghragha ve Dukan-ı Davud kaya mezarları ile karşılaştırmıştır104.
    Ancak Med mezarlarının tarihlemesi ve kronolojisi konusunda hala tartışma devam etmekle
    birlikte, henüz bir sonuca ulaşmamıştır. Bu konuda ilk araştırmaları yapan Sarre- Herzfeld
    yukarıda adı geçen mezarları Med kaya mezarları olarak adlandırmış ve dolayısıyla Med
    devletinin siyasi olarak var olduğu M.Ö.6.- 5 y.y. arasına tarihlerken, Pers kaya mezarlarının
    öncüleri olarak kabul etmişlerdir105. Ancak bu konuda daha sonra çalışmalar yapan von Gall
    ise bu mezarlarda İon mimari etkilerini ön palana çıkararak kronolojiyi M.Ö. 4. yy.’dan
    başlatmaktadır106. Dolayısıyla bu durumda Medler’in Halys’in doğusuna yerleştiklerinde
    mimarilerini ne kadar bu topraklara taşıdıkları, siyasi ve kültürel olarak ne kadar etkin
    oldukları soruları halen cevaplanmış değildir. Yukarıda anlatılan Paphlagonia ve Med kaya
    101 von Gall, Medichen 19- 43 Lev..2–6, 9, 19; von Gall 1973, 139- 154 Res.1,3,4,9,10.
    102 von Gall, Medischen 19 Dip Not 2.
    103 von Gall, Medischen 19 vdd, Lev. 16- 17.
    104 Ş.Dönmez “The Akhaemenid Impact on The Central Black Sea Region” The Akhaemenid İmpact on local
    Populations And Cultures in Anatolia (6 th. – 4 th. Centuries B.C.), Edit. İ. Delemen (2007) 107–117, Lev.-5.
    105 von Gall, Medischen 19 vdd.
    106 von Gall, Medichen 19 vdd. ; von Gall 1973, 139 vdd.
    36
    mezarlarındaki tüm bu benzerlikler yanında, daha kronolojisi oturmamış olan Med kaya
    mezarları ile Pahlagonia kaya mezarları arasında bir ilişkileri konusunda daha fazla bir şey
    söylemek şimdilik zordur.
    Dolayısıyla düz damlı cephe mimari düşüncesinin kökeni konusunda yerel mimari ön plana
    çıkmakta ve bu anlayışın kökeni olan Halys vadisi kuzeyinden güneye doğru bir hat boyunca
    Kappadokia ve Pontus kaya mezarlarına kadar yaygınlaşmış olabileceği söylenebilinir.
    Amnias Vadisi kaya mezarları, beşik çatılı ve alınlığında yoğun ikonografik kabartma anlatım
    görülen bir gelenekte yapılmışlardır. Halys Vadisi kaya mezarlarında ise sade, düz damlı ve
    bezemesiz bir anlatım seçilmiştir. Ancak Amnias Vadisinin en doğusunda, Halys Vadisi ile
    kesiştiği noktada yer alan Terelik kayası kaya mezarı, Amnias Vadisi kaya mezarlarının
    mimari geleneği ile Halys vadisi kaya mezarlarının anlayışını kendi içersinde başarılı bir
    şekilde birleştirmiştir. Burada çatıda, ahşap konstrüksiyonun izlenmemasi ve düz damlı bir
    anlatım ile Halys Vadisi kaya mezar geleneğine yakınken; cephesinde yer alan yoğun
    kabartma bezeme Amnias vadisi kaya mezarlar geleneğini yansıtır. Ayrıca bu kabartmalardan
    Herakles Nemea Aslanı mücadelesinin Kalekapı ve Salarköy kaya mezarlarının etkisiyle
    yapılmış olması da dikkat çekicidir. Dolayısıyla Terelik kayası kaya mezarı coğrafyası
    nedeniyle her iki vadinin mimari ve bezeme anlayışını cephesinde birleştirmesiyle önemlidir.
    Düz damlı mimari anlatımın Paphlagonia Bölgesi’nde ki merkezi Halys Vadisinin kuzeyidir.
    Özellikle Bafrada Asarkaya 2 Nolu kaya mezarı ve hemen karşısında yer alan Kapılıkaya
    kaya mezarının cepheleri herhangi bir ahşap konstrüksyon bezemesi olmayan, düz damlı bir
    örtü sistemine sahiptir. Burada yer alan Asarkaya 1 Nolu kaya mezarı ise, tüm mimari
    ayrıntılarda 2 Nolu kaya mezarı ve Kapılıkaya kaya mezarına benzese de, kayaya negatif
    oyulmuş olan akroter ve antefikslerle süslenmiş Hellen mimarisi etkili beşik çatısıyla
    farklılaşır.
    Halys Vadisinden güneye doğru inildiğinde Vezirköprü (Phazamonitis) Esenköy kaya
    mezarında da, cephe anlatımı aynı şekilde sade, bezemesiz ve düz damlıdır. Daha güneyde
    Kappadokia sınırı içersinde Hellenistik Döneme tarihlenen Paphlagonia tipli bir kaya mezarı
    olan Alaca Gerdekkaya 1 Nolu kaya mezarı ve hemen arkasında yer alan Alaca 2 Nolu kaya
    mezarlarında da cephe mimarilerinde de düz damlı bir üst örtünün seçiliş olması Halys Vadisi
    geleneğini bu coğrafyada devamlılığını göstermesiyle önemlidir.
    37
    Geç Hellenistik ve Roma Döneminde bölgede, plan ve cephelerinde erken dönem kaya
    mezarlarına öykünseler de küçülmüş ölçüleri ve primitif anlatımlarıyla geç tarihlerini
    vurgulayan mezarlarda da düz damlı mimari anlatım kullanılmıştır. Bunlar Halys Vadisi
    Güvercinlik 1 Nolu kaya mezarı, Devrez Vadisi Beşdut kaya mezarı, Soğanlı Su Vadisi
    Çatalin ve Emmen kayası kaya mezarlarıdır. Ayrıca tek odalı kaya mezarlarından basit
    girişlerinin çerçevesi kademeli kirişlerle çerçevelenmiş Tosya Çüşçüş Kışlası (Res.33) ve
    Kadınca Köyü kaya mezarları (Res.34) düzdamlı cepje içince deperlendirilebilinirler.
    Ayrıca kaya mezarlarında büyük oranda Paphlagonia Bölgesi etkisinde kalmış olan Pontus
    kaya mezarlarında da beşik çatılı mimari kurma yanında düz damlı kaya mezarlarının da
    görülmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Bunlardan en önemlisi Hellenistik Dönem Amaseia kaya
    mezarlarından tünel kanarında görülen iki kademeli fasciasyla düz damlı bir mimari anlatımı
    olan ve olasılıkla ön alanı sütunlu kaya mezarıdır. Diğerleri ise daha çok Kotyra ve çevresinde
    yer alan mezarlarıdır. Bunlar Güngören 2 Nolu kaya mezarı, Aybastı kaya mezarı, Konacık 1-
    2 Nolu kaya mezarlarıdır ki düz damlı çatısı yanında iki ya da üç sütunla taşınan ön odalarının
    varlığı ile de cephe mimarisinde Paphlagonia Bölgesi etkilerini açıkça sergilerler107.
    6.1.2.2. Beşik Çatı
    Paphlagonia kaya mezar geleneği içersinde, Amnias Vadisi kaya mezarlarında, istisnasız
    olarak beşik çatı kullanılmış olmasıyla; Halys Vadisi kuzeyindeki kaya mezarlarından
    rahatlıkla ayrılabilinir. Amnais Vadisinde, alınlığı kabartma bezemelerle süslenmiş beşik
    çatılı ve önde sütunlarla taşınan mimari anlayış; başta Akurgal108 ve von Gall olmak üzere,
    Hellen tapınak mimarisi cepheleri ile benzerlik kurularak bu çatı sisteminin kökeni batıda
    aranmıştır. Ancak bu konuda yönümüzü ilk olarak Hellenistan’a değil, bölgenin Demir Çağı
    ile birlikte siyasi ve dini olarak etkisi altında kaldığı Phrygia’ya dönmek gereklidir. Phrygia
    kaya anıtları ve kaya mezarları cephelerinde görülen beşik çatı, özellikle yerel ahşap
    mimarinin kayaya yansıtmasıyla önemlidir. Cephedeki bu ahşap mimari anlatım ve detaylar,
    özellikle kaya mezarlarının iç döşemlerinde de görülmektedir 109. Ayrıca ilk olarak Phryg
    kaya tapınaklarının alınlıkların kabartmalarla bezemiş olması, etkileşim süreci içersinde İon
    107 Kumandaş (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi).
    108 Akurgal 1955, 64 vd.92 vd, 105 Lev.40-42.
    109 Haspels 1971, 112 vdd. ; Işık 1987, 176 vd.; Işık 1991,63 vd.; Işık- İskan 1996,172.
    38
    mimarisine aktarılmış olmalarıyla da önemlidir110. Bu aktarımı Paphlagonia kaya mezarları
    alınlıklarında da görmek mümkündür. Dolayısıyla Paphlagonia Bölgesi; kayaya mezar açma
    ve yerel ahşap mimari geleneğini tüm ayrıntıları ile mezarların cephelerine ve iç döşemlerine
    yansıtma düşüncesini Phrygia’ya borçludur. Ancak bölge kaya mezarları düşünde ve
    mimaride köken olan Phrygia’dan, kendi yerel biçimleriyle farklılaşır ve kendi özgün
    anlayışını da kullanarak gelenekselleşir.
    Bölgenin Demir Çağ merkezi, erken dönem anıtsal kaya mezarlarının yoğunluğundan ve
    yerleşim izlerinden de görülebileceği gibi Amnias Vadisidir. Dolayısıyla bu merkez erken
    dönem içersinde Phryg siyasi egemenlik sınırı içinde kalmış, ayrıca Phryg sanatına dair izler
    az sayıdaki kazılardan Sinope’de 111 ve Kastamonu Kınık Kazılarında112 ele geçmiştir. Bunun
    yanında Phrygler’in Ana Tanrıça dini ve Açıkhava tapınak biçimiyle birlikte bölgede var
    olduğunu gösteren en önemli delil, Kastamonu Şehinşah kayası’ndaki bir Phryg Açık Hava
    Kybele tapınağıyla kuşku bırakmayacak şekilde ortadadır113. Dolayısıyla Phrygler’in
    bölgedeki siyasi ve kültürel varlıkları yanında, kaya mezar düşüncesini, tüm mimari şekliyle
    hem cephede hem de iç döşemlerde Paphlagonia’ya vermesi şaşırtıcı olmamalıdır. Bu etki
    Phrygia’nın egemenlik kurduğu Amnias Vadisi içersinde ve Halys vadisinin güney doğusunda
    görülen kaya mezarlarında yoğunlaşması beklenen bir süreçtir.
    Beşik çatılı anıtsal kaya mezarları, Amnias Vadisinde Kalekapı kaya mezarı (Res.11),
    Aygırkayası kaya mezarı (?) (Res.12) Salarköy kaya mezarı (Res.13), Evkaya kaya mezarı
    (Res.18), Halys Vadisi kuzeyinde Asarkaya 1 Nolu kaya mezarı (Res. 35), güneyinde Amnias
    Vadisi etkili Kargı (Res.15 ) ve İskilip 1-2 (Res.16,20) ve 3 (Res.36) Nolu kaya mezarları;
    Devrez Vadisi Kisecik kaya mezarı (Res.37), Soğanlı Su Vadisinde Karakoyunlu
    Gerdekboğazı kaya mezarı (Res.19), bu grup içinde sayılabilinir. Ayrıca Geç Hellenistik ve
    Roma döneminde Amnias Vadisi’nde Urgancı kaya mezarı (Res.38), Durağan Ambarkaya
    kaya mezarı (Res.39); Halys Vadisinde Güvercinlik 2 Nolu kaya mezarı (Res.40),Eskiekin
    Köyü kaya mezarı (Res.41) da bu grup içinde derlendirilmelidir. Ayrıca tek odalı kaya
    mezarlarından olan Şehinşah kayası kaya mezarı (Res.42), Evkaya kaya mezarının altında yer
    110 Işık 2005, 25 vd. Lev.17,18.
    111 E. Akurgal, L. Budde, Vorläufiger Bericht über die Ausgrabungen in Sinope (1956).
    112 A. Çınaroğlu E. Genç “Kastamonu-Kınık 2002 Yılı Kazısı” 25. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri
    Sonuçları Toplantısı I, (2003) 355–366; A. Çınaroğlu E. Genç “2003 Yılı Kastamonu-Kınık Kazısı” 26.
    Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sonuçları Toplantısı I, (2004) 277–290.
    113 Ruge- Bittel 1949, 2486 vdd.; Gökoğlu 1955, 134 vd. Res. 56; Akurgal 1955, 93; Bittel- Neumann 1965, 78
    vd. 84 Çiz.8 Lev. 13; von Gall 1966, 65 vd. Lev. 5.4.
    39
    alan mezarların hepsi şematikde olsa beşik çatılıdır (Res.43). Ayrıca Bademci kaya mezarı
    (Res. 44), Cöpcöp kayası kaya mezarı (Res.45), Devrez vadisinde Aşağıgüney Köy kaya
    mezarı (Res.46) bu tipolojinin içine giren mezarlardır.
    Beşik çatılı Paphlagonia kaya mezarları, Hellenistik Dönemde Pontus Bölgesi Amaseia Kral
    kaya mezarlarını ve Geç Hellenistik- Roma Döneminde Kotyra kaya mezarlarından,
    Delikkaya 4 Nolu kaya mezarını ve Dikenlica 13 nolu kaya mezarını cephe mimarisinde
    etkilemiştir114. Ayrıca Kappadokia’da özellikle Göreme merkezli olan ve Hellenistik Döneme
    verilmesi gereken kaya mezarlarını tüm mimari ayrıntıları ile Paphlagonia Amnias Vadisi
    etkisi altında kaldığı açıktır.
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarında beşik çatı ilk olarak Kalekapı kaya mezarında
    görülür. Daha önce de anlatıldığı gibi beşik çatı, yoğun yağış alan Paphlagonia Bölgesinin
    ahşap mimarisi geleneğinde iyi bir çözüm olarak Phryg mimarisinden köklenmiştir. Kalekapı
    kaya mezarında beşik çatı, yanlara açılan merteklerin altta bir baştabanla birleşmemesi
    nedeniyle mimari bir bütünlük kurmamaktadır. Bunun sebebi daha sonra bahsedilecek olan
    yoğun kabartmalara süslü alınlığı daraltmamak ve tüm betimlemeleri üstte sınırlamak içindir.
    Alınlığı aşarak tüm cepheyi kaplayan ve mezarın iki yanını paneller halinde aşağı kadar takip
    eden kabartma bezemeler, Paphlagonia Bölgesi için ünik olduğu gibi Anadolu kaya mezarları
    arasında da Kalekapı kaya mezarının bitekliğini vurgular. Altta ise bir baştaban
    görülmemekte, yukarıda ayrıntılıca bahsedilen üç kademeli kiriş ön alanı üç taraftan
    çerçevelemektedir.
    Kalekapı kaya mezarının doğusunda bulunan, Aygırkaya kaya mezarının yoğun olarak tahrip
    olmuşluğu nedeniyle, mezarın cephesi hakkında bir şey söylemek oldukça güçtür. Bugün
    sadece mezarın batı çerçevesini oluşturan iki sıra kiriş görülmektedir. Ancak mezarı ilk
    keşfeden Gökoğlu115 ve daha sonra gören von Gall’in116 çektiği fotoğraflarda doğudaki boğa
    formlu balığa sahip bir sütun görülmektedir. Dolayısıyla yukarıda da ayrıntılıca değinildiği
    gibi kademeli kirişlerinin yapısı ve boğa formlu sütun başlığının konumu ile bu mezar
    Kalekapı kaya mezarı etkisinde olsa da, daha çok Salarköy kaya mezarına benzer bir mimari
    anlayış içersindedir. Aynı zamanda Kalekapı ve Salarköy kaya mezarları arasında olmasıyla
    114 H. Kumandaş (Yaynlanmamış Yüksek Lisans Tezi- Atatürk Üniversitesi 2004)
    115 Gökoğlu 1955, 72 vd. Res. 20, 21.
    116 von Gall 1966, 106, Lev. 14.1,2.
    40
    olasılıkla, Salarköy kaya mezarına mimari ve bezemedeki aktarım Aygırkayası kaya mezarı
    aracılığıyla olmuştur. Dolayısıyla Kalekapı ve Salarköy mezarının birlikteliği göz önüne
    alınacak olursa, bu kaya mezarında da mimari bütünlük içersinde bir beşik çatının var olması
    gerektiğini önermek yanlış olmayacaktır.
    Aygır kayası doğusunda yer alan Salarköy kaya mezarı, cephesinde görülen mimari ayrıntıları
    ile Kalekapı geleneğinin bir devamı olsa da, farklılaşan yönleriyle de önemlidir. Cephesinde
    ahşap mimari bezemeleri ve kabarmalarıyla zenginleşen Salarköy kaya mezarında görülen
    beşik çatı modeli, Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları arasında önemli bir yere sahiptir.
    Buradaki ahşap çatı taklidi kurmada, Paphlagonia kaya mezarları arasında çok rastlanmasa da,
    Phryg anıtlarında sıklıkla karşımıza çıkan iki merteğin kademeli olarak birbirinin altında
    görülmesi ve yanlarda kırılarak düz bir şekilde baştaban ile birleşmesi, kültürler arası
    etkileşim sürecini gösterecek önemli mimari ayrıntılardır.
    Phyg mimarisinde iki kademeli merteğin alt alta kayaya işlenmiş olmasını, kaya anıtların en
    ünlüleri olan Aslankaya kaya anıtı, Maltaş kaya anıtı, Arazastis kaya anıtlarının cephesinde
    olduğu gibi neredeyse bütün kaya anıtlarında görebilmekteyiz. Dolayısıyla Salarköy kaya
    mezarlarında bu iki merteğin alt alta görülmesi büyük ihtimalle Phryg mimarisinin etkili
    katkısıyla oluşmuş olmalıdır. Ayrıca, Salarköy kaya mezarının çatısının uçlarında, iki yandan
    kırılarak düz bir şekilde devam ettikten sonra baştabanla birleşmesi de önemli bir ayrıntıdır.
    Ersöz’ün Phrygia’da Çin tipi çatı olarak adlandırdığı117 kenarlarda kırılarak baştabanla
    birleşen çatı formu, Phrygia’da Maltaş kaya Anıtı118 ile Bakşeyiş kaya Anıtı gibi anıtlarla
    karşımıza çıkar119. Paphlagonia Bölgesin’de ise Salarköy kaya mezarın’dan başka bir örneği
    yoktur. Sonuç olarak Salarköy kaya mezarının ahşap konstrüksyon beşik çatısında görülen iki
    merteğin alt alta varilmesi ve çatının yanlarda kırılarak düz bir şekilde devam etmesi Phryg
    mimari etkisiyle yoğrulmuş bir yerellik görülmektedir. Aynı zamanda, çatının altında, bir
    baştaban yerine daha önce de üzerinde durulan üç kademeli kirişle birleşmesi erken dönem,
    Amnias vadisi kaya mezarları için karakteristiktir.
    Amnias Vadisinin en batısında bulunan Evkaya kaya mezarının batıdaki anıtsal ana
    cephesinin beşik çatılı üst örtüsü, oldukça sade bir şekilde yanlara uzayan, iki az eğimli
    117 Ersöz 2003, Fig 86.
    118 Haspels 1971, 85 vd. Lev. 157–58, 519,520.1–3.
    119 Haspels 1971, 81 vd, Lev. 124,125, 516, 5171, 4, 5.
    41
    mertek ve altta bırakma aşığından oluşur. Bırakma aşığının altına ise iki kademeli kiriş
    görülür ki bunlar Amnais Vadisi kaya mezarlarında görülen kademeli kiriş anlatımdan
    farlıdır. Bu kirişlerin altında ise Kalekapı, Salarköy kaya mezarlarında görmediğimiz geniş
    baştaban varlığı dikkat çekicidir. Ayrıca bu baştaban, önde ve arkada görülen dışbükeyliğiyle
    iki ağaç kütüğünün yatay kiriş olarak kullanıldığını gösterir ki, bu da yerel ahşap konut
    mimarisinin cepheye eksiksiz yansıtılmış olmasıyla önemlidir. Bu tip baştaban örneği Evkaya
    kaya mezarının güney batısında yer alan ve Helenistik Döneme tarihlenen Gerdekboğazı kaya
    mezarından başka bir örnekte görülmemesiyle dikkat çekicidir.
    Evkaya kaya mezarın doğudaki ikinci cephesinde, şematik merteklerin ve baştaban
    anlatımının görüldüğü beşik çatısı ve altta biri kör iki dikdörtgen kapının görüldüğü sade
    anlatımıyla, daha çok Phryg mimarisini anımsatmaktadır. Sonuç olarak bu mezarın her iki
    cephesinde görülen beşik çatı, daha çok Phryg mimarisinin yerel mimariye etkisini
    göstermesiyle önemlidir. Ayrıca Amnias Vadisi geleneğindeki Kalekapı, Aygırkayası ve
    Salarköy kaya mezarından farklılaşır ve Hellenistik döneme verilen Gerdekboğazı kaya
    mezarı ile birliktelik kurmaktadır. Mezarın cephesinde beşik çatı ve iki dörtgen sütunlarla
    taşınan ön alanın varlığı, ilk önce in antis tasarı akla getirse de120 bu mezar daha çok yerel
    konut mimarisini tam olarak kayaya yansıtılması olarak değerlendirilmelidir.
    Kastamonu il merkezinde, Kastamonu Kalesi’nin doğu yamacındaki kayalıkta yer alan kaya
    mezarı121 ise, cephesinin tamamen tahrip olması nedeniyle çok fazla bir şey söylenemese de,
    ön alanının varlığı ile Evkaya kaya mezarı gibi beşik çatılı ve sütunlu bir mezar olduğu
    savlanalabilinir.
    Kastamonu Evkaya kaya mezarının batısında Soğanlı Su Vadisinde bulunan ve Hellenistik
    Döneme tarihlenen Karakoyunlu Gerdekboğazı kaya mezarı, cephesinde özellikle beşik çatı
    anlatımında yukarıda da üzerinde durulan, Evkaya kaya mezarına benzemesi dikkat çekicidir.
    Bu mezar da beşik çatılı ve sütunlu bir cepheye sahiptir. Alıkta kademeli olarak içe giren üç
    sıra mertek geniş bir tavan kirişi ile birleşir. Çatının üzerinde Hellen mimarisi etkili bitkisel
    motifli akroter ve antefiksler görülmektedir. En alttaki mertek, aynı Kastamonu Evkaya kaya
    mezarında olduğu gibi ahşap konut mimarisini yansıtan baştaban, önde ve arkada
    dışbükeyliğiyle iki ağaç kütüğünün yatay kiriş olarak kullanılmasının gösteren şekliyle
    120 Akurgal 1955, 92 vd., von Gall 1966, 65 vdd.
    121 Gökoğlu 1952, 80.
    42
    önemlidir. Alınlığın ortasında ise cephedeki ahşap görüntüyü tamamlayan, bir ahşap taklidi
    ana dikme görülür. Bu çatıyı destekleyen dikme, bir mimari bezeme olarak yine Hellenistik
    Döneme tarihlenen Paphlagonia kaya mezarları arasında İskilip 2 Nolu kaya mezarında,
    Gerdek Boğazı kaya mezarının yakınındaki Aşağıgüney Köy kaya mezarında da görülmesiyle
    önemlidir. Çünkü bu betimleme yoğun olarak Phryg kaya Anıtlarında ve kaya mezarlarında
    görmeye alıştığımız bir döşem olmasıyla dikkat çekicidir. Dolayısıyla bu mimari örgenin kaya
    mezarlarındaki varlığı Phryg mimari etkisi ile anlamlandırılmalıdır122. Özellikle Phryg kaya
    anıtlarında yoğun olarak görülen bu mimari örge, kaya mezarlarında Hellenistik döneme
    tarihlenen Yapıldak kaya mezarının alınlığında yer alan ahşap dikme ile görülür ve von
    Gall’de doğru olarak bu mezarı karşılaştırma örneği olarak kullanmıştır. Ayrıca ilk olarak von
    Gall123 ve ardından Işık 124 bu dikmenin sadece mimari bir anlatım olmadığını, aynı zamanda
    Phryg Aslantaş kaya mezarında aslanların arasına yerleştirilen ağaç ve Yapıldak kaya
    mezarının alınlığında yer alan destek, nasıl Kybele’yi temsil ediyorsa, burada da aynı kutsal
    anlamıyla var olduğundan söz ederler.
    Halys vadisi kuzeyinde Asarkaya 1 Nolu kaya mezarında; vadinin güneyinde Kargı ve İskilip
    1- 2 Nolu kaya mezarlarında beşik çatı, Amnias vadisinde alışılagelen ahşap mimari tüm
    ayrıntısının kayaya yansıtılmış olması geleneği dışına çıkılmış ve alınlık sadece negatif olarak
    oyularak beşik çatı gösterilmeye çalışılmıştır.
    Halys Vadisinin kuzeyinde bugün Bafra sınırları içinde ye alan ve Halys’in iki kenarında yer
    alan mezarlardan doğuda Asarkaya 1- 2 nolu kaya mezarları ve batısındaki Kapılıkaya kaya
    mezarının 4- 5 sütunlu, görkemli cepheleri ile dikkat çekicidir. Asarkaya 1 Nolu kaya
    mezarının cephesi, beşik çatısı ile diğer mezarlardan farklılaşır ve neredeyse bu grupta tek
    örnek olmasıyla önem kazanır. Daha öncede üzerinde ayrıntılıca duran, Halys vadisi kaya
    mezarlarını Amnias vadisinden ayıran özelliklerin başında beşik çatı yerine, daha çok düz
    dam tercih edilmesi yanında sütun sayılarındaki fazlalıktır. Ancak bu mezarda görülen beşik
    çatı Amnias Vadisi kaya mezarlarını hatırlatsa da, beşik çatıda ahşap mimari örgelerin
    işlememişliği ve çatının sadece kayaya negatif oyularak yapılmış olmasyla farklılaşır. Ayrıca
    çatının üzerinde üçgen akroter ve antefixlerinde olması dikkate değerdir. Dolayısıyla çatısında
    yerel örgelerden çok Hellen mimarisi etkisi özellikle beşik çatıda rahatlıkla görülmektedir ki,
    122 von Gall 1966, 79 vdd.
    123 von Gall 1966,79 vdd.
    124 Işık 1999, 28.
    43
    bu durum Asar yerleşmesinin, bir Milet koloni kenti olan Amissos’a yakınlığı nedeniyle
    şaşırtıcı değildir.
    Halys Vadisi’nin Güneyinde yer alan Çorum Kargı Ambarkaya kaya mezarı beşik çatısının
    üçgen alınlığında Amnias Vadisi geleneğinde ikonografik kabartmalar görülür. Ayrıca
    mezarın ön alanının cephesi Amnias Vadisi geleneğinde, üç adet kiriş ile çerçevelenmiştir.
    Ancak burada fark beşik çatının ahşap taklidi merteklerinin olmaması ve tıpkı Asarkaya 1
    Nolu kaya mezarı, İskilip 1- 2 Nolu kaya mezarları gibi alınlık negatif olarak kayaya
    işlenmişliğidir.
    Kargı Anbarkaya kaya mezarının güneyinde yer alan İskilip 1 Nolu kaya mezarının cephe
    mimarisi, genel özellikleri ile Amnias Vadisi kaya mezar geleneğinin bir devamıdır. Bu beşik
    çatı ve alınlıkta görülen ikonografik anlatımlı kabartma bezeme yanında altta
    görülenkademeli kirişlerle çerçevelenme ile görülebilinir. Ancak Amnias Vadisinde görülen
    beşik çatılarda olduğu gibi Ahşap taklidi mertekler yapılmamış, alınlık kayaya negatif
    oyulmuş olduğu görülmektedir kş bu geç bir ifadedir.
    İskilip 2 nolu kaya mezarında da cephede beşik çatılı, üçgen alınlıklı üst örtüsü ve ortada iki
    sütunu ile yanlarda görülen pilasterleri olan Paphlagonia kaya mezarları arasında yerini alır.
    Ancak merteklerin görülmediği kayaya negatif oyulmuş üçgen alınlığın içinde tam ortada
    Gerdekboğazı kaya mezarında ve Aşağıgüney Köy kaya mezarında da görülen ahşap bir
    destek vardır. Alınlığın altında düz bir baştaban görülür. Bu mezar, yerel ahşap mimari taklidi
    cephesi ile 1 Nolu kaya mezarında olduğu gibi daha çok Amnias Vadisi kaya mezar geleneği
    ile ilişkilendirilmelidir. Ancak farklılığı, aynı Kargı Ambarkaya ve İskilip 1 Nolu kaya
    mezarında olduğu gibi, merteksiz, kayaya negatif oyulmuş olan beşik çatısının oluşu yanında,
    İskilip 1 Nolu kaya mezarında görülen ön odasının çerçeveleyen kademeli kirişlerin burada
    görülmemesidir.
    Ayrıca İskilip 3 Nolu kaya mezarı, yanlarında iki mertek ile görülen üçgen alınlıklı beşik
    çatılı ve von Gall’e göre125 tek sütunlu bir cepheye sahip olmasıyla genel Paphlagonia kaya
    gömüt tipleri içinde özel bir yeri vardır. Bugün çatının üstünde görülen küçük bir bölüm
    dışında, cephe tamamen tahrip edilmiş olduğundan çok fazla bir şey söylemek zordur.
    125 von Gall 1966, 94 Çiz. 16.
    44
    Bu küçük tek sütunlu (?) iki mertekli beşik çatıya sahip cephe mimarisinin Paphlagonia’da tek
    örneği Çankırı Kisecik mezarıdır. Her iki mezarda da görülen iki mertekli çatı, Phrygia’da
    hem kaya anıtlarında hem de mezarlarında sıklıkla karşımıza çıkıyor olması ve bu mezarın
    daha sonra ayrıntılıca anlatılacak olan planındaki mimari ayrıntıların da Phrygia ile benzerliği
    birbirini tamamlayacaktır. Sonuçta bu mezar ve tamamlanmamış olan Kisecik kaya mezarı
    cepheleri Paphlagonia ve Phryg kaya gömüt geleneğindeki mimari anlayış içersinde
    değerlendirilmelidir.
    Paphlagonia Bölgesi’nde yukarıda ayrıntılıca bahsedilen Hellenistik döneme doğru
    sadeleşmeye başlayan cephe mimarisi, özellikle Geç Hellenistik Roma Döneminde tamamen
    stilize bir anlatım kazanmış, mezarların boyutlarda küçülmüştür. Bu mezarlardan beşik çatılı
    ön odalı Paphlagonia tipli kaya mezarlarından, Amnias Vadisinde Urgancı ve Durağan
    Ambarkaya kaya mezarları; Halys Vadisinde Güvercinlik 2 Nolu kaya mezarı bu mezar tipi
    içinde girmektedir.
    Anmias Vadisinde yer alan Urgancı kaya mezarı beşik çatılı ve üçgen alınlıklıdır. Altta ise
    bugün kırılmış olan iki sütunun parçalarından bir kısmı görülmektedir. Çatı ve mezarın
    çerçevesi kayaya negatif olarak oyulmuş ve erken dönem Amnias kaya mezarlarında görülen
    mertekler işlenmemiştir. Mezarın cephesinde erken dönem kaya gömütlerinin devamı
    niteliğinde beşik çatılı da olsa, ahşap mimariye dair hiçbir anlatım cephede görülmez.
    Amnias vadisinde Durağan Ambarkaya kaya mezarının cephesinde görülen, beşik çatısı ve ön
    alanında yer alan üç sütunu ile erken dönem anıtsal Amnias Vadisi kaya mezarlarını
    hatırlatmakta ise de, görülen önemli farklılıklar mezarın tarihsel süreç içersindeki yerini de
    etkileyecek niteliktedir. Çatı kurmasından bahsedilecek olunursa Amnias Vadisi kaya
    mezarlarında yanlarda mertekler belirgin bir şekilde aşağıdaki baştabanla birleşir. Ancak
    burada mertekler görülmemekte, çatı tamamen kayaya oyulan bir üçgen şeklinde
    gösterilmektedir. Altta ise kalın ve dik bir baştaban görülür ki, Amnias Vadisi kaya
    mezarlarında çoğunlukla iki ya da üç kademeli kiriş ile mezarın ön alanını çerçevelemektedir.
    von Gall bu mezarın Hellen etkisinin özellikle Dor mimarisine sahip Phrygia’da ki Gerdekaya
    kaya mezarının etkisiyle yapılmış olduğunu savlasa da126 burada görülen, erken dönem
    126 von Gall 1966, 104 vdd.
    45
    Amnias Vadisi geleneğine öykünen, şematik anlatımıyla geç bir tarihe verilmesi gereken bir
    kaya mezarıdır.
    Halys Vadisi Güvecinlik 2 Nolu kaya mezarı beşik çatılı, üçgen alınlıklı ve iki sütunlu bir
    cephe mimarisi vardır. Çatının mertekleri ve altta baştaban oldukça şematik bir anlatımla
    görülürken, alınlığın ortasında olasılıkla bir kalkan motifi vardır. Bu boyutta küçülme ve
    şematik anlatım mezarın tarihinin geçliğinden kaynaklanmaktadır. Yine Halys Vadisinin
    güneyinde Çorum Eskiekin Köyü’nde bulunan kaya mezarı, geç dönem şematik yapısına
    karşın beşik çatılı ve iki sütunlu cephe mimarisi ve yoğun kabartma bezeli ikonografik
    anlatımıyla Paphlagonia kaya mezar geleneğinden etkilenmiştir.
    Paphlagonia kaya mezar geleneği mimari anlayışıyla pek bağdaşmayan tek odalı kaya
    mezarları özellikle Amnias ve Halys Vadisinde yoğunlaşır. Cephe mimarilerinde yoğunlukla
    beşik çatı görülmesi erken geleneğin devamıdır. Bu mezarlar, Amnias Vadisi Şehinşah kaya
    mezarı, Evkaya kaya mezarı altında yer alan mezarlar, Bademci kaya mezarı, Cöpcöp kaya
    mezarı ve Soğanlı Su Vadisi Aşağıgüney Köy kaya mezarıdır.
    Amnias Vadisi Şehinşah kayası kaya mezarı, basit dikdörtgen bir cephe ve bir beşik çatıdan
    oluşan yapısıyla dikkat çekici bir örnektir. Beşik çatının saçak mertekleri ve baştabanı şematik
    olarak görülmekteyken, üçgen alınlıkta bir aslan kabartması yer alır. Kastamonu’da diğer
    görülen örnek, Evkaya kaya mezarının altındaki mezarlardır ve bu mezarlarda basit beşik
    çatının altında sitilize verilmiş hatıllar ve alınlığında kalkan benzeri yuvarlak formlu bir
    kabartma görülmektedir.
    Taşköprü Kızılcaörhen köyü kuzeyindeki kayalarda bulunan tek odalı Cöpcöp kaya mezarı,
    basit dikdörtgen kapısının üzerinde, yanlara doğru genişleyen çerçevesi tam olarak
    bitirilmemiş beşik çatının mertekleri görülmektedir. Bu çatının üçgen alınlığında ise,
    karşılıklı duran ancak tamamlanmış iki aslan kabartması vardır. Aynı şekilde bu mezarın
    yakınındaki Bademci kaya mezarının cephesi de beşik çatılıdır ve alınlığında iki karşılıklı
    duran aslanın betimlemesi görülür. Çatının stilize mertekleri, dikdörtgen mezar çerçevesini
    aşar ve kaya mezarı için düzeltilmiş kaya sathını içine alır
    Bu mezarlar arasında en yoğun ahşap mimariye sahip kaya mezarı ise küçük bir mezar
    olmasına karşın cephesi ve planındaki ayrıntılarla önemli olan Aşağı Güneyköy mezarıdır.
    46
    Üçgen alınlıklı çatının yan mertekleri ve ortadaki Gerdekboğazı ve İskilip 2 Nolu kaya
    mezarlarında görülen destek ile tam bir ahşap çatı konstrüksiyonunu göstermektedir. Bu çatı
    altta dikdörtgen bir baştabanla birleşir.
    Sonuç olarak Paphlagonia kaya mezar geleneğinde görülen beşik çatı Phrygia mimarisi etkili
    olsa da, yoğun yağış alan Paphlagonia Bölgesi ahşap konut mimarisinde de yaygınlaşmış ve
    yerelleşmiştir. Beşik çatı özellikle Amnias Vadisi kaya mezarlarında ilk olarak Kalekapı kaya
    mezarında görülür ve doğuya doğru Aygırkayası, Salarköy kaya mezarlarında ahşap bir çatı
    tüm ayrıntıları ile izlenmektedir. Ardından Evkaya ve Hellenistik Döneme tarihlenen
    Gerdekboğazı kaya mezarlarında da benzer şekilde ahşap mimarinin cepheye tam olarak
    yansımışlığı ile ortaya çıksa da, altta Kalekapı, Aygırkayası ve Salarköy kaya mezarları gibi,
    kademeli kirişlerle değil bir baştabanla sonlanırlar. Halys Vadisinin Kuzeyinde ise beşik çatılı
    tek örnek Asarkaya 1 Nolu kaya mezarıdır. Vadinin güneyinde ise Kargı kaya mezarı ve
    İskilip 1- 2 Nolu kaya mezarlarında beşik çatılarında, Amnias Vadisindeki kaya mezarlarında
    görülen ahşap taklidi mertek ve aşıklar görülmez. Bu tip çatı daha da sadeleşip, primitif bir
    işçilikle Geç Hellenistik- Roma Dönemi kaya mezarlarından Amnias Vadisi Yukarı Urgancı,
    Durağan Ambarkaya mezarları; Halys Vadisi Güvercinlik 2 Nolu kaya mezarında görülür.
    Aynı şekilde Paphlagonia Bölgesi’nde yer alan tek odalı kaya mezarlarının çoğunluğunda da
    beşik çatının kullanılmış olması geleneğin süreci için önemlidir.
    6.2. Plan ve Donanım
    Paphlagonai Bölgesi kaya mezarları planda iki ana tipe ayrılır. Bunlardan ilki, tek odalı kaya
    mezarlarıdır ve bölgede gelenek haline gelmemiş, sadece Amnias Vadisi ve Devrez ve
    Soğanlı Su Vadilerinde birkaç örnekle temsil edilen bir mezar planıdır. İkinci olarak,
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları denildiğinde akla gelen, sütunlarla taşınan ön odalı ve bir
    ya da daha çok mezar odasından oluşan çok odalı mezar tipidir. Bu tip kaya mezarları plan
    ayrıntıları ve donanımlarında oldukça zengin veriler sunmaktadır. Ayrıca bu tip sadece
    Paphlagonia Bölgesinde sınırlı kalmamış, Pontus, Kappadokia ve Phrygia kaya mezarlarını
    etkilemiştir.
    6.2.1. Tek Odalı Kaya Mezarları
    Paphlagonia Bölgesi erken dönem anıtsal kaya mezarları arasında tek odalı kaya mezarları
    görülmez. Buna karşın özellikle Amnias vadisinde yoğunlaşan ve batıdan doğuya doğru
    sıralayacak olunursa Kastamonu Şehinşah kaya mezarı (Res.42 Çiz. 2), Evkaya kaya
    mezarları altındaki kaya mezarları (Res.43), Taşköprü Cöpcöp (Res.45) ve Bademci kaya
    mezarları(Res.44) bu gruba girer. Soğanlısu Vadisinde ise Aşağıgüney Köy (Res.46, Çiz.3
    a,b)ve Kadınca Köyü kaya mezarları (Res.34); Devrez Vadisinde ise Çüşçüş Kışlası kaya
    mezarı (Res.33) tek odalı kaya mezarlarındandır. Ancak Halys vadisinde bu tip bir mezar
    görülmez.
    Tek odalı kaya mezarlarının cepheleri genellikle beşik çatılıdır ve özellikle Amnias
    vadisindeki mezarlarda alınlıkları kabartma bezemeli anlatım görülmektedir. Aynı zamanda
    şematik de olsa ahşap çatı mimari elanları görülür. Tosya çüşçüş Kışlası kaya mezarı ve
    Kadınca Köyü kaya mezarlarında düz damlı bir üst yapıya sahiptir. Bu cephelerden girilen
    mezar odaları mimaride farklılaşır.
    Paphlagonia Bölgesi tek odalı kaya mezarları Aşağı Güneyköy haricinde beşik çatı ya da düz
    damlıdır. Basit dikdörtgen bir kapı ile girilen düz ya da tonozlu bir tavana sahip mezar
    odalarındın bazılarında ölü yatakları görülürken bazılarında hiçbir döşem görülmemektedir.
    Dolayısıyla bu basit mezarlarda gelenekselleşen bir döşem birlikteliğine rastlanmamaktadır.
    50
    6.2.1.1. Kapı
    Paphlagonia kaya mezarlarının kapıları ne Urartu kaya mezarlarında görülen özel döşemler127
    ne de Lykia kaya mezarlarında olduğu gibi sürgülü bir kapıya dair herhangi bir iz
    görülmemektedir. Bütün tek odalı kaya mezarlarının kapıları dikdörtgen ve düzdür. Herhangi
    bir silme ya da söve izi görülmez. Dolayısıyla bu mezarlar olasılıkla düz bir kapı taşı ile
    kapatılıyor olmalıdır.
    6.2.1.2. Ölü Yatakları
    Tek odalı kaya mezarlarında genellikle ölü yatakları basit de olsa görülmektedir. Şehinşah
    kayası kaya mezarında (Çiz.2), Evkaya kaya mezarı altındaki tek odalı mezarlarda (Res.43) ve
    Aşağı Güney Köy kaya mezarında basit bezemesiz ölü yatakları görülür (Çiz.3). Amnias
    Vadisinde Cöpcöp kaya mezarında tonozlu olan mezarın içinde, yoğun tahrip edilmişliği
    nedeniyle ölü yatağının varlığı ya da yokluğu konusunda bir şey söylemek zordur. Soğanlı Su
    Vadisinde yer alan diğer bir kaya mezarı olan Kadınca Köyü kaya mezarında ise herhangi bir
    ölü yatağı izine rastlanmamıştır. Dolayısıyla bu kaya mezarlarında ölü yatakları kullanımında
    ne bölgesel ne de tipolojik olarak belirli ve sistematik bir gelişim görülmemektedir.
    6.2.1.3. Tavan
    Tek odalı kaya mezarlarında üçgen, düz ve tonozlu tavanlar kullanılmıştır. Amnias Vadisi
    kaya mezarlarından Şehinşah kayası ve Evkaya kaya mezarı altında yer alan kaya
    mezarlarında bezemesiz, düz tavanlı bir üst örtü görülür. Ayrıca Cöpcöp kaya kaya mezarı ise
    tonozlu bir tavan mimarisine sahiptir. Soğanlısu Vadisi Aşağıgüney ve Kadınca köylerinde
    yer alan tavan kurması, çok odalı kaya mezarlarında görülen ahşap taklidi yoğun
    kabartmalarla bezenmiştir (Res.47).
    Soğanlısu vadisi Aşağıgüney köy mezarının tavanı düzdür. Ancak burada diğer Paphlagonia
    kaya gömütlerinde görmediğimiz ilginç ve yoğun bir ahşap mimari taklidi bezeme ile
    karşılaşılır (Res.48-Çiz.3). Mezarın uzun yan duvarları arasında, boydan boya geçen
    mahyalara dik olarak atılan iki sıra yarım yuvarlak hatıl arasında kalan alanda görülen
    dikdörtgen kasetler tam olarak bir düz damlı ahşap evin kopyası olarak karşımıza çıkar. Bu tip
    gerçekçi işçilik Paphlagonia kaya mezarlarında olduğu gibi Anadolu kaya mezarları arasında
    da üniktir.
    127 Çevik 2000, 31 vdd. Lev. 74- 76.
    51
    Aşağı Güneyköy yakınında yer alan Kadınca Köyü kaya mezarında ise dikdörtgen formlu
    mezar odasının içersinde, yoğun ahşap taklidi mimari ayrıntıların işlendiği üçgen tavan
    görülür. Mezarın kuzey ve güney dar yüzlerinde üçgen çatının yan mertekleri ve baştabanı
    görülürken, içde oluşan üçgen alınlıklarda görülen yarım yuvarlak ahşap taklidi ana dikme,
    çok odalı kaya mezarlarından İskilip 3 Nolu kaya mezarının ahşap taklidi iç mimarisinden
    ayrılmaz. Ayrıca yine merteklerin altında yarım yuvarlak damlık aşığı mezarı çepeçevre
    dolaşır.
    Sonuç olarak Pahlagonia Bölgesindeki tek odalı kaya mezarları cephede ve planda çeşitlilik
    gösterir ve ne bölgesel ne de tipolojik bir birliktelik kurulamaz. Bu tip kaya mezarları
    Pahlagonia tipli ön odalı ve sütunlu kaya mezarları geleneğinin dışında, Amnias, Soğanlı Su
    ve Devrez Vadilerinde az sayıdaki örnekle temsil edilmelirler.
    6.2.2. Çok Odalı Kaya Mezarları
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlar geleneğinin özünde, sundurmalı sütunlu ve beşik çatılı
    ahşap konut mimarisi vardır. Özellikle bir- beş arasında değişen sütun sayıları, merkezde
    olmayan kapıları ve iç döşemlere yansıyan yoğun ahşap mimarisi örgeler ile bunu destekler
    niteliktedir. Çok odalı kaya mezarları bölgenin Demir Çağ merkezi olan Amnias vadisinde
    yoğunlaşmış, Halys, Soğanlı Su, Devrez vadileri boyunca da M.Ö. 5. yy.’ın ilk çeyreğinden
    Hellenistik ve Roma Dönemine kadar özde aynı, ayrıntıda farklı anlatımlarla karşımıza
    çıkmışlardır. Bu tip aynı zamanda Hellenistik Dönemle birlikte Pontus Amasseia Kral kaya
    mezarlarını ve Kotyra çevresi Hellenistik Roma Dönemi kaya mezarlarını, Kappadokia kaya
    mezarlarını ve son olarak ise düşünce ve mimari kökü aldığı Phrygia’ kaya mezarlarını
    etkilemişlerdir.
    Çok Odalı Paphlagonia kaya mezarları planlarında görülen kapı, pencere, ölü yatakları ve
    arkosolium gibi döşemler, bu mezarların gelenekleri ve yayılım alanları yanında tarihsel süreç
    içersindeki yerleri de göstermesi açısından önemlidir. Bunlardan ölü yatakları erken dönem
    kaya mezarlarından Hellenistik ve Roma dönemine kadar görülürken, Arkosoliumlar ise
    Hellenistik dönem öncesine tarihlendirilemezler. Pencereler ise kaya mezarları ile bağlantılı
    olarak çok görülmeseler de, Özellikle Halys’in güneyinde Hellenistik Dönem kaya mezarları
    ile birlikte görülmeleri dikkat çekicidir.
    52
    6.2.2.1. Kapı
    Paphlagonia Bölgesi’nde daha önce tek odalı kaya mezarları döşemleri üzerinde durulurken
    bahsedildiği gibi, çok odalı mezarlarda da özel bir kapı sistemi sistemine rastlanmaz. Bu
    mezarlarda kapılar daha çok dikdörtgen açıklıklar şeklindededir. Sadece Salarköy kaya
    mezarında kapı içinde olasılıkla dikdörtgen bir taşın yerleştirilmesi için açılmış, kapıyı dört
    taraftan dolaşan bir hat görülmektedir. Bazı kaya mezar kapılarının çerçevesinde görülen
    derin silmeler daha çok kapı taşını tutmak için yapılmıştır. Bu örnek dışında kapıların nasıl
    kapatıldığı konusunda herhangi bir iz görülmemektedir.
    6.2.2.2. Pencere:
    Anadolu kaya mezar geleneği içersinde ne Urartu ne de Phryg kaya mezarlarında pencere
    görülmemektedir. Dolayısıyla Paphlagonia kaya mezarlarında görülen pencereler dikkat
    çekicidir. Bu pencereler ikiye ayrılır. İlk olarak mezarların geç dönemde konut olarak
    kullanılması sırasında açılan pencerelerdir ki, Evkaya kaya mezarında ikinci ve üçüncü mezar
    odaları arasında görülen pencereler ile Kale kaya mezarında mezar odasında görülen
    pencereler bu grup içine girer. Aynı zamanda İskilip 1 Nolu kaya mezarında kapının
    üzerindeki pencere de sonradan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
    İkinci grupta ise Özellikle Halys Vadisinin güneyinde, Alaca 1 Nolu kaya mezarında (Res.24)
    ve Soğanlı Su Vadisi Gerdekboğazı kaya mezarında (Res.19), mezar odalarında görülen ve
    mezarla birlikte planlandıkları, ana mezar odalarının dış cephelerindeki mimari bezemelerle
    de desteklenir
    Alaca 1 Nolu kaya mezarınının ön odanın iki yanında yer alan mezar odalarının güney uzun
    duvarlarının ortasından açılan pencereler, cephede bir aedicula ile çerçevelenmiştir. Böylece
    pencereler, cephede mimari bir anlatım içinde yer alır.
    Karakoyunlu Gerdekboğazı kaya mezarında ise ana mezar odasında görülen pencerelerin
    cephede aynı kapıda görülen işçilikle aynı şekilde, iki kademeli kirişle çerçevenmiş olması;
    Alaca 1 Nolu kaya mezarını hatırlatmaktadır.
    Sonuç olarak mezarla birlikte planlanan pencereler cephede mimari bir bezemeyle
    bütünlenmişliği ile geç dönemde mezarın herhangi bir amaçla ikinci kullanımında açılan
    pencerelerden rahatlıkla ayrıldığı gibi Hellenistik Dönem içine tarihlenen İskilip 1 Nolu kaya
    mezarında ve Gerdekboğazı kaya mezarında görülmesi dikkat çekicidir.
    53
    6.2.2.3. Ölü Yatakları.
    Paphlagonia kaya mezar geleneği içersinde özellikle anıtsal kaya mezarlarının tümünde ana
    mezar odalarında ölü yatağı ya da yatakları görülmektedir. Amnias Vadisi kaya mezarlarında
    Kalekapı kaya mezarı (Çiz.4a,b), Salarköy kaya mezarı (Çiz.5a,b) , Evkaya kaya mezarında
    (Çiz.6a,b), Terelik kayası kaya mezarında ölü yatakları görülmektedir (Çiz.7a,b). Soğanlı Su
    Vadisinde Gerdekboğazı kaya mezarı (Çiz.8); Halys Vadisi güneyi kaya mezarlarından Kargı
    Ambarkaya kaya mezarı (Çiz.9), İskilip 1 (Çiz.10), 2 (Çiz.11), 3 (Çiz.12a,b) Nolu kaya
    mezarları ölü yatakları olan kaya mezarlarıdır.
    Halys Vadisi kuzeyinde yer alan anıtsal mezarlardan Asarkaya 1 (Çiz. 13)- 2 (Çiz. 14) Nolu
    kaya mezarlarında ise Paphlagonia Bölgesi’nde başka hiçbir mezarda görülmeyen ölü
    yataklarının ayakuçlarına dörtgen banklar eklenmiştir. Olasılıkla bu mezarların karşısında yer
    alan Kapılıkaya kaya mezarı, mezar odasıda bitirilebilmiş olsaydı aynı döşem ile
    karşılaşılacaktı (Çiz. 15).
    Özellikle Hellenistik döneme tarihlenen kaya mezarlarından İskilip 1 Nolu kaya mezarında
    (Res.49), Gerdekkaya kaya 1 Nolu kaya mezarında (Res.50-Çiz.16) ve Gerdekboğazı kaya
    mezarında (Res.51) ölü yatağı bir arkosolium içersine yerleştirilmesiyle dönemsel bir
    bütünlük göstermektedir. Bunun yanında İskilip 2 Nolu kaya mezarının ölü yatağı kabartma
    bezemelerle süslü ve yastıklı bir anlatım görülür ki, başka hiçbir kaya mezarında böylesine bir
    ifade ile karşılaşılmamaktadır (Res.52).
    Ayrıca Kalekapı kaya mezarındaki ana odasında görülen ölü yatağının Akhaemenid
    mobilyalarına benzer ahşap ayak işçiliği dışında (Çiz.4a)128; Paphlagonia kaya mezarlarıda
    düz ve bezemesiz ölü yatakları görülmektedir. Kalekapı kaya mezarında görülen ölü yatağı
    ahşap taklidi ayak işçiliği, M.Ö. 5.yy.’ın başlarına tarihlenen üzerinde giyisileri ile Pers
    soylularının işlendiği ve Anadolu Pers sanatı içersinde değerlendirilen Daday kabartmasında
    görülen kline ayaklarına benzemektedir129. Dolayısıyla cephedeki Akhaemenid etkisi iç
    döşeme mbilyalara kadar yansımış olmasıyla önemlidir.
    128 von Gall 1966,13 vdd. Çiz.2 Lev.3.4.
    129 Dovceel- voûte 1984, 101- 118 Lev. V; v.Gall 1983 150 vdd. Lev. II; Durugönül 1994, 7; Polat 1998, (Yayınlanmamış
    Doktora Tezi ) 109 vdd. Çiz. XIII;
    E. Dökü, Paphlagonia’da Pers izleri
    54
    Bölge kaya mezarlarında dikkati çeken diğer bir unsur da mezar odalarında ölü yatağı
    olmayan kaya mezarlarıdır. Bu kaya mezarları, Halys Vadisi Esenköy kaya mezarı (Çiz.17) ve
    Güvercinlik 1 (Çiz.18a,b), 2 (Çiz.19a,b) Nolu kaya mezarları; Soğanlı Su Vadisi, Çatalin kaya
    mezarı gibi (Çiz.20a,b), M.Ö. 4.yy.’dan, Geç Hellenistik- Roma Dönemine kadar görülen
    kaya mezarları olmaları ile önemli bir kriterdir.
    Sonuç olarak çok odalı kaya mezarlarında erken dönemden Hellenistik Roma Dönemine
    kadar mezar odalarında ölü yatakları görülmektedir. Ancak bu çizgiden ayrılan Halys Vadisi
    kuzeyinde, ölü yataklarının ayakucunda bankların görüldüğü Asarkaya 1- 2 Nolu kaya
    mezarları tekil örneklerdir.
    Ayrıca Hellenistik Döneme tarihlenen Gerdekkaya kaya mezarı, Gerdekboğazı kaya mezarı,
    İskilip 1 Nolu kaya mezarında ölü yataklarının bir arkosolium içine alınmış olması önemlidir.
    Bunun yanında Esenköy kaya mezarı, Güvercinlik kaya mezarları, Çatalin kaya mezarı gibi
    M.Ö. 4.yy.’dan, Geç Hellenistik- Roma Dönemine kadar görülen kaya mezarlarında ölü
    yatakları görülmemesi tarihleme için önemli kriterlerdir.
    6.2.2.4. Sekiler:
    Paphlagonia Bölgesi’nde Amnias Vadisi ve Soğanlı Su Vadisi kaya mezarları ön odalarında
    sekilere rastlanmamaktadır. Ancak Halys Vadisi güneyinde İskilip 2 Nolu kaya mezarı
    (Çiz.11) yanında ve Devrez Vadisi Beşdut kaya mezarı (Çiz.21a,b)ön odalarında görülen bu
    döşem Paphlagonia Bölgesi mezar geleneğinde olmayan olasılıkla geç dönem etkileridir.
    İskilip 2 Nolu kaya mezarının ön alanında görülen profilsiz düz bir şekilde yapılmış olan ve
    ön alanın üç tarafını dolaşan yüksek olmayan sekinin varlığı bu mezarı erken örneklerden
    ayırmaktadır. Aynı şekilde Devrez vadisinde Beşdut kaya mezarında görülen yüksek seki
    sadece mezar odasının kapısının önünde iki yan duvar arasında görülmektedir.
    Bu sekilerin varlığı özellikle gömü sahiplerinin zaman zaman mezarların ön alanında ölü
    kültüne dair toplantılar yapıyor olmasıdır. Ancak daha önce de değinildiği gibi Paphlagonia
    kaya mezarlarının hiçbirinde, ön oda ve mezar Odalarında kült döşemlerine
    rastlanmamaktadır. Ancak Evkaya kaya mezarnın doğu cephesindeki girişin ardında yer alan
    holde, iki kaya çukuru görülmekteyse de; bunlar mezarın daha sonra özellikle ev olarak
    kullanılmı sırasında yapılmış olmalıdır. Arkeolojik olarak buradaki geç dönem genişletme
    55
    çabaları duvarlarda rahatlıkla görülebilinirken bu kaya çukurları ise olasılıkla evin ocakları
    olarak kullanımış olmalıdır130. Ayrıca yine bu mezarda ana odanın doğu duvarında görülen niş
    de, görülen bariz işçilik farkından da anlaşılacağı üzere bu geç kullanımla alakalıdır.
    6.2.2.5. Tavan
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezarlarının ön oda ve mezar odalarının tavanları, oldukça çeşitli
    ve zengin anlatımlarla bezelidir. Ön odaların tümü düz bir tavana sahipken, bazı mezarlarda
    yoğun ahşap mimari taklidi hatıllarla süslenmiştir. Ana mezar odaları ise mimari olarak
    çeşitlenir. Bunlardan beşik çatılı ve yoğun ahşap mimari taklidi hatıllarla süslenmiş mezar oda
    tavanları, daha çok anıtsal kaya mezarlarında karşılaşılmaktadır. Ayrıca düz, tonozlu ve
    tütekli tavana sahip mezar odaları da bölgedeki çok odalı kaya mezarlarında görülür. Tavan
    bezemelerindeki bu çeşitlilik mezarların yayılımları tarihsel süreç içersindeki yerlerini de
    göstermeleri açısından da önemlidir.
    6.2.2.5.1. Düz
    Bölge kaya mezarlarının ön alan ve mezar odalarında görülen düz tavanlar kendi içersinde
    yalın düz ve ahşap hatıllarla bezenmiş olmak üzere ikiye ayrılır.
    Yalın düz ön oda ve mezar odası olan kaya mezarları Amnias vadisinde, bölgenin erken
    mezarlarından olan Kalekapı kaya mezarı, M.Ö. 4. yy. içine tarihlendirilmesi gereken Terelik
    kayası kaya mezarı ve Geç Hellenistik Roma Dönemine Tarihlenen Çatal in kaya mezarıdır.
    Bu az sayıda örnekle de anlaşılacağı gibi yaygın bir mimari anlayış olmayan bu tür üst örtü
    herhangi bir tipolojik veri sunmaz.
    Yukarıda bahsedilen düz tavanlı mezar odası olan kaya mezarları arasında, tavanda hatılların
    görüldüğü iki örnek vardır. Bunlardan ilki Aygırkayası kaya mezarı, diğeri ise Salarköy kaya
    mezarındır. Anıtsal cepheli erken kaya mezarları içine giren Aygır kayası kaya mezarının
    tavanında, mezarı dikine ve enine geçen yarım yuvarlak iki hatılla oluşturulan ahşap taklidi
    bir mimari bezeme görülür.
    Salarköy kaya mezarında ise, mezar odası tavanı, içi düz hatlarla sekiz parçalı dairesel bir
    tavan göbeği şeklinde bir üst örtüye sahiptir (Res.53). Bu tür tavan, yine tüm bölge kaya
    130 Işık, bu kaya çanaklarını, ölü kültü için kullanılan kaya Çanakları olarak adlandırmıştır. Bkz. Işık, 1989,21
    Res.26; Işık, 1995, 116 .
    56
    mezarları yanında, Anadolu mezar gelenekleri içersinde de tekildir ve yerel mimarinin
    yansılanışı açısından önemlidir. Ayrıca Salarköy mezar odasında görülen ahşap işçiliği ön
    odanın tavanına da yoğun olarak yansımış ve yarım ahşap taklidi hatıllarla tüm tavan
    bezenmiştir (Res.54).
    6.2.2.5.2. Üçgen
    Paphlagonia kaya mezarları içersinde en fazla örneği görülen üst örtü sistemi ise üçgen
    tavandır. Bu tavanlar, kendi içersinde yalın ve ahşap hatıllı tavanlar olmak üzere ikiye
    ayrılırlar.
    Bölge kaya mezarları içersinde yine yalın beşik çatı örtü sadece Asarkaya 2 nolu kaya mezarı
    (Çiz.14) ve Beşdut kaya mezarları ile temsil edilir (Çiz.21b.). Bunun yanında kabartma
    hatılları olmayan ve yalın beşik çatı olarak görülen Kargı Ambarkaya kaya mezarının mezar
    odasında, çatı mertekleri ve hatılları boyama ile verilmiştir (Res.55; Çiz.9b). Dolayısıyla bu
    mezar da beşik çatılı hatıllarla bezenmiş kaya mezarları grubuna dâhil edilmelidir.
    Diğer yandan üçgen tavanlı ve ahşap hatıl kabartmalı mezarlar, en yaygın grubu oluşturur.
    Bu gruba başta Evkaya kaya mezarı, Kale kaya mezarı, Gerdekboğazı kaya mezarı, İskilip 3
    nolu kaya mezarı ve Gerdek kaya 1 nolu kaya mezarı ana mezar odasındaki tavan ile temsil
    eder.
    Özellikle mezar odalarında görülen ahşap mimari taklidi mertek ve hatılların gösterilmesi,
    Anadolu kaya mezar geleneğinde ilk olarak Urartu kaya mezarlarında yoğun olarak
    görülmektedir131 . Bu kaya mezarları Van İçkale, Neftkuyu ve Kaleköy’de görülen mezarlarda
    mezar iç odalarında; ahşap bir konutun tavan sistemi tamamıyla iç mimariye yansıtılmıştır.
    Van- İçkale ve Neftkuyu’da tonozların başlangıcında görülen yarım yuvarlak dişli silmeler
    yanında Neftkuyu kaya mezarında, sıralı kuşakla çevrelenmişliği dikkat çekicidir. Ayrıca
    Kaleköy kaya mezarı ise ahşap mimari bezemenin en yoğun olarak kullanıldığı kaya
    mezarıdır132.
    131 Çevik 2000, 70 vdd.
    132 Çevik 2000, 70 Lev. 7,9b,10 b,c.
    57
    Ancak Pahlagonia kaya mezarlarında, iç mimaride ve özellikle gömüt odalarında ahşap
    mimarinin yoğun olarak izlenmesi Phryg sanatı ile gelenekselleşen 133 sürecin bir devamıdır.
    Phryg kaya mezarlarının büyük çoğunluğunda Erken Dönem kaya mezarlarından başlayan bir
    gelenek şekilde, mezar iç odalarında aynı ahşap bir konut tavanındaki hatılların ortada
    esnemesini gösterecek denli gerçekçi bir anlatımla görülmektedir. Bu kaya mezarları başta
    Midas Kent kaya mezarı, Doğanlı Kale kaya mezarı, Yapıldak kaya mezarı, Dübecik kaya
    mezarları, Köhnüş kaya mezarları, Kırık Aslan Taş kaya mezarı, Gökçekısık kaya
    mezarıdır134. Görüldüğü gibi Haspels’in erken döneme tarihlediği I. grup kaya mezarlarından
    başlayarak Hellenistik döneme kadar devam eden bir süreç içersinde mezar odaları içlerinde
    Ahşap hatıl taklidi bezeme geleneksek bir şekilde görülmektedir.
    Dolaysıyla Cephe mimarisinde üzerinde durduğumuz Paphlagonia kaya mezarlarında görülen
    Phryg mimari etkisi, mezar odasında görülen yoğun ahşap taklidi mimari bezemelerle kendini
    göstermektedir.
    Paphlagonia Bölgesin’de özellikle mezar odalarında üçgen tavanda ahşap mimari bezeme en
    yoğunuyla Kastamamonu Evkaya kaya mezarında görülmektedir. Burada ana mezar odası,
    ahşap mimarinin mezarda en yoğun kullanıldığı odadır. Bu odanın üçgen tavanının ortasında,
    yan yana üç yarım yuvarlak ağaç kütüğü şeklindeki mahya aşığı görülür (Res.56a). Bu
    hatılların uçlarından çıkan, dikdörtgen ve ensiz mertekler altta damlık aşığı ile birleşirler.
    Aynı ahşap mimari taklidi anlatım, biraz daha sade bir şekilde doğudaki ikinci ve üçüncü
    odada da görülür (Res.56b.). İkinci mezar odasında görülen üçgen tavanda, dikdörtgen bir
    mahya aşığı varken, yanlarda ise ensiz küçük bir profille damlık aşığı gösterilmiştir. Üçüncü
    gömüt odası da, üçgen tavanlı olmasına karşın bir ve iki nolu odaların tersine mahya aşığı
    görülmemekte, sadece yan uzun kenarlarda damlık aşığı şeklinde profillere rastlanmaktadır.
    Burada ahşap mimari örgelerin en yoğun olarak ana gömüt odasında kullanılmış olması
    yanında ikinci ve üçüncü mezar odalarına gidilikçe sadeleşmesi dikkat çekicidir. Ancak ön
    alanda kenar silmeleri dışında düz bir tavana sahiptir.
    Soğanlı Su Vadisinde Hellenistik Döneme tarihlenen ve büyük ölçüde cephe ve planda
    Evkaya kaya mezarından etkilenmiş olan Gerdekboğazı kaya mezarında da hem ön alan hem
    133 Haspels 1971,112 vdd.; Işık- İşkan
    134 Haspels 1971,112 vdd Lev. 530- 545.
    58
    de mezar odalarında ahşap mimari taklidi bezemeler yoğun olarak kullanılmıştır (Res. 57).
    Bu ana mezar odasında görülen yuvarlak iki ana hatıl, mertekler ve hatta bindirme aşığı ile
    yine Amnias Vadisi kaya mezarlarından Kastamonu Evkaya ve Aygırkayası kaya
    mezarlarının benzeridir.
    Halys Vadisi güneyinde ter alan İskilip 3 nolu kaya mezarının, olasılıkla tek sütun tarafından
    taşınan bir ön oda ve ardında tek klineli bir mezar odasının varlığı ile Paphlagonia kaya
    mezarları grubu içine girse de, özellikle mezar odasının içindeki yoğun ahşap taklidi
    bezemeler Phrygia ile bağlantılıdır (Res.58 Çiz.12b). Ön odanın çatısı üçgendir. Kuzeydeki
    duvarın çatısında, cephedeki gibi iki kademeli üçgen tavan mertekleri görür. Ortada
    dikdörtgen kapı ile girilen mezar odası ise tam olarak ahşap bir odanın kayaya yansımış
    şeklidir. Dikdörtgen formlu bu odanın tavanı ahşap mimari taklidi üçgendir. Kapının tam
    karşısında uzun yüzde duvarın içine gömülmüş olan klinenin iki ucunda sekiler görülür.
    Klinenin üzerinde ve yanlarında ahşap taklidi hatıl kabartmaları vardır. Yukarda ise iki yanda
    klineyi içine alan, alınlıklı üçgen bir tavanın olması Paphlagonia Bölgesi kaya mezarları için
    üniktir. Mezar odasının tavanı da üçgen alınlıklıdır. Bu alınlığın hatılları net olarak bugün bile
    izlenmektedir. Ayrıca çatının ortasında, baştabandan tavana doğru çıkan dikey ana destek her
    iki yanda görülür. Dolayısıyla İskilip 3 Nolu kaya mezarı iç döşeminde başka hiçbir
    Paphlagonia kaya mezarında olmayan yoğun ahşap mimari örgelerle donatılmışlığı Phryg
    mimarisi etkisinin gücünü göstermesi bakından önemlidir.
    Halys Vadisinin güneyinde daha çok Kappadokia bölgesinde yer alan Gerdek kaya 1 Nolu
    kaya mezarının ön alanının batıda yer alan mezar odasının üçgen tavanının altında, ahşap
    mimari taklidi, üstteki ince alttaki kalın iki sıra hatıl, tüm odayı dolaşmaktadır. Burada dikkati
    çekmesi gereken tavanda görülmesi gereken hatıl ve mertekler yoktur. Dolayısıyla
    gelenekten, sadece yan duvarları dolaşan hatıllar işlenmiş olmasıyla farklılaşmaktadır (Res.59
    ). Ancak Alaca 2 Nolu kaya mezarında boyama ile verilmiş olan çatı hatıl ve merteklerin
    burada da olduğnu varsaymak yanlış olmamalıdır.
    Ön odanın doğusunda yer alan ikinci gömüt odasının tavanı da üçgenden çok tonozludur ve
    ahşap taklidi bir sıra hatıl çatının bitiminden başlayarak tüm odaydı dolaşır. Bu odada başka
    hiçbir döşem görülmemektedir. Ön odanın kuzeyinde ise üçüncü bir gömüt odası yapılmaya
    başlanmışsa da tamamlanamamıştır.
    59
    Sonuç olarak özellikle etkileşim sürecinde, Paphlagonia Bölgesindeki mezarlarının N
    odalarında görülen üçgen tavan ve ahşap konut taklidi bezemede Phryg mimari etkisi oldukça
    yoğundur.
    6.2.2.5.3. Tonozlu
    Paplagonia Bölgesi anıtsal kaya mezarları arasında tonozlu çatı istisnasız olarak mezar
    odalarında görülmemektedir. Özellikle Geç Hellenistik ve Roma Döneminde bölgede
    yaygınlaşır. Amnias Vadisinde Urgancı kaya mezarı, Durağan Ambarkaya kaya mezarı
    (Res.60-Çiz.22); Halys Vadisinde Esenköy kaya mezarı, İskilip 1 (Res.49) ve 2 Nolu kaya
    mezarları, Gerdekkaya 2 Nolu kaya mezarı, Güvercinlik 1, 2 Nolu kaya mezarları bu grubun
    içinde yer alır. Bu mezarların cephelerindeki şematik anlatımla birlikte iç döşemde görülen
    tonozlu mimari anlayış, tarihlemeleri konusunda da hiçbir şüphe bırakmayacak şekildedir.
    Tonozlu tavanlarda ahşap mimari hiçbir bezeme görülmemekteyse de, Gerdekkaya 2 Nolu
    kaya mezarında (Res.61. Çiz.23 a,b) yan duvarlarda ahşap hatıllar görülürken; üstte de boya
    ile verilmiş ortada ana hatıl ve yanlardan ortaya doğru çıkan mertekler verilmiştir. Bu durum
    daha çok taş mimari içersinde görülen tonozlu üst örtü anlayışında rastlanmayan bir şekildir.
    Bu nedenle Anadolu kaya mezar gelenekleri içersinde tekil bir örnektir.
    6.2.2.5.4. Tüteklikli
    Tüteklikli üst örtü sistemi ise Paphlagonia kaya mezarları ve Anadolu kaya mezar geleneği
    içersinde tek bir örnek olarak Gerdekboğazı kaya mezarı ikinci mezar odasında ortaya çıkar.
    Bu örtü sistemi daha çok özellikle tümülüs mezarlarla bağlantılı olarak görülmektedir135.
    Gerdekboğazı kaya mezarında ön odanın doğusunda yer alan ikinci mezar odasının tavanında,
    ahşap mimari taklidi tütekli tavanın varlığı üzerinde durulması gereken bir ayrıntıdır (Res.62).
    Buradaki tütekli tavan örtüsü Anadolu kaya gömüt gelenekleri arasında bilinen tek örnektir136.
    Bu çatı sistemi mezarlarla bağlantılı olarak ilk defa Arkaik Belevi Tümülüsü’yle görülmeye
    başlanırken, ardından M.Ö.5. yy.’a verilen Mudanya Tümülüsü, M.Ö. 4. yy’a verilen Iğdır ve
    Kuru Tepe Tümülüsü gibi örneklerle erken dönemsen itibaren görülmeye başlanır137. Ancak
    bu örtü sisteminin Helenistik dönemle birlikte Phrygia ve Vitruvius’un değindiği Doğu
    karadenizdeki Kolkhis bölgesinde yoğunlaşmış olması dikkat çekicidir138. Ayıca bu mezarın
    135 Varkıvanç, Çambaşı 187- 195.
    136 von Gall, 81 vdd.; Varkıvanç, Tüteklikli, 208.
    137 von Gall, 81 vdd.; Varkıvanç Tüteklikli, 208.
    138 Varkıvanç, Tüteklikli, 208 vdd.
    60
    ön alanı tavanı da aynı Salarköy kaya mezarının ön odası tavanı (Res.54) gibi ahşap takidi
    hatıllarla bezenmişse de, daha sade bir anlatım içindedir (Res.63).
    Paphlagonia Bölgesi kaya mezar mimarisinde görülen tüteklikli çatı ve yukarıda
    anlatılan ahşap mimari örgeleri ile bezenmiş düz ve üçgen çatılı kaya mezarları, Paphlagonia
    Bölgesinde Hellenistik Döneme kadar görülürler ve sonrasında yoğun olarak tonozlu üst örtü
    mezarlarda hakim olmaya başlar.
    Sonuç olarak Phryg mimari etkisiyle Paphlagonia kaya mezarlarında mezar iç
    döşemlerinde yoğun olarak görülen ahşap taklidi mimari bezeme geleneği, bölgede
    çeşitlenerek yerelleşmiştir. Ayrıca mezar odalarında görülen bu ahşap mimari Paphlagonia
    kaya mezarlarının, yerel ahşap konut mimarisinin kayaya yansımış şekli olduğunu cephe
    mimarisinden sonra vurgulayan önemli bir veridir.
    Kabartma Betimlemeleri
    Pahlagonia Bölgesi, Amnias Vadisi kaya mezarlarında yoğunlaşan zengin ikonografik
    anlatımlı kabartma betimlemelerinin, Anadolu kaya mezar gelenekleri arasında özel bir yeri
    vardır. Anadolu ilk olarak kaya mezar geleneğini yaratan Urartu kaya mezarları içersinde,
    Yeniköy ve Doğu Beyazıt kaya mezarları cephelerinde ikonografik anlatımlı kabartmalarla
    karşılaşılır139. Ancak Urartu kaya mezarları cephelerinde bu tür bezemeli anlatım yaygın bir
    gelenek halini almamıştır. Kaya anıt ve mezar alınlıklarını kabartma bezemelerle süsleyen
    kültür ise, beşik çatıyı Anadolu mimari geleneği içine yerleştiren Phryglerdir. Özellikle kaya
    anıtlarında alınlıkların, Tanrıçanın görüneceği pencerelerle süslemiş olmasıyla, hem şekilde
    hem de düşüncede İonia’yı etkilemişlerdir140. Kaya mezarlarında ise Aslankaya, Piramit
    mezar ve Kırık Aslantaş kaya mezar örnekleri, cephelerinde görülen bezemeleri ile önemlidir.
    Paphlagonia kaya mezar geleneği, yukarıda da değinildiği gibi Phryg öncülünü hem cephede
    hem de iç döşemlerde takip etmiştir. Dolayısıyla bölgede kaya mezarları alınlıklarının
    kabartmalala bezenmesi, Phryg etkili olsa da yerelleşen anlatımlar kendi ikonografik
    düşünceleri ile yaygınlaşmıştır. Özellikle Amnias Vadisinde ve Amnias Vadisi etkili Halys
    Vadisi güneyi Kargı ve İskilip 1 Nolu kaya mezarlarında görülen zengin ve her biri ünik olan
    kabartma anlatımları, bölge içinde olduğu gibi Anadolu antik dönem sanatı içinde önemli
    örneklerdir.
    İlk olarak Amnias vadisinde Kalekapı kaya mezarında sadece alınlıkta değil tüm mezar
    cephesinde görülen kabartma bezemeler, şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıdır. Kalekapı kaya
    mezarı tüm cephe anlatımı bölgede Amnias Vadisi geleneğinin yaratılmasında bir mihenk taşı
    olmasıyla önemlidir. Kalekapı kaya mezarının ardından gelenek; Salarköy kaya mezarı,
    Evkaya kaya mezarı ve Amnias vadisinin en doğusunda Halys Vadisi sınırında yer alan
    Terelik kayası kaya mezarı ile doğudaki sınırına ulaşır. Halys Vadisi güneyinde yer alan, hem
    cephe mimarisinde hem de planda Amnias vadisi etkisinde kalan, Kargı Ambarkaya kaya
    mezarı ve İskilip 1 Nolu kaya mezarı alınlıklarında da görülen betimlemeler ile gelenek güney
    sınırına taşır.
    Bölge kaya mezarları kabartma konularında ise dikkati çeken; Kalekapı, Salarköy ve Terelik
    kayası kaya mezarlarında şablonlaşmış ortak anlatımla görülen, alınlığın merkezinde bulunan
    139 Çevik 2000, 72 Lev. 35a,46a, 81a,b.
    140 Işık 2005, 25 vd. Lev. 17,18.
    64
    Herakles Nemea Aslanı Mücadelesidir. Ayrıca Kalekapı ve Salarköyde aslan, boğa, kartal
    gibi güç ve erk simgesi hayvanlar, cephe ve alınlık kabartmalarında gruplar halinde
    görülmektedir. Terelik kayasında ise daha Anadolu kaya mezar geleneği içersinde daha önce
    hiç görülmemiş bir anlatım olan İdol formlu Ana Tanrıça Figürü görülür ki, daha önce Evkaya
    kaya mezarında iki sphenks arasında ayakta giysili verilen Ana Tanrıça ile şekilde olmasa da,
    anlamda birleşir.
    Halys Vadisi’nin güneyinde yer alan Kargı Ambarkaya kaya mezarında, karşılıklı duran
    aslanlar ve arkada bir kuş betimlemesi yine bölge için tekil bir anlatımdır. Ayrıca mezarın
    sütunlarının önünde yatar durumda mezarı bekleyen üç aslan kabartması, Terelik kayası kaya
    mezarı cephesinin köşesinde yer alan aslan kabartmasından şekilde farklı, anlamda aynıdır.
    Ayrıca İskilip 1 Nolu kaya mezarında görülen birbirlerine doğru uçan, ellerinde nar ve başak
    demeti taşıyan Eroslar’ın ikonografisi ve bir kaya mezarının alınlığında verilmeleriyle
    Paphlagonia kaya mezarlarında görülen şaşırtıcı kabartma anlatımlarından biridir ve başka bir
    örneği yoktur.
    Ayrıca Roma Döneminde yapılan Çorum Eskiekin Köyü içersinde görülen kaya mezarlarının
    alınlığında, olasılıkla mezar sahibinin bir portresi ve arkada kithonik karakterli bir yılan
    betimlemesi dikkat çekicidir. Aynı zamanda alınlığın üzerinde cephede, Kenthaurla savaşan
    Herakles figürü yanında bir de mezar siteli kabartması görülür ki, Anadolu kaya mezar
    gelenekleri içinde tekil bir örnektir.
    6.3.1. Anatanrıça (Kybele)
    Paphlagonia kaya mezarlarından Amnias Vadisinin en batısında yer alan Evkaya ve en
    doğusunda yer alan Terelik kayası kaya mezarları cephelerinde görülen kabartmalar
    ikonografileri ile oldukça ilginçtir. Bunlardan Evkaya kaya mezarının alınlığında iki sphenks
    arasında ayakta duran giysili figür, Çatal Höyük’ten beri Anadolu sanatı içinde kutsal
    hayvanları ile birlikte görülen Ana Tanrıça betimlemesinden başka bir ikonografik anlatımla
    bağdaşamaz.
    Ayrıca Terelikayası kaya mezarında, Ana Tanrıça bir idol formunda cepheye işlenmiştir.
    Burada Tanrıça Poloslu ve kollarını iki yana kaldırmış adorant duruşuyla ve bir mezar
    yapısını üzerinde görülmesiyle ünik bir anlatıma sahiptir.
    65
    Kastamonu Evkaya kaya mezarının batı cephesi alınlığında; karşılıklı iki sphenks arasında
    ayakta duran tamamlanmamış kadın figürü kabartması, ikonografik olarak oldukça ilginç ve
    bölge için tekildir (Res.64). Bu figür grubundan ilk olarak Cahaynikoff bahsetmiş ve figürü
    tamamlanmamış bir idol olarak yorumlamıştır141. Ardından Hirschfeld, Cahaynikoff’un
    görüşüne katılır ve bu figürü tanrıça olarak adlandırır142. Daha sonra Leonhard’da, iki sphenks
    arasındaki figürü hayvanlar hakimesi bir “Potnia Theron” olarak yorumlar143. Jacopi’de
    Leonahard gibi, betimlemeyi “Potnia Theron” olarak tanımlamıştır144. Gökoğlu’da
    Leonhard’ın yorumlarına ve örneklerine tamamıyla katılır145. Ardından Akurgal, alınlıktaki
    kutsal hayvanlarıyla çevrelenmiş Ana Tanrıça figürünü konu ve sitilde Phryg karakterli
    olduğunu belirtir146. Bittel ve Naumann ise yayınlarında Akugal’ın yorumuna aynen katılırlar
    147. Paphlagonia kaya mezarları konusunda en son ve en geniş yayını yapan von Gall’de bu
    ikonografiyi “Potnia Theron” olarak adlandırır148. Son olarak Işık’da bu betimlemenin Ana
    Tanrıça’yı temsil ettiğini belitir149.
    Bu ikonografi grubunu ilk defa Hirchfeld, Ana Tanrıça figürünün iki yanındaki sphenksleri,
    Phrygia’daki Aslankaya kaya tapınağının alınlığında yer alan sphenkslerle (Res.65)
    karşılaştırarak, benzerliklerini ortaya koyar150. Daha sonra Leonhard’da, bu figürü hayvanlar
    hakimesi olarak yorumlar ve daha çok Artemis Orthia ile bağlantılarından bahseder. Ayrıca
    buradaki sphenksleri, Ephesos Artemis tapınağındaki sphenksler ile karşılaştırarak, İonia
    sanatı ile ilişkilendirir ve hem sitilistik hem de konu olarak birliktelik kurduğu eser ise
    Hirschfeld gibi Phryg Aslankaya anıtıdır151. Gökoğlu’da Leonhard’ın yorumlarına ve
    örneklerine tamamıyla katılır152. Ardından Akurgal, hem mimari hem de alınlıktaki konu ve
    sitili Phryg karakterli olarak görmektedir. Ayrıca daha önceki yorumlara katılarak Phryg
    Aslankaya Anıtı ile olan birlikteliği üzerinde durmaktadır153. Bittel ve Naumann’da
    141 Hirschfeld 1885, 5 dn. 2. Lev. 5.
    142 Hirschfeld 1885. 5 vd.
    143 Leonhard 1915, 17 vdd. Taf.26.
    144 Jacopi 1935,4 Res. 4- 5.
    145 Gökoğlu 1955,75- 78 Res. 24 -25.
    146 Akurgal 1961,65 Lev. 43.
    147 Bittel- Naumann 1965, 76 vdd. Lev.8 Çiz.2.
    148 von Gall 1966, 68 vdd. Lev. 6.1,2 Çiz.7.
    149 Işık 1999, 13.
    150 Hirchfeld 1885, 5 vdd.
    151 Leonhard 1915, 17 vdd. Taf.26.
    152 Gökoğlu 1955,75- 78 Res. 24 -25.
    153 Akurgal 1961,65 Lev. 43.
    66
    yayınlarında Akugal’ın yorumuna katılırlar 154. von Gall ise bu ikonografiyi sitilistik olarak
    arkaik karakterlerini vurgular. Karşılıklı duran sphenksleri ise; Aslankaya anıtında ve Altıntaş
    Sitelinde görülen sphenkslerle karşılaştırır155.
    Evkaya kaya mezarının alınlığında, karşılıklı iki sphenksin orasında ayakta duran
    tamamlanmamış figür, mezarı ilk gören Chaynikoff’dan beri belirtildiği gibi iki yanında
    mitolojik hayvanlarıyla birlikte Ana Tanrıça figürüdür. Ancak Anadolu’da Ana Tanrıçanın
    kutsal hayvanları aslan ya da boğadır. Burada ise tanrıçanın her iki yanında sphenks
    kabartmalarının görülmesi ile tekil bir anlatım olmasıyla dikkat çekicidir.
    Ancak tüm bu çalışmalar içinde, Ana Tanrıça betimlemesinin kaya mezarı ile birlikteliğinin
    anlamı, Işık’a kadar sorgulanmamıştır. Bir tanrının gömüt üzerine betimlenmesi Hellen
    dünyasına yabancıdır, çünkü tanrı ya da tanrıya ait belirteçler bulunduğu alanı tapınaklaştırır.
    Dolayısıyla, Evkaya kaya ve aşağıda bahsedilecek olan Terelikkaya kaya mezarlarının
    alınlıklarında, kendi şekliyle görülen tanrıça kabartmaları, bu mezarları tapınaklaştırdığı gibi
    gömüt sahibi beyi de tanrısallaştırır. Dolayısıyla bu mezarların mimarisi gibi kabartma
    betimlemeleri ile görülen anlamları, Anadolu kültür mozaiğinin bir parçası iken, Hellen
    dünyasına yabancıdır.
    Işık’a göre, tapınak-mezar düşüncesi, ilk defa Anadolu sanatı içersinde, Hitit Gevurkale
    mezarı ile görülür. Bu mezarın cephesinde, Ana Tanrıça ve ona doğru yürüyen iki figür
    kabartma olarak işlenmiştir. Urartu kaya mezarlarında görülen tapınım amaçlı döşemlerle ve
    Doğu Beyazıt kaya mezarında Gavurkale’deki gibi, cephesinde tanrıya sunu olarak keçi
    götüren figürle bu düşünce devam eder ve Phrygia’ya aktarılır. Phrygia’da ise Aslantaş kaya
    mezarının cephesinde görülen betimlemeler ve üstündeki tapınım döşemleriyle aynı düşün
    devam eder ve güneyde Likya’ya sürgün verirken bir taraftan da kuzeyde Paphlagonia kaya
    mezarları cephelerinde devamlılığı sürdürür. Dolayısıyla bu Anadolu düşüncesi Paphlagonia
    Bölgesi’nde yukarıda değindiğimiz ve tıpkı Gevurkale mezarında olduğu gibi, cephelerinde
    Ana Tanrıça’nın işlendiği Evkaya ve Terelikkaya kaya mezarlarında düşüncede birdir ve
    Işık’ın “tapınak-mezar” kavramını tam olarak karşılar156.
    154 Bittel- Naumann 1965, 76 vdd. Lev.8 Çiz.2.
    155 von Gall 1966, 68 vdd. Lev. 6.1,2 Çiz.7.
    156 Işık 1994, 120- vdd., Işık, 1995, 168 vd.; Işık 1999, 13; Işık 2003, 215 Lev. 14; F. Işık “Die Vergöttlichung
    der lykischen Dynasten im Lichte ihrer Gräber”, Lykia 6, 2005, 107- 124.
    67
    Amnias Vadisinin en doğusunda yer alan, Terelik kayası kaya mezarının cephesinde görülen
    kabartmalardan biri de, başında Polosu olan, idol formlu Ana Tanrıça betimlemesidir
    (Res.66). Tanrıçanın kısa dörtgen Polosunun altında görülen köşeli yüzü, doğal tahribat
    nedeniyle oldukça silinmişse de, ayrıntılar az da olsa hala görülebilmektedir. Burada Polosun
    altında yok diyebileceğimiz kadar kısa alından geçilen, ucu kırılmış dik bir burun görülür.
    Gözler neredeyse silinmiş olsa da göz çukurları belirgindir. Dudak bir çizgi hainde
    gösterilirken dışa çıkık köşeli çenesi oldukça nettir. Kısa boyundan geçilen vücut ise yüzün
    doğallığının aksine idol formludur. Geniş omuzlardan yukarıya bir kanat gibi açılarak kalkan
    kısa kollarda hiçbir ayrıntı görülmediği gibi ellerde işlenmemiştir. Vücut kasığa kadar
    işlenmiş, göğüsler küçük çıkıntılar halinde gösterilmiştir. Göğsün altından karın bölgesinden
    ayrıntısızca geçilen kalçadan ayrılan kısa iki bacak şematik de olsa gösterilmiştir.
    Bu figürünün, başında bir Polos taşıması ve idol formu ile Kannenberg157 Leonhard158,
    Gökoğlu159 ve von Gall160 Ana Tanrıça Kibele olduğu yönünde hemfikirdirler. Ayrıca Işık’da
    bu tanrıçayı soyut anlatımlı Ana Tanrıça’nın Papahlagonia’daki yansıması olduğunu
    belirtmiştir161.
    Terlikkayası kaya mezarının cephesindeki bu idol formlu Ana Tanrıça figürü, Anadolu kaya
    mezar gelenekleri içersinde tekildir. Biçimde olmasa da, düşüncede benzeri ise yine
    Paphlagonia’da Evkayası kaya mezarının alınlığında iki sphenks’in ortasında ayakta duran
    Ana Tanrıça betisidir162.
    Bu idol formlu Tanrıçanın başlığı olan Polos’un seçilmesi, Anadolu’da Hitit sanatında Ana
    Tanrıça’nın ismi Hepat olup yazılı kayaya başında bir Polosla işlenmişliği ile başlar ve sonra
    sırasıyla birbiri ile etkileşen Geç Hitit, Phryg ve İon sanatında görülen Ana Tanrıçaların
    vazgeçilmez başlığı olur163. Paphlagonia’da ise Terelik kayasında görülen Polos’lu idol
    formlu Ana Tanrıça, Phrygia’nın bölgeye verdiği birçok kültürel etki yanında, Kybele dinini
    de tüm şekilleriyle aşıladığı göstermelidir. Aynı Kastamonu Şehinşah kayasında görülen
    157 Kannenberg, 1894, 189 vd.; Kannenberg 1895, 105 Çiz. 4.
    158 Leonhard 1915, 244,249, 267.
    159 Gökoğu 1955,58 vdd, Re. 8,9.
    160 von Gall, 82 vdd. Lev. 9.2 Çiz.11b.
    161 Işık 1999, 13.
    162 age. 13.
    163 Işık 1989 5 vdd.
    68
    Phryg açık hava Kybele tapınağını ve Evkaya kaya mezarının alınlığında ki iki sphenks
    arasında duran Kybele betisinde olduğu gibi164.
    Terelik kayası kaya mezarında görülen idol formlu Kybele betimlemesinde diğer bir
    ikonografik ayrıntı ise kollarını yukarıya doğru kaldırmış olmasıdır ki bu ilk olarak Neolitik
    dönemde Çatalhöyük Höyükte, tapınma odalarındaki duvar resimlerinde, Ana Tanrıçanın
    duruşu olarak görülürken; aynı biçim, Tunç Çağında Terelik kayası kaya mezarına hiçte uzak
    olmayan İkiztepe’de de Ana Tanrıça idolleri ile karşımıza çıkar ve bu duruş geleneğinin
    Terelikkaya kaya mezarına kadar değişmeden gelmiş olmasıyla dikkat çekicidir. Ayrıca Halys
    Vadisi Kuzeyinde yer alan Kapılı kaya kaya mezarının cephesinde de Terelikkaya kaya
    mezarındaki idol formlu Ana Tanrıça betisine benzer bir kabartma yapılmaya çalışılsa da
    yarım bırakıldığı görülmektedir (Res.67).
    Sonuç olarak Phrygia, Paphlagonia’ya Kybele inancını hem mimarisi hem ikonografisi hem
    de giysisiyle aşılamıştır. Bunu; Şehinşah kayası Açıkhava kaya Tapınağında, Kastamonu
    Evkaya kaya mezarının alınlığındaki ve Terelik kayası kaya mezarı cephesindeki Polosuyla
    görülen idol formlu Ana Tanrıça ile açıkça görebilmekteyiz165. Ancak Phrygia’da hiçbir
    mezarın cephesinde, Paphlagonia’da görüldüğü gibi, tanrıçanın kendisi ya da idol formuyla
    beraber görülmüyor olması oldukça dikkate değer bir konudur.
    Dolayısıyla Kastamonu Evkayası kaya mezarının ve Terelik kayası kaya mezarının
    cephelerinde görülen Ana Tanrıça ikonografisinin kökeni Phryg sanatı ve inancı da olsa, bir
    kaya mezarının cephesinde kendi olarak işlenmesi, tamamen Paphlagonia’da yerelleşmiş
    düşüncenin kayaya yansımasıdır.

  2. #2
    Status
    Çevrimdışı
    KUTAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Kasım 2016
    Mesajlar
    306
    Beğenmiş
    99
    Beğenilmiş
    16
    uzun oldu ama belki bir satır bir arkadasımızın işine yarar.

  3. #3
    Status
    Çevrimiçi
    FENERLİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Kasım 2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    4,256
    Beğenmiş
    191
    Beğenilmiş
    178

    selam

    Paylaşım için teşekkürler emeğine sağlık.-)çook uzun olmuş:() ama müsait bi zamanda okuyacam.:((

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •