Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Amasya Höyükleri

  1. #1
    Status
    Çevrimiçi
    KUTAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Kasım 2016
    Mesajlar
    280
    Beğenmiş
    74
    Beğenilmiş
    11

    Amasya Höyükleri

    Gerek coğrafi konumu gerekse de çağlar boyunca pek çok uygarlığa ev

    sahipliği yapması neticesinde bu uygarlıkların kültürel mirasının izlerini barındıran
    bu sehir pek çok seyyahın da ilgisini çekmistir. Bu seyyahların baslıcaları Strabon,
    Đbni Batuta, Ogıer Ghselın De Busbecq, Hans Dernschwam, Simeon, Katip Çelebi,


    Evliya Çelebi, Robert Ker Porter, Evgene Bore, William John Hamilton, Henry John
    Van Lennep, A. D. Mordtmann, Barth, V. Schultze dır. Seyyahların bize Amasya
    hakkında aktardıkları bilgileri kısaca irdelersek;
    Amasya’dan ilk bahseden kisi Strabon’dur. Varlıklı bir aileden olduğu için iyi
    bir öğrenim gören Strabon, yasadığı dönemlerde seyahat etme imkanı bulmus ve bu
    gezilerini ‘‘Geogrophika’’ adlı eserinde tarih ve coğrafya ile iliskilendirerek
    yazmıstır. Bu eseri ilk kez Bizanlılar döneminde kesfedilmistir. Bazı arastırmacılarca
    MÖ 7., bazılarınca da MS 18-19. yüzyıllarda yazdığı kabul edilen eseri 17 ciltlik
    Geographika adlı eserinin 12,13 ve 14. ciltlerinde Anadolu’yu anlatmıstır67. Bu eser
    Amasya hakkında ilk bilgi veren eserdir. Strabonsöyle der : ‘‘Benim sehrim


    içinden Đris (Yesilırmak), Nehrinin aktığı genis ve derin bir vadide kurulmustur.
    Đnsan emeği ve tabiat buraya hem sehir, hem de kale karakterini mükemmel bir


    sekilde sağlamıstır. Çünkü burası yüksek ve sarp bir kaya olup dimdik nehre doğru


    iner ve nehir tarafında da duvarları vardır. Burayı ilk fetheden I. Mithtadates (MÖ
    298-255) dir. I. Mithradates’in sarayı, su değirmeni, hayvanat bahçeleri, av sahaları
    ve madenleri vardır. Kainor Khonion (Yeni yer) denen bir yer vardır ki doğal sekilde
    sarp bir kaya olup, tepesinde bol su çıkan bir kaynak vardır. Buraya erisilmez, etrafı
    ormanlıktır’’.
    Romalı tabiat bilgini olarak bilinen Plinius Caius- Secondus (MÖ 23- MS 79)
    Naturalis Historia adlı ansiklopedik eserinin 3,4,6 ve 13. ciltlerinde Amasya ve
    çevresi hakkında bilgiler verir69. Amasya çevresinde yetisen bitkilerin insanları
    iyilestirici ilaç yapımı yanı sıra öldürücü pek çok ilacın yapımında kullanıldığını
    anlatmakta, Amasya ve çevresini Manterium yöresi olarak adlandırırken, bu bölge
    zaman zaman da idari olarak Gazkena ve Kolepena olarak anıldığı eserinden
    anlasılmaktadır70.
    Đbni Batuta altı gün kaldığı Amasya’dan, meyvaları bol, akarsuyu, genis


    sokakları olan çok güzel bir sehir olarak bahseder71. Ayrıca Gümüs kasabasının


    bakımlı ve büyük bir yerlesim olarak Irak hükümdarının himayesinde olduğunu,
    buraya gelen Irak ve Suriyeli tüccarların ticaret yaptığını, kasabanın zengin gümüs
    madenine sahip olduğundan bahseder72.


    16. yüzyılda yasayan Ogıer Ghselın De Busbecq’den Đstanbul’dan
    hareketlerinin otuzuncu günü olan 7 Nisan (1555) Amasya’ya geldiklerini, Haziranın
    2 sinde ayrıldıklarını, Amasya’da bulundukları süre içinde Sultan’ın (Kanuni Sultan
    Süleyman) kendilerine çok iyi davranıp, ağırladığını, bu sehrin Strabon’un anlattığı
    gibi olduğunu ve sehri tepelerin yamaçlarından, bir tiyatro koltuğunda oturur gibi
    seyretmenin mümkün olduğunu ifade ederek, ‘‘Bizim vardığımız günün aksamında
    büyük bir yangın çıktı. Yeniçeriler mutat usulleri ile civar evleri yıkarak, bu yangınısöndürdüler. Amasya’ya hakim tepede önemli bir kale bulunur. Kale içine bir Türk
    garnizonu yer alır. Amasya’nın ev ve sokaklarında göze çarpacak bir güzellik yok,
    evler hemen hemen Đspanya’da tatbik olunan usul gibi çamurdan yapılmıstır. Damlar
    düzdür, topraktır, çatı duvarı yoktur’’73. 1927 yılında Busbecq’in Latince eseri
    Đngiltere’de Seymour Foster tarafından The Turkish Letters adıyla Đngilizce’ye,


    Hüseyin Cavit Yalçın tarafından da Türkçe’ye çevilmistir74.
    16. yüzyılda yasayan Alman seyyah Hans Derrnschwam (1553-1555) seyahat
    ettiği yerlerin coğrafyasını, tarihini inceliyor gittiği yerlerde özellikle antik kitabeleri,
    kıymetli kitap ve yazıları toplamakla mesgul oluyordu75. Amasya’da Kanuni Sultan
    Süleyman ve hanımını gördüğünden, Yesilırmak kenarında Đstanbul evlerine benzer
    evler yapıldığından, üzüm bağlarından, her dili konusan insanlar bulunduğundan,
    bakırdan esyalar yapıldığından ve kayalar içine oyulmus kral mezarlarından
    bahseder. Ayrıca; ‘‘Strabon’da Đris olarak geçen bir ırmak akar. Yolun iki tarafında
    dağlar sıralanmıstır. Sehre gelince iki eski kilise ile karsılasırız. Yol ikisinin
    arasından geçer. Baska bir eski kilise daha vardır. Bunun yanından geçilip, dağlık
    bölgeye varılır. Bunlar bir zaman sığınak olarak kullanılmıstır. Sonraları burası saray
    haline getirilmistir. Yüksek tas duvarlara sahiptirler ve içinde halk oturuyordu.
    Sonraları üstü kalın sıva tabakası ile kapatıldı. Daha sonraları da oturulamaz hale
    geldi76’’.
    Derrnschwans’ın bahsettiği bu üç kilisenin yeri belli olmadığı için
    kalıntılarını bulmak bu gün için mümkün değildir. Eski kral mezarlarının sonradan
    küçük kiliselere dönüstüğü, bu kiliseciklere islenen kıyamet günü, havariler gibi
    resimleri daha sonraları kazınarak yerine Türkçe yazılar yazılmıs olduğu
    anlatılmaktadır77.
    Amasya’da bir hafta kalan Polanyalı Simeon’da Amasya’nın ortasından
    büyük nehrin aktığını, bol meyveli, bereketli bir yer olduğundan bahseder78.
    Amasya için, ‘‘Bağdat-ür Rum’’ diyen Türk bilgini ve seyyahı Katip Çelebi
    (1609-1658) Amasya’nın Türk eserlerinden bahsedip, Merzifon’daki bugün Eski
    Hamam olarak bilinen yapıdan ‘‘Atik Kafir Hamamı’’ diye bahseder79. Amasya
    Kalesinin Alaaddin Keykubat tarafından tamir edildiğini ve bu sehirde Ferhat’ın
    Sirin için dağları delip büyük su yolları açtığına değinir80.


    Ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi (1611-1682) Amasya ziyaretini anlatırken
    Amasya Kalesinin büyüklüğünden bahsedip, kalenin Sina yarımadasında yasadığı
    düsünülen Amelika kavminin yapısı olduğunun ifade edildiğine değinir81. Evliya
    Çelebi ‘‘Fethiye camiinin kiliseden bozma olup, minaresiz olduğunu’’ yazar82.
    1820 civarlarında Amasya’yı ziyarete gelen Đngiliz seyyah Sir Robert Ker
    Porter, sehrin Yesilırmak’ın aktığı vadi boyunca iki kenardan kuzeydoğuya doğru
    genisleyerek, yayıldığını, Strabon’un doğum yeri olduğunu, cumbalı evlerin
    Londra’da ki yangından önceki evlere benzediğini, yolların dar olup kaldırımların
    kötü olduğunu anlatırken ırmak kenarındaki köprüden, geçince ‘‘mermer sütun
    parçalarına rastladıklarını’’ söyler. Ayrıca muhtesem kral mezarlarında kitabe
    aradıklarını ama bulamadıklarını da belirti83. Porter, dağın kıvrımlı yüzünde kendini
    gösteren kanalın tamir edilemez bir halde olduğunu ve bes mil uzunluğundaki
    kanalın Amasya krallarından birine asık olan usta Ferhat tarafından yapıldığını,
    yapım sürerken Sirin’in öldüğü, Ferhat’ı da kanalı yarım bırakıp intihar ettiğini acıklı
    bir sekilde anlatır84.
    19. yy. ortalarına doğru Amasya’ya gelen Fransız seyyah Evgene Bore,
    Amasya’nın üzüm bağlarından, bol meyvelerinden, kalesinden bahsedip, kral
    mezarlarının Mısır Piramitlerinden daha nitelikli olduğunu kayıt altına almıstır85.
    1855 Ağustos’unda, Amasya’da üç gün kalan Đngiliz seyyah William John
    Hamilton, Eskiçağ Tarihi ve Jeoloji eğitimi almıstır. Đngiliz Kraliyet Jeoloji
    Derneğinin üyesi ve sekreteri olarak görevli bulunduğu sırada masrafları dernek
    tarafından karsılanmak suretiyle, Osmanlı Devleti, Kafkasya, Đran ve
    Mezopotamya’yı kapsayan inceleme ve ara

    stırma gezileri yapmıstır. Amasya’da pek
    çok Türk eseri bilhassa, sultan türbeleri ile karsılastığından bahsedip, bunların
    üzerinde dikkatle durulması gerektiğini söyler86. Ayrıca Amasya’da ipek böceği
    yetistirildiğinden, modern meyve bahçeleri ve ürünlerin bolluğundan
    bahsetmektedir87.
    1844’e Amasya’yı ziyaret eden diğer bir Đngiliz seyyah Henry John Van
    Lennep kral mezarları ve Amasya’nın coğrafi durumunu kaydetmistir88. Lennep
    arkeoloji, botanik, resim ve zooloji alanlarında iyi bir arastırmacı olmasının yanı sıra
    kızı ile birlikte misyonerlik de yapmıstır. Protestanlık çalısmalarının nasıl basarılı
    olacağı yolunda kitap yazmıs ve 1890’lı yıllarda Tokat çevresinde Ermeni ve Rum
    uyanısını canlandırmada öncü rolü üstlenmistir89.
    19. yy. ortalarında üç defa Amasya’yı ziyaret eden Alman seyyah A. D.
    Mordtmann (1811-1879) buranın eski ismini değistirmeden koruyan bir sehir
    olduğunu, 25 bin nüfusun bininin Ermeni olduğunu ve halkın kendilerini çok iyi
    ağırladıklarını, ayrıca Strabon’un bahsettiği kral mezarları ve su kemerlerinin
    varlığını, Roma devrine ait müstahkem bir satonun, Selçuklu devrinde Alaattin
    Keykubat tarafından onarıldığını söyler. Ve söyle devam eder; ‘‘Büyük dolap içinde
    sandık biçimine getirilmis kral mezarları, Hrıstiyanlık Dönemi Cicimius zamanındaki
    sapellere kadar uzanan, iki sıra halinde aziz resimleriyle süslenmistir. Bu mezarlar


    daha sonra kutsal sayılmıstır. Muhtemelen tanrıya ibadet için toplanma yerleri olarak
    süslenmistir. Selçuklular belki Hrıstiyan kiliselerini camilerine model olarak
    almıstır’’90.
    Mordtmann’ın iki sıra aziz resimleri ile süslü olarak anlattığı kral mezarı
    Aynalı mağara olarak bilinen kaya mezar yapısı olabileceği düsünülebilir. Doğu
    dünyası hakkında yazılmıs pek çok kitabı bulunan Mordtmann’ın oğlu Andreas
    David’te babasının izinden giderek, tıp doktorluğu yanında basarılı bir Bizans
    Arkeoloğu olarak pek çok yayını olan bir yazardır91.
    Alman Dr. Heınrıch Barth’da 1860 da geldi

    ği Amasya’nın kral mezarlarından
    ve Aynalı mağaradan bahsetmektedir92. Ayrıca Barth’ın gezisi sırasında Amasya’da
    ipek böcekçiliğinin çok yaygın olduğu, Bay Krug adlı bir sahıs tarafından Tashan’da
    bir ipek ticareti yapıldığı, bu sahsın bugünkü Almanya’da Baden-Wüttenburg
    eyaletine bağlı dokumacılıkla ünlü Feryburg adlı sehirde merkezi bulunan bir sirkete
    mal topladığı anlasılmaktadır93.
    20. yy. baslarında Amasya’ya gelen Alman seyyah V. Schultze, Pontus
    tarihinde adının Amasela olarak geçtiğini, Đris’in kenarındaki yamaçta Mithradates’in
    ve oğlunun sarayı bulunduğunu, özel tarzda kayalık duvarlarından oyulmus, Pontus
    krallarının ihtisamlı mezarlarını, Mithradates’in imparatorluğunun dağılısından
    sonra, ülkenin kaderinin bu sehrin eline geçtiğini, büyük coğrafyacı Strabon’un
    Amasyalı olduğun ve Amasya’nın ticaret merkezi olduğunu söyler. Ayrıca
    Amasya’nın Bizans dönemi için söyle der: ‘‘Theodoros Hrıstiyanlığı kabul etti.
    Ayrıca inancını burada pekistirdi. Azizlik tahtına oturmak istedi. Günün birinde Đris
    (Yesilırmak) kenarında, büyükannesinin tapınağı alevler içinde kaldı. Bina ve onunla
    birlikte tanrıçanın kutsal resmi kül haline geldi. Halk üzüldü, bu isi yapanın
    Theodoros olduğu sanıldığından arastırılmadı’’.
    Piskopos Bazileos tarafından yapımına baslanan kilise, onun idam edilmesi
    sonucu yarım kaldı. Onun yerine geçen Evzyohios binayı tamamladı. Yapı daha
    sonra camiye çevrildi. Yanında sehit sapelleri mevcuttu. Amasya azizlerin sahipliği
    altındaydı. Yazar Asterios bir bayram konusmasında azizleri anlatır. ‘‘Sehrin azizi
    Theodoros Amasya’yı kutsal kimselerin sehri haline getirdi. Đmparator I. Anastasios
    (491-528) sehitler için yapı yaptırdı. Duvarlarında sehitlerin iskenceleri, sabırları,
    ızdırapları, tiranların vahsi güçleri tasvir edilmistir. Kesislerin gittikçe değer
    kazanması manastırların çoğalmasına sebep oldu. 6. yy. dan itibaren rahip ve
    piskoposlar arasında büyük manastırlar yapma eğilimi basladı. Sehir bir bakıma
    azizlerin kültür sehri kimliğine büründü94’’.
    V. Schultze’den Amasya’nın Bizans çağında piskoposluk merkezi ve
    Hrıstiyanlığın önemli bir sehri olduğunu öğreniyoruz. Bazileos tarafından yaptırılıp
    sonraları camiye çevrilen kilisenin hangisi oldu

    ğu hakkında da bilgi sahibi değiliz.
    Bugün Amasya’da kiliseden camiye çevrilen yapı sadece Fethiye camiidir. Sözü
    edilen yapının, günümüze ulasamayan bir yapı olduğu düsünülebilir.
    Yukarıda değindiğimiz seyyahlar, Amasya gezilerini pek çok yayınla dile
    getirirken, bu yayınlarla birlikte Amasya yeni gezginlerin ve arastırmacılarında
    ilgisini çekmistir.
    1.4.2.


    Đlmi Arastırmalar

    1862- 72 yılları arasında on yıl aralıklı olarak Amasya’da inceleme yapan
    Fransız George Perrot, Amasya’dan en çok bahseden arastırmacıdır. Amasya’nın o
    dönemde 25 bin nüfusunun 2 bininin 18 medresede öğrenci olduğunu söyleyerek,
    Amasya’yı ‘‘Anadolu’nun Oxford’u ’’ olarak tanımlar95. Kral mezarlarının
    azametinden bahsedip, onların bir tanesi olan ve Ortaçağ’da küçük bir sapele
    çevrelen Aynalı Mağarayı anlatır. Ziyaret köyünün adının buradan geldiğini söyler.
    Ayrıca Bore’nin, Gök Medrese’nin karsısında Kılıç Aslan’ın mezarının yanında bir
    prensesin mezarı olduğunu ifade ettiğini ama bu ifadenin asılsız olduğunu belirtir.
    Bugün Kılıç Aslan’ın mezarının yanında, sandukalarında isimleri yazılı yedi kisi
    yatmaktadır. Hepsi Selçuklular dönemine aittir. Bizans’la iliskisi bulunmamaktadır.
    Fransız mimar Ch. Texier (1802-1872) Amasya’yı ziyaret ettiğinde, Amasya
    Pontus’un en eski sehirlerinden biridir, deyip, kral mezarlarından bahseder. Kalede
    iki yer altı yolu olduğunu da söyler96.
    19. yy. sonunda Amasya’ya gelen Đngiliz arastırmacısı Ramsay, Roma
    dönemindeki ticaret yolunun Amasya’dan geçtiğini, Bizans devrinde Amasya’nın
    piskoposluk merkezi olup bir depremde sarsıldığını da belirtir 97.
    Yine 19. yy. sonlarına doğru Amasya’ya gelen Reinach’da Amasya’nın
    coğrafi durumuna ve Pontuslular zamanında I. Mithridates devrinin parlak geçmisine
    değinir98.
    1899 yazında Amasya’ya gelen Alman Struck kral mezarlarını incelemi

    stir…
    ‘‘ Anadolu tas mezarlar ve mağaralar ülkesidir. Aynalı Mağara freskolarla
    süslüdür…99’’ diye kaydeder.
    Petrides, Amasya’daki Bizans devrinde yapılmıs bazı kilise ve kitabelerden
    bahsederse de, bu kalıntılardan hiç biri günümüze kadar ulasamamıstır100.
    Anderson ise 20. yy. basında Pontus’da yaptığı arastırma gezisinde,
    Amasy’dan bahseder… Eski çağlarda burada, Pontus’un diğer bölgelerinde olduğu
    gibi zeytin tarımı yapılıyordu. Hatta zeytinyağı elde etmekte kullanılan bazı tas ve
    değirmen benzeri araçlar günümüze gelmistir101. Ancak bugün Amasya merkez ve
    ilçelerinde zeytin yetistiriciliği yapılmamaktadır.
    Franz ve Eugane Cumont 1900 civarında yaptığı arastırmalarda… ‘‘
    Ortaçağda rahipler freskolarla süslenmis Aynalı Mağaraya inzivaya çekilir, doğu
    eteklerindeki, diğer kral mezarları 19. yy. da Napolyon’un askerlerine hapishane
    olmustur… ’’ Bugünkü Beyazıd camiin olduğu yerde eskiden ‘‘Meryem’e
    vakfedilmis bir tapınak’’ olduğu Nyssa’lı Gregories’den öğrendiklerinden de
    bahseder. Ayrıca Merzifon’daki Eski Hamamın Azize Barbe adına yapılmıs bir kilise
    olduğunu belirtir102.
    Amasyalı H. Hüsamettin (1870-1948) ‘‘Amasya Tarihi’’ adlı eserinde,
    Amasya’nın Bizans devrinden, tarihi durumu ve eski eserlerinden söz edip, ‘‘, …
    Đmp. Phokas (602-610) kızı Helena adına bir kilise ve Beyazid Pasa Mahallesinde bir


    saray yaptı. Bizanslılar devrinde simdiki Burmalı Minare Camii mevkiinde bir kilise,
    Hızır Pasa Mahallesinde, bir saray ve bahçe insa edilmistir’’103.
    Ancak, Đmparator Phokos’un yaptırdığı kilise bugünkü Fethiye Camiidir.
    Sözü edilen mahallede olması gerekse sarayın bugün kalıntısı bile kalmamıstır104.
    Bir papaz olan Fransız misyoneri Jerphanion (1877-1948), Anadolu halkını
    Katolik yapmak için Merzifon’a gönderilmistir105. Amasya’nın kral mezarlarından,
    Aynalı Mağara freskolarından ve 5 nolu kral mezarının, Aynalı Mağara gibi


    ortaçağda kiliseye çevrildiğinden bahsedip, aynen söyle der: ‘‘……. Ölü odası
    resimlerle süslüydü. Duman yüzünden yok oldu. Herhalde 1905 de resimler daha
    iyiydi. Ama kimse incelememistir. Bir haç, iki melek arasında bir Meryem, solda
    ayakta duran dört aziz, elbiseleri kırmızıydı, karsısında Tepsir sahnesi vardı, diğer
    tavandakileri çözemedik’’106.
    A. Gabriel, 1930 yıllarında geldiği Amasya’da Fethiye Camiinin bir Bizans
    kilisesi olup, camiye çevrildiğini, Halifet Gazi Türbesi ve Medresesinin bulunduğu
    alanda eskiden bir Bizans kilisesi olduğunu söyler107.
    Đngiliz arastırmacı D.Winfield, 1970 yıllarında yaptığı arastırmalarda kral


    mezarlarının Bizans zamanında sapel olarak kullanıldıklarını ve Aynalı Mağarayı
    etraflı olarak anlatıp, içindeki freskolar ile güzel kitabesinin ziyaretçilerin beğenisini
    kazandığını belirtir108. Bu resimlerin üslup bakımından değerlendirilmesi,
    Amasya’ya gelmeksizin Avusturya’lı O. Demus tarafından yapılmıstır109.
    Bölgede yapılan prehistorik arastırmalarda Amasya’nın yakınında bulunan
    Samsun ili çevresinde 1920’ler de arastırmalarda bulunan E. Forrer, bölgenin dağlık
    ve ormanlık yapısı nedeniyle bölgede kurulmus olan yerlesimlerin
    höyüklesemediğini belirtmistir110.
    E. Forrer’in bu görüslerine karsın H.H. von der Osten, Orta Anadolu ve
    Samsun çevresinde yaptığı arastırmalarda ele geçen seramik buluntularla bölgedeki
    höyüklerin varlığını kanıtlamıstır111.
    Amasya’nın Suluova Đlçesinde bulunan Kümbet Tepe (Alevi Tepe)’de
    çalısmalar yapan H. Frankfort 1927 de Kümbet Tepe buluntularını arkeoloji
    dünyasına tanıtmıstır112.
    1940 lı yıların basında Đ. K. Kökten, N. Özgüç ve T. Özgüç Samsun ilinde


    Dürdane Tepe, Tekkeköy ve Kavak-Kale doruğunda arkeolojik kazılar
    gerçeklestirmislerdir. Bu arada Samsun’un ilçeleri Ladik, Havza ve Vezirköprü’de
    incelemelerde bulunmuslar bu esnada Amasya’nın Suluova ilçesinde de bazı
    tespitlerde bulunmuslardır113.
    1971-1977 yılları arasında U. B. Alkım baskanlığında Samsun Đli ve
    çevresinde yapılan yüzey arastırması neticesinde Alkım baskanlığındaki ekip kısa
    bir süre Amasya ilinde de arastırmalarda bulunmus, A. Dinçol ve J. Yakar Hitit yazılı
    kaynaklarını tekrar elden geçirerek Amasya çevresinin MÖ 2. bin yerlesmelerini
    inceleme fırsatı bulmustur114. Türkiye Madencilik Tarihi hakkında Merzifon ilçesi
    antik dönem maden yataklarını inceleyen E. Kaptan, Bakırçay çevresinde elde ettiği
    dönem seramiklerini yüzeysel olarak ele almıstır115. Amasya çevresinde uzun yıllar
    yüzey arastırmalarında bulunan M. Özsait ve N. Özsait kırk kadar Demir Çağı
    yerlesimi tespit etmistir116. Orta Karadeniz Bölgesinde yoğun yüzey arastırmalarında
    bulunan S. Dönmez, 2007 yılında Amasya ilinde Oluz Höyük’te kazı çalısmalarına
    baslamıstır. Amasya ili Harsena Kalesinde de 2006-2008 tarihlerinde Amasya Müze
    Müdürlüğü baskanlığında yürütülen kurtama kazısı, 2009 yılından itibaren E.
    Dönmez tarafından yürütülmeye baslamıstır.
    2. AMASYA


    ĐLĐ HÖYÜKLERĐ

    2.1. Höyükler
    Mezopotamya’da ve

    Đran’da olduğu gibi Anadolu’da da evler, Tarihöncesi
    Çağlar boyunca ker***ten yapıldığı için kültür katlarının zamanla üst üste yığılması
    ile topraktan büyük tepeler olusuyordu. Bu tepelere Arapça’da ‘‘Tell’’, ‘‘Tal’’ yada
    ‘‘Til’’, Farsça’da Türkçe bir sözcükle ‘‘Tepe’’, Đngilizce’de ‘‘Mound’’, Almanca’da
    ‘‘Wohnhügel’’, Türkçe’de ‘‘Höyük’’ veya ‘‘Hüyük’’ adı verilmistir. Üst üste oturan
    uygarlıkların katlarıyla olusan tepeler yükseldikçe, alanlar oturmaya daha elverisli
    bir hal alıyordu. Ancak 20-30 metreyi bulan höyüklerin yerlesme alanı
    küçüldüğünden ve arabalar için inis çıkıslar zorlastığından yükselen tepeler terk
    edilerek, yeni yerlesmelerin olusumları sağlanmıstır.
    Neolitik dönemle birlikte yerlesik düzene geçen insanlar barınmak için kendi
    evlerini insa etme zorundaydılar. Bu sayede konutların olusumu kendini gösterdi.
    Mezopotamya’da ve Đran’da olduğu gibi Anadolu’da da evler Tarihöncesi Çağlar
    boyunca ker***ten yapıldığı görülmektedir119. Neolitik Çağdan itibaren toprağa bağlı
    bu yerlesmeleri çesitli nedenlerle terkedilince; bir zaman sonra bu alanların üzerleri
    doğal olarak bir toprak katmanı ile kaplanır. Kimi zaman bu yıkılan yerlesimlerin
    üzerinde yasayan topluluklar yeni yerlesimleri insa ederken, kimi zaman da yepyeni
    bir uygarlığın veya topluluğun bu yıkılan eski yerlesim alanları üzerine gelerek
    yerlesmesi çok zaman almaz. Yeni gelen uygarlık eskinin tercihi olan yerlesimi
    benimser.
    Uygarlıkların aynı yerlere ısrarla bağlı kalması ise, bölgenin coğrafi konumu,
    ilkim kosulları ve topraklarının verimliliği yanı sıra kaliteli su rezervleri ile
    açıklanabilmektedir. Prehistorik dönemlerde yapılar tas temel, ker*** duvar ve ahsap
    örtüden olustuğundan bu mekanlar doğal afetler ve savaslar gibi nedenlerle çok kolay
    tahrip olmuslardır. Höyüklerin olusmasında birinci derecede önemli olgu ker*** ve
    ahsap malzemelerin varlığıdır. Ahsap ve ker*** ağırlıklı yıkılan bu yapı kalıntıların
    bulunduğu alana, yukarıda belirtilen önemli etkenlerle gelen topluluklar, kendi
    yapılarında kullanmak üzere ahsap malzemeyi islenmis olarak bu kalıntıların
    arasında kolayca bulabilmekte, ayrıca alanda bulunan ker*** yıkıntılarından olu

    sanalanları kolayca düzlestirebilmekteydiler.
    Böylece az bir emekle kendi konutları için elverisli düz alanlar kazanırken,
    bu alanın çevreden yüksekte yer alması, insa edilen yapıların içine, yağmurlu
    havalarda çvreden suyun dolmasınıda engelliyordu. Preohistorik dönemlerde ker***
    ve ahsap malzeme kullanılarak yapılan konutların doğal afetler, savaslar veya
    istilalar gibi nedenlerle yıkılması neticesinde yapıların içindeki tüm malzemenin
    üzeri tahribata uğramadan örtülmüs, yıkılan yapılardan arta kalan ker*** yeniden
    kullanılmadığından olduğu yerde kalmıs, alanın yeni kullanımlar için düzlestirilmesi
    neticesinde eski yapının zemininde kalan günlük kullanım malzemelerini olusturan
    materyaller, günümüze değin gelebilmistir.
    Günlük yasama ait seramikler, depolama kapları, ocaklar, süs esyaları, dinsel
    malzemeler, sosyal yasamın etkisindeki süs esyaları, mezar sekilleri, ölü gömme
    gelenekleri, yiyecek artıklarından beslenme sekilleri gibi çok sayıda bilgi höyüklerin
    bünyesinde yer alır.
    Höyükler Neolitik dönemden beri sürekli bir iskana ev sahipliği yapmıs, bu
    sayede toplulukların, yerlesimin kültürü, ekonomisi, inanıs sistemleri, sosyal
    yasamı, kullanılan teknolojiler hakkında önemli veriler kendinde toplamayı
    basarabilmistir.. Süreklilik gösteren tepecik seklindeki bu yerlesimlerin en önemli
    bulgusu üzerinde ve çevresinde bol miktarda çanak çömlek parçalarının varlığıdır.
    Topraktan yapılmıs pisirilmis veya pisirilmemis çanak çömlek insanlık tarihi
    açısından son derece önemli bir kültür varlığıdır. Höyük çevresinde yağmurdan sonra
    yapılacak yüzey arastırmalarında yağmur, seramik parçaları üzerinde bulunan toprak
    ve kerpici temizlediği için oldukça nitelikli seramik parçalarına rastlanması ihtimali
    oldukça yüksektir. Höyüklerdeki çanak çömlek gibi günlük kullanım kapları o
    kültürlerin özelliklerinin yansıtıldığı höyüğün kültür tabakalarını belirlemede, ayırt
    etmede ve tarihlendirmede önemli bir yere sahiptir.
    Höyükler insanlık tarihi açısından, günlük yasamsal verilerin saklandığı,
    sosyolojik ve arkeolojik verilerin korunduğu bir bilgi kaynağı olarak karsımıza
    çıkmaktadır. Höyükler üzerinde yapılacak arkeolojik kazıların tahribata yol
    açmaması için uzman kisiler ve kazı yöntemlerine uygun yapılması son derece
    önemlidir.
    36
    Bu çalısmada belirtilen Amasya Đli höyüklerinin olusabilecek tahribatlardan
    korunması ve birer arkeolojik veri bankası olarak sistemli kazılar yapılıncaya kadar
    yeni kusaklara aktarılması bizlerin, merkezi ve yerel yönetimlerin asli görevlerinden
    olmalıdır.
    2.2. Höyüklerin Gruplandırılması
    Amasya ili, 5.701 km² yüzölçümüne sahiptir. Ye

    silırmak’ın suladığı bereketli
    tarım topraklarıyla ve doğal tahkimatlı kaleleriyle kendini gösteren il, günümüzde
    Merkez ilçe, Tasova, Merzifon, Gümüshacıköy, Göynücek, Suluova ve Hamamözü
    ilçeleri olarak 7 ilçeden olusmaktadır. Arastırmamız kapsamında ele aldığımız
    höyükleri bizde öncelikle bulundukları ilçe sınırlarında değerlendirmeye aldık. Çükü
    ilçelerin olusumunda en önemli etken olan çoğrafi konumlarıdır. Çoğrafi yapıların
    sınırlandırdığı bölgeler kendi içinde kapalı olan bölgelere ve doğal sonucu olarak da
    kültürlerin olusumunda sonderece önem arz etmislerdir. Đncelemeye alınan
    höyüklerde ikinci bir gruplamaya giderek, coğrafi durumlarına göre yapılan tespitler
    ısığında farklı gruplara ayırdık. Bu değerlendirme de:
    1.Grup Höyükler: Akarsu kenarında bulunan höyükler;
    2.Grup Höyükler: Doğal Kayalık üzerinde ve akarsu kenarında yer alan
    höyükler;
    3.Grup Höyükler: Tepeler üzerinde yer alan höyükler;
    4.Grup Höyükler: Düz arazilerde (ovalarda) yer alan höyükler;
    5.Grup Höyükler: Doğal tepelerin yamaçlarında yer alan höyükler;
    2.2.1. Merkez


    Đlçe Höyükleri

    Merkez ilçe 1.730 km² yüzölçümüne sahip ve nüfusu 132.911 ki

    sidir.
    Günümüzde merkez ilçeye bağlı Aydınca, Doğantepe, Ezinepazar, Uygur, Yassıçal,
    Yesil Yenice ve Ziyaret olmak üzere 7 belde ve 97 köy yerlesimi bulunmaktadır120.
    Tez konumuz kapsamında yaptığımız arastırma sırasında belirtilen Merkez ilçe
    sınırlarında 8 höyük tespit edilmistir. Bu höyükler, Doğantepe, Hamamtepesi, Yassı
    (Oluz), Türkmenliktepe, Somtepe, Keltepe, Örenler ve Kazankaya höyükleri olarak
    bilinmektedirler.
    2.2.1.1. Do


    ğantepe Höyüğü (Harita No:1; Res.1-4; H.G-2)

    Do

    ğantepe Höyüğü konumuna göre incelendiğinde akarsu kenerında kayalık
    bir tepe üzerinde bulunduğundan 2. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Amasya’nın yaklasık olarak 25 km. güneybatısında, Amasya-Çorum karayolunun 7
    km. kuzeybatısındaki Doğantepe beldesi’nin merkezinde, batısında Zara Deresi,
    güneyinde Belediye Hizmet Binası ve Sakarya Caddesi, kuzeyinde Ahmet Yesevi
    Caddesi ve Meyve bahçeleri, doğuda Đstiklal Caddesinin yer aldığı doğal kayalık bir
    alandır. Höyük Ballı kaya olarak bilinen kayalığın yamaçlarına doğru yayılım
    gösterir. Yaklasık olarak 300 x 200 m boyutlarında ve 40 m yüksekliğindedir.
    Yerlesimde Geç Kalkolitik Çağ, Tunç Çağı, Hitit Dönemi ve Demir Çağına ait
    seramik parçaları bulunmaktadır. Höyüğün kuzeyinde kireçtası kayalıklara oyulmus
    Hitit Dönemine ait anıtsal baraj sava

    ğı (Res.1) ve kanal izleri görülmektedir.
    Yine 1962 yılında höyüğün güney doğusunda tesadüfen açığa çıkmıs olan
    Hitit Đmparatorluk Dönemine ait, fırtına Tanrısı Tesup Heykelciği ve Tunç Çağı
    damga mühür arkeoloji literatürüne girmistir121. Heykelcik (Res.2) Amasya
    Müzesinde sergilenmektedir. Doğantepe’de yapılan incelemede alanın çok fazla
    tahribata uğradığı görülmüstür. 2007 yılında Amasya Müze Müdürlüğü
    baskanlığında alanın sit sınırını tespitine yönelik olarak Samsun KTVKBK’nun
    kararı ile bir kurtarma kazısı yapılmıs ancak sit potansiyelinin daraltılmasının
    mümkün olmadığı anlasılmıstır. Höyük (Res.3) 1992 tarihinde tescil edilerek, 1.
    Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altına alınmıstır.
    S

    . Dönmez tarafından 1997-1999 yılları arasında bölgede yapılan yüzey
    arastırmasında ele alınan Doğantepe’de, kuzey kesitlerinde Đlk Tunç Çağı, Orta Tunç
    Çağı ve Helenistik Çağ örneklerini içeren çanak çömlek parçaların varlığı
    gözlemlenmistir122.
    2009 yılında yaptı

    ğımız alan taraması kapsamında ele geçen seramiklerin
    Tunç Çağı ve Demir Çağı’na Dönemlerine ait oldukları anlasılmıstır (Res.4).
    Çalısmamız çerçevesinde höyük çevresinden toplanan altı adet seramik
    değerlendirmeye alınmıs, yapılan incelemede 5 adet seramiğin Demir Çağı’na
    (Kat.No: 132,152,159,160,253), 1 adetininde Tunç Çağı’na (Kat. No: 205) ait olduğu
    görülmüstür.
    2.2.1.2. Hamam Tepesi Höyü


    ğü (Harita No: 2 ; Res.5,6; H.G-3)

    Amasya merkezine 23 km uzaklıktadır. Amasya-Çorum karayolunun 19.
    km.sinden sola dönülerek ulasılabilir. Hamam Tepesi Höyüğü, kurulus yeri
    bakımından doğal tepe üzerinde olduğundan 3. Grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Amasya ili, Merkez ilçeye bağlı Ovasaray köyü ile Meseli Çiftliği köyünü
    birbirine bağlayan stabilize yolun altında Çekerek nehri ile yol arasında kalmaktadır.
    Höyük alanı yaklasık olarak 45 X 50 m boyutlarında ve 4-5 m yüksekliğindendir.
    Höyük üzerinde 2006 yılında yapılan tespit çalısmasında, yanık tabanı ile basit duvar
    örgüleriyle birlikte Đntra Mural gömünün varlığı gözlemlenmis, kaçak kazı çukurları
    tespit edilmis, höyük eteklerinde içi dısı siyah, parlak kırmızı astarlı ve perdahlı el
    yapımı çanak çömlek parçaları bulunmustur. Seramik parçalarının incelenmesinde
    MÖ 4. binden Eski Tunç ve Orta Tunç Çağın ait düz yerlesme olduğu anlasılmıstır.
    Höyük yerlesimi, 2003 yılında tescil edilerek, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak
    koruma altına alınmıstır.
    Bu koruma derecesine sahip höyüğün bu gün her tarafı kaçak kazılarla
    acımasızca tahrip edilmistir.
    2009 yılında yaptığımız Arastırma kapsamında ele geçen seramiklerin Tunç
    ve Demir Çağlarına ait oldukları anlasılmıstır.
    Çalısmamız çerçevesinde höyük çevresinden toplanan 6 adet seramik
    değerlendirmeye alınmıs, yapılan incelemede 3 adet seramiğin Tunç Çağına (Kat.No:
    8-10), 3 adetinin ise Demir Çağı’na, (Kat.No:161,162,312) ait olduğu anlasılmıstır.
    2.2.1.3. Yassı (Oluz) Höyük (Harita No: 3; Res.7,8; H.G-3)
    Oluz Höyük konumuna göre incelendi

    ğinde bir tepe üzerinde bulunduğundan
    2. grup höyükler içinde yer almaktadır. 2001 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca

    tescil edilerek koruma altına alınan höyük, Amasya il merkezinin batısında; AmasyaÇorum
    karayolunun 3 km güneyinde; Oluz köyü'nün 1,5 km batısında yer alır.
    Amasya-Çorum karayolunun 27. km’sinde ki Gök höyük Tarım Đsletme
    Müdürlüğü’nün mülkiyetinde bulunan arazi içinde bulunur. Yesil Irmak’ın (Đris)
    kollarından Çekerek Irmağı’nın (Skylax) suladığı Geldingen Ovası içnde
    konumlanmıstır. Oluz Höyükle ilgili ilk tespitler 1997-1999 yıllarında S. Dönmez
    tarafından yapılmıstır123. Höyük 300x250 m boyutlarında yaklasık 14-15 m.
    yüksekliğindedir. Bu boyutuyla Amasya’nın ve Orta Karadeniz Bölgesinin en büyük
    höyüklerinden biridir. Höyük çevresi tarım arazisi vasfındadır. Đlk kez S. Dönmez’in
    1998 yılı Yüzey Arastırmalarında tespit edilmistir124.
    2007 yılında S. Dönmez tarafından daha önce yapılan tespitler ısığında
    arkeolojik kazı çalısmaları baslamıs, bu çalısmalar 2008 yılında da devam etmistir.
    Sistemli kazılarda Son Tunç Çağı (MÖ 12. yy.), Orta Demir Çağı (MÖ 9. yy.), Geç
    Demir Çağı (MÖ 9-7. yy.), Helenistik Çağ (MÖ 1. yy.) ve Orta Çağlarına (10-14.
    yy.) ait çok sayıda çanak çömlek yanı sıra pismis toprak çivi yazılı mühürler ele
    geçmis ve Amasya Müze Müdürlüğüne teslim edilmistir.
    S

    . Dönmez tarafından yapılan 2007 yılı kazı çalısmaları sonunda Oluz
    Höyük’te Đlk Tunç Çağı, Orta Demir Çağı, Geç Demir Çağı, Helenistik Çağ ile Orta
    Çağ yerlesmelerine ait kalıntılara rastlanmıs, ayrıca Erken ve Geç Kalkolitik
    dönemleri ile Geç Neolitik yerlesimlere ait olması muhtemel objeler tespit
    edilmistir125. Kazı çalısmaları ön sonuçlarında Oluz Höyük’te 7 kültür tabakasının
    varlığı ortaya çıkarılmıstır. 0 olarak adlandırılan tabaka Ortaçağ, 1 olarak
    adlandırılan tabaka Helenistik Ça

    ğ, 2 olarak adlandırılan tabaka Geç Demir Çağı,
    Geç Evre (Geç Phryg 2 Kültürü), 3 olarak adlandırılan tabaka Geç Demir Çağı,
    Erken Evre (Geç Phryg I Kültürü ve Akhaimenid), 4-5 olarak adlandırılan tabaka
    Orta Demir Çağı (Klasik Phryg Kültürü), 6 olarak adlandırılan tabaka Erken Demir
    Çağı? (Son Tunç Çağı?) olarak tarihlenmektedir126.
    Çalısmamız çerçevesinde höyük çevresinden toplanan 11 adet seramik
    değerlendirmeye alınmıs, yapılan incelemede 2 adet seramiğin Tunç Çağına
    (Kat.No:11,12), 9 adetinin Demir Çağı’na (Kat No:133-135,163-165,198, 244,245)
    ait olduğu anlasılmıstır.
    2.2.1.4. Türkmenlik Tepe Höyü


    ğü (Harita No:4; Res.9,10; H.G-3)

    Amasya il merkezine 13 km uzaklıktadır. Amasya ili, Alakadı köyünün,
    kuzeydoğusundaki Türkmenlik Tepe mevkiinde yer almaktadır. Doğal bir tepe
    üzerinde yer alması ile de 3. grup höyükler içindedir. Höyük yaklasık olarak
    100X130 m boyutlarında ve 20 m yüksekliğindedir. Alanda geçmis yıllarda açılan
    pek çok kaçak kazı çukuru bulunmaktadır. Çevresi tarım arazisidir. Yüzeyde Tunç ve
    Demir Çağlarına ait seramik parçalarına rastlanmıstır. Höyük alanının
    kuzeydoğusundaki yamaçlar, yerlesimin nekropolünü olusturmaktadır.
    Tescil kaydı bulunmayan höyük için hazırlanan I. Derece Arkeolojik Sit
    Alanı öneri tescil fisi çalısmamız kapsamında Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını
    Koruma Bölge Kurulu’na sunulmustur.
    Çalısmamızda höyük çevresinden toplanan 8 adet seramik değerlendirmeye
    alınmıs, yapılan incelemede 4 adet seramiğin Tunç Çağına (Kat No:13,14,108,206),
    4 adetinin ise Demir Çağı’na (Kat.No:166-169) ait olduğu görülmüstür.
    2.2.1.5. Somtepe ve Keltepe Höyükleri (Harita No: 5,6; Res.11-13; H.G- 3)
    Amasya il merkezine 24 km uzaklıkta, Ba

    ğlıca köyü sınırları içinde bulunan
    Gökhöyük Çiftliği sınırları içerindeki besi ahırların kuzeybatısında doğal bir tepenin
    üstünde yeralır. Doğal bir tepe üzerinde yer alması ile de 3. grup höyükler içindedir.
    Höyük üzerinde 1992 yılında yapılan incelemede Erken Tunç Çağı, Hitit ve Frig
    dönemlerine ait seramik parçalarına rastlanılmı

    stır. 1989 yılında Amasya Müze
    Müdürlüğü tarafından açılan 5X5 m boyutlarındaki açmada Erken Tunç ve daha
    sonraki kültürlerin varlığını kanıtlayan seramik parçaları bulunmustur.
    Somtepe ve Keltepe olarak adlandırılan doğal tepe yerlesimi yaklasık 20 m
    yükseklikte yeralan 25X25 m ölçülerindeki Somtepe höyüğü ile yaklasık aynı
    yükseklikte yeralan 40X40 m ölçülerindeki Keltepe Höyük yerlesimleri 1992 yılında
    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilerek, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı
    olarak koruma altına alınmıstır.
    2009 yılında Keltepe Höyüğünde incelemeye alınan üç seramik parçasından 2
    adetinin Tunç Çağına (Kat.No:1,207), 1 adetinin Demir Çağına (Kat.No:242) ve
    Somtepe Höyüğünden incelemeye alınan 2 seramik parçasının (Kat.No:2,208) Tunç
    Çağı’na, ait özellikler göstermekte olduğu görülmüstür.
    2.2.1.6. Örenler Höyü


    ğü (Harita No: 7; Res.14,15; H.G-3 )

    Amasya il merkezine 6 km uzaklıkta Yavru köyü sınırları içindedir. Höyük
    yaklasık olarak 15 m yükseklikte ve 50X50 m boyutlarındadır. Yavru köyünden
    Bağlarüstü köyüne giden stabilize yolun sağında doğal tepecik üzerinde yer
    almaktadır. Doğal bir tepe üzerinde yer alması ile de 3. grup höyükler içindedir.
    Yüzeyi tarım arazisi olarak kullanım gördüğünden tahribata açıktır. Kayalık
    vasfındaki bir alanda yapılan düzlestirme ile bir çanak olusturulmustur. Höyük
    yayılım alanında kırılarak kısmen tahrip edilmis, üzeri haç bezemeli bir pres ağırlığı
    dikkat çekicidir. Alanda kaçak kazı çukurlarına rastlanılmaktadır.
    Höyük alanı hakkında yapılan tespitler ısığında, tescil kaydı bulunmayan
    höyük için hazırlanan I. Derece Arkeolojik Sit Alanı öneri tescil fisi çalısmamız
    kapsamında Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na
    sunulmustur.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 6 seramik parçasının 2 adetinin
    Tunç Çağı’na (Kat.No:117,207), 4 adetinin Demir Çağı’na (Kat.No: 199-201,255) ait
    günlük kullanım kap parçaları oldukları belirlenmistir.
    2.2.1.7. Kazankaya Höyü


    ğü (Harita No: 8; Res.16,17; H.G-2 )

    Amasya

    sehir merkezine 22 km uzaklıkta, Meseli Çiftliği köyü sınırları
    içinde Kazankaya mevkiinde bulunmaktadır. Höyük alanı yaklasık olarak, 50X70 m
    boyutlarında ve 2-3 m yüksekliktedir. Kayalık alan çevresindeki düz tarım
    arazilerinden olusmaktadır. Tarım arazisi olarak kullanım gördüğünden tahribata
    açıktır. Ayrıca kayalık alan üzerinde, doğu-batı yönünde uzanan ana kayaya oyulmus
    bir su kanalının varlı

    ğı tespit edilmistir. Konumu itibari ile 2. grup höyükler
    içindedir.
    Höyük alanı hakkında yapılan tespitler ısığında, tescil kaydı bulunmayan
    höyük için hazırlanan I. Derece Arkeolojik Sit Alanı öneri tescil fisi, çalısmamız
    kapsamında Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na
    sunulmustur.
    Çalısmamız kapsamında incelenen 9 seramik parçasının 4 adetinin Tunç
    Çağı’na, (Kat.No:15,118, 210, 228), 1 adetinin Demir Çağı’na (Kat.No: 246) ve 4
    adetinin Roma Dönemine (Kat.No:203,278-280) ait günlük kullanım kap parçaları
    oldukları görülmüstür.
    2.2.2. Göynücek


    Đlçesi Höyükleri

    Göynücek ilçesi 758 km², yüzölçümüne sahip ve nüfusu 13.425 ki

    sidir.
    Nüfusun 2.628’i ilçe merkezinde, 10.797’si ise belde ve köylerinde yasamaktadır.
    Damlaçimen ve Gediksaray olmak üzere iki beldesi ve 36 köyü bulunmaktadır127.
    Đ

    lçe Çekerek Irmağı vadisinde ve ilin güney batı yönünde kurulmus olup, doğuda
    Tokat’ın Zile ilçesi (38 km), batıda Çorum’un Ortaköy (30 km) ve Mecitözü (15 km)
    ilçeleri, Kuzeyde Amasya merkez ilçesi (45 km), güneyde Yozgat’ın Aydıncık ilçesi
    ile sınırlıdır. Rakımı 450-1100 m Arasında değisiyor. Yeryüzü sekli oldukça
    engebeli ve dağlık bir yapı sergilemektedir. Đlçenin batısında Karadağ, güney ve
    doğusunda Tekke dağı bulunmaktadır. En önemli akarsuyu Yesilırmak’ın kolu olan
    Çekerek Irmağı ve Çorum ırmağıdır.
    2.2.2.1. Ayvalıpınar I Höyü


    ğü (Harita No:9 ; Res. 18, 1; H.G- 4)

    Göynücek ilçesine 15 km uzaklıktadır. Ayvalıpınar Küçük Tepe olarak da
    adlandırılan ve Ayvalıpınar köyünün 2 km güneyinde kalan höyük bir ova
    yerlesmesidir. Bu konumuyla 4. grup höyükler içindedir. Yaklasık olarak 270 m
    çapında bir alanı kapsamaktadır. Tarım faaliyetleri ile yerlesim düzlestirilmistir.
    Bugün tarım arazisi olarak kullanılan yerlesim alanın, tarım faaliyetleri sonucunda
    yoğun olarak tahribata uğradığı gözlemlenmistir. M. Özsait’in 1989 yılı
    arastırmalarında tespit edilmis128, 1992 yılında tescil edilerek koruma altına
    alınmıstır.
    Höyük yüzeyinde siyah renkli seramiklere rastlanırken bazı seramiklerin içi
    ve dısı kırmızı boyalıdır.Yüzey buluntuları değerlendirildiğinde Tunç Çağına ait
    seramikler yoğun olarak karsımıza çıkar.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 6 seramik parçasının 2 adetinin
    Tunç Çağı’na (Kat.No:16,211) ve 4 adetinin Demir Çağı’na (Kat.
    No:136,137,170,256) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları anlasılmıstır.
    2.2.2.2. Ayvalıpınar II Höyü


    ğü (Harita No: 10; Res. 20,21; H.G-2)

    Göynücek ilçesine 15 km uzaklıktadır. Büyük Tepe olarak da adlandırılan
    höyük, Ayvalı Pınar köyünün 2 km. güney doğusunda genis bir ovanın ortasında ve
    akarsu yakınındadır. Konumu ile 2. grup höyükler içinde yer almaktadır. 250 x 100
    m boyutlarında ve ova yüzeyinden 5-6 m yüksekliktedir. 1992 yılında tescil edilerek
    koruma altına alınmıstır. Höyük tarım faaliyetleri sonucunda yer yer
    düzlestirilmistir. Yüzeyde yapılan incelemede Kalkolitik Çağ, Tunç Çağı ve Hitit
    seramiklerinin varlığı tespit edilmistir. Alanın zengin seramikleri höyüğün M.Ö. II.
    binde önemli bir merkez olduğunu göstermektedir. M. Özsait’in 1989 yılı
    arastırmalarında tespit edilmistir129. Höyükte ele geçen Kalkolitik Çağ seramikleri
    özenle yapılmıs ve iyi pisirilmistir. Genellikle iç yüzleri kırmızı kahve rengi dıs
    yüzleri ise siyahtır. Çok iyi perdahlanmı

    slardır. Yörenin en kaliteli seramik örnekleri
    burada bulunmustur130.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 5 seramik parçasının 2 adetinin
    Tunç Çağı’na (Kat.No:17,18), 1 adetinin Demir Çağı’na (Kat.No: 171) ve 1 adetinin
    Hellenistik Dönemine (Kat.No:277) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları
    görülmüstür.
    2.2.2.3. Gediksaray Höyü


    ğü (Harita No: 11; Res. 22,23; H.G-3)

    Göynücek ilçe merkezine 21 km uzaklıktadır. Gedik Saray beldesinin 1 km
    kuzeyinde yer alan höyük yaklasık olarak 150 x 350 m boyutlarında ve 16 m
    yüksekliğindedir. Doğal bir tepe üzerinde olmasından dolayı 3. grup höyükler içinde
    yer almaktadır. Oluz Höyük gibi Orta Karadeniz Bölgesinin en büyük höyüklerinden
    biridir. Gediksaray beldesine giden yol höyüğü ikiye bölmüstür. S. Dönmez’in 1997-
    1999 yıllarında yaptığı yüzey arastırmalarında Đlk Tunç Çağı II-III, Son Tunç Çağı,
    Orta Demir Çağı, Geç Demir Çağı, Hellenistik Çağ ve Roma Çağı çanak çömlek
    parçaları yanı sıra Son Tunç Çağına ait çanak çömlek parçalarının varlığı tespit
    edilmistir.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 5 seramik parçasının 2 adetinin
    Tunç Çağı’na (Kat.No:3,20), 3 adetinin Demir Çağı’na (Kat. No:172,173,202) ait
    günlük kullanım kap parçaları oldukları belirlenmistir.
    2.2.2.4. Kavançayır Höyü


    ğü (Harita No: 12; Res.24,25; H.G-5)

    Göynücek ilçe merkezine 23 km uzaklıkta Terziköy sınırları içindedir. Çivi
    köyü girisinde bulunan Terziköy termal tesislerin 1 km kadar güney doğusundaki
    tepelerin eteklerinde yer alan yamaç yerlesmesidir. Konumu itibari ile 5. grup
    höyükler içerisinde değerlendirilmektedir. Höyük alanı yaklasık olarak 80X60 m
    boyutlarında ve 7-8 m yüksekliktedir. Genis bir alana yayılan yerlesmenin ortasında
    bir tümülüs yer almaktadır. Arazi tarımsal faaliyetlerde kullanıldığından tahribata
    açıktır. Höyük etrafı ağaçlandırılmıstır. Bu sırada höyüğün genel dokusu teraslanmak
    suretiyle kısmen bozulmustur. Đlk kez M. Özsait tarafından 1989 yılı yüzey
    ara

    stırmasında tespit edilmistir131. 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan
    edilerek koruma altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 6 seramik parçasının 3 adetinin
    Tunç Çağı’na (Kat.No:21,119,306) ve 3 adetinin Demir Çağı’na
    (Kat.No:153,174,175) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.2.5. Çaylak De


    ğirmeni Höyüğü (Harita No: 13; Res.26,27; H.G-2)

    Göynücek ilçesine 8 km uzaklıktadır.

    Sıhlar köyünün güney doğusunda
    Abacı köy yolu ayrımının sol tarafında kalan doğal tepe üzerinde yer almaktadır.
    Höyüğün hemen yakınında çekerek ırmağının eski yatağı bulunur. Konumu itibari ile
    2. grup höyükler içerisindedir. Çaylak Değirmeni Höyüğü yaklasık olarak 80x125 m
    ölçülerinde ve 7-8 m yüksekliğindedir. Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan
    1989 yılı yüzey arastırmasında tespit edilmis132, 1992 yılında da I. derece arkeolojik
    sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıstır.
    Tarım arazisi olarak kullanıldığından tahribata açıktır. Yüzeyde yapılan
    incelemede, Tunç ve Demir Çağlarınalarına ait günlük kullanım kap- kacak
    parçalarına rastlanılmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 6 seramik parçasının 4 adetinin
    (Kat.No:22,23,212,213) Tunç Çağı’na, 2 adetinin (Kat.No:138,154) Demir Çağı’na
    ait günlük kullanım kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.2.6.


    Sıhlar (Seyhler) Köy Yerlesmesi Höyüğü (Harita

    No:14;Res.28,29;H.G-3)
    Göynücek ilçesine 8 km uzaklıktadır. Bu günkü

    Sıhlar köyünün yerlesim
    alanını olusturmaktadır. Yaklasık olarak 200x150 m boyutlarında ve 8-10 m
    yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Günümüz yerlesiminin kurulması höyüğü büyük ölçüde tahrip etmistir. Höyük ilk
    kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey ara

    stırmasında tespit edilmistir133.
    1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelenen 2 seramik parçasının (Kat.No: 176,257)
    Demir Çağı’na ait günlük kullanım kap parçaları oldukları anlasılmıstır.
    2.2.2.7. Toklutepe Höyü


    ğü (Harita No: 15 ; Res.;30-31; H.G-3)

    Göynücek ilçesine 13 km uzaklıkta,

    Sıhlar köyünün 4 km güneybatısında
    Çekerek Irmağının 1 km doğusunda, yaklasık olarak 150X100 m boyutlarında ve 8-
    10 m yüksekliğinde bir höyüktür. Konumu itibari 3. grup höyükler içinde yer
    almaktadır. Đlk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmis134, 1992 yılında I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Doğal bir tepe üzerine konumlanmıstır. Höyük yüzeyinde yapılan ilk
    incelemede135, yerlesimin Đlk Tunç Çağı, M.Ö. II. bin yılı ve Frig Çağı boyunca
    devam ettiği anlasılmaktadır. Seramiklerin hamuru ince kum, kireç ve bitki katkılı
    orta derecede pismis, iç ve dıs yüzeyleri gri bazıları kahve rengi boya astarlı, bir
    kısmının perdahlı olduğu ve elle yapılmıs seramiklerin yanında çarkla yapılanlarında
    olduğu görülmüstür.
    Çalısmamız kapsamında incelenen alınan 4 seramik parçasının 2 adetinin
    Tunç Çağına (Kat.No:24,120) ve 2 adetinin Demir Çağı’na (Kat.No:139,247) ait
    günlük kullanım kap parçaları oldukları belirlenmistir.
    2.2.2.8. Yalnıztepe Höyü


    ğü (Harita No: 16; Res.32,33; H.G-5)

    Göynücek ilçesine 11 km. uzaklıkta,

    Sıhlar köyünün yaklasık olarak 3 km
    kuzeybatısında yer alan höyük, doğal bir tepenin yamacında konumlanmıs ve 5. grup
    höyükler içinde yer almaktadır. Takriben 50X30 m boyutlarında ve 6-7 m
    yükseliktedir. Yüzeyinde tarım yapıldığından tahribata açıktır. Höyük ilk kez M.
    Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey ara

    stırmasında tespit edilmis136, 1992
    yılında I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıstır.
    Yüzeyde yapılan incelemede, Đlk Tunç ve Demir Çağlarına ait seramik
    parçalarına rastlanılmıstır. Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 3 seramik
    parçasının 2 adetinin Tunç Çağına (Kat.No:25,121) ve 1 adetinin Demir Çağı’na
    (Kat.No:177) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.2.9. Harmantepe Höyü


    ğü (Harita No: 17 ; Res.34,35; H.G-3)

    Göynücek ilçesine 7 km uzaklıkta, Karayakup köyünün harman yeri olarak
    kullanılan tepesi üzerinde yer alır. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer
    almaktadır. Yaklasık olarak 50X60 m boyutlarında ve 20 m yüksekliktedir. Höyük
    etekleri konut alanı olarak kullanım görmekte olduğundan ve tarımsal faaliyetlerle
    teraslamalar yapıldığından tahribata açıktır.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmis137, 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 6 seramik parçasının
    (Kat.No:26,27,109,122,307,208) Tunç Çağı’na ait günlük kullanım kap parçaları
    oldukları anlasılmaktadır.
    2.2.2.10.


    Đkiz Tepe Höyüğü (Harita No: 18; Res.: 36,37; H.G-3)

    Göynücek ilçesine 10 km uzaklıkta, Gediksaray beldesi arkasında Amasya
    karayolunun ikiye böldüğü doğal tepe üzerinde yer alır. Konumu itibari ile 3. grup
    höyükler arasındadır. Yaklasık olarak 150X100 m boyutlarında ve 8-10 m
    yüksekliğindedir. Gerek karayolunun yapımı gerekse de tarımsal faaliyetlerle höyük
    tahrip olmustur. Genel görünümü yayvan ve basıktır.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmistir138. 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Çalı

    smamız kapsamında incelemeye alınan 6 seramik parçasının 5 adeti
    Tunç Çağına (Kat.No:28-31,283) ve 1 adeti Demir Çağı’na (Kat.No:178) ait günlük
    kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.2.11. Kocamantepe Höyü


    ğü (Harita No: 19; Res.: 38,39; H.G-3)

    Göynücek ilçe merkezine 9 km uzaklıkta, Ilısu köy yolunun kuzeybatısında,
    Ortaköy yolundan sola ayrılan stabilize yolun solunda, Balıkbayır tepe ve Örencik
    tepe arasında yer alan doğal tepe seklindeki bir yerlesimdir. Bu konumu itibari ile 3.
    grup höyükler arasında yer almaktadır. Yerlesim alanı yaklasık olarak 130X120 m
    boyutlarında ve 12-13 m yüksekliğindedir. Tarımsal faaliyetler nedeniyle tahribata
    açıktır. Höyük yüzeyinde geçmis yıllarda açılan kaçak kazı çukurları bulunmaktadır.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmis139, 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Yüzeyinde yapılan incelemede Tunç ve Demir Çağlarına ait günlük kullanım
    kap kacak parçaları belirlenmis, çalısmamız kapsamında incelenen bu 7 seramik
    parçasının 6 adeti Tunç Çağına (Kat.No:32-36,214) ve 1 adeti Demir Çağı’na
    (Kat.No:179) ait günlük kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.2.12. De


    ğirmentepe Höyüğü (Harita No: 20 ; Res.40,41; H.G-3)

    Göynücek ilçesine 7 km uzaklıkta, Ilısu köyü sınırları içinde yer almaktadır.
    Doğal bir tepe üzerine konumlanan yerlesimim alanı yaklasık olarak 120X100 m
    boyutlarında ve 10-12 m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup höyükler
    içinde yer almaktadır. Höyük yüzeyinde yapılan tarımsal faaliyetler tahribata neden
    olmaktadır.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmis140, 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Çalı

    smamız kapsamında incelemeye alınan 5 seramik parçasının 4 adeti
    Tunç Çağı’na (Kat.No:37-40) ve 1 adeti Demir Çağı’na (Kat.No:140) ait günlük
    kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.2.13. Dolmatepe Höyü


    ğü (Harita No: 21; Res.42,43; H.G-3)

    Göynücek ilçesine 7 km uzaklıkta, Ilısu köyünün kuzeyinde Kocamantepe ve
    Değirmentepe höyüklerinin konumlandığı doğal tepelerin arasında yer alır. Höyük
    yaklasık 30X40 m çapında ve 4-6 m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup
    höyükler içinde yer almaktadır. Höyük üzeri tarımsal faaliyetler nedeniyle tahribata
    açıktır. Alan kaçak kazılar ile de kısmen tahrip edilmistir.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmis141, 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 7 seramik parçasının 4 adeti
    Tunç Çağına (Kat.No:41,42,229,230), 1 adetinin Orta Çağ (Kat.No:204) ve 2 adeti
    Demir Çağa (Kat.No:289,296) ait günlük kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.2.14. Cinlitepe Höyü


    ğü (Harita No:22; Res.44,45; H.G-5)

    Göynücek ilçesine 13 km uzaklıktadır. Gediksaray beldesinin 3 km kadar
    kuzeybatısında bir yamacın batısında oldukça genis bir alanı kaplar. Bu konumu
    itibari ile 5. Grup höyükler içinde yer almaktadır. Yerlesim alanı takriben 250X200
    m boyutlarında ve 8-10 m yüksekliktedir. Höyük üzeri tarımsal faaliyetlere açık
    olduğundan tahribata açıktır.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1989 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edimlis142, 1992 tarihinde I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma
    altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 4 seramik parçasının 1 adeti Tunç
    Çağına (Kat.No:43), 2 adeti Demir Çağına (Kat.No:290,297) ve 1 adeti Roma
    Dönemine (Kat.No:281) ait günlük kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.2.15. Deredam Höyü


    ğü (Harita No: 23; Res.46,47; H.G-5)

    Göynücek ilçesine 7 km uzaklıkta, Karayakup köyü ile Gökçeli köyü
    arasında, Gökçeli köyüne ulasan asfaltın sağ kenarında bulunan çesmenin karsı
    sırtlarındaki tepelik alanda doğu batı yönünde uzanan bir yamaç yerlesmesidir.
    Konumu itibari ile 5. grup höyükler içinde yer almaktadır. Höyük yaklasık 30X40 m
    boyutlarında 20 m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 5. grup höyükler içinde yer
    almaktadır. Alan kaçak kazılarla hızla tahrip edilmektedir. Doğu yamaçlarda
    höyüğün nekropol alanı defineciler tarafından neredeyse tamamen tahrip edilmistir.
    Mezarlar doğal sist tabakası içine oyulmus, tas kapaklı basit sanduka tarzındadır.
    Yüzeyde eski yapılara ait olduğu sanılan yığma taslar ve çatı kiremiti parçaları
    yayılmıs durumdadır. Aynı bölgede bir ezgi tası da bulunmustur.
    Ayrıca kaçak kazıcılar tarafından açılan bir çukurda da küçük bir sapel
    kalıntısının varlığına rastlanılmıstır. Sapelin yanında bu kilisenin ruhban sınıfının
    (rahip ve rahibeleri) kemiklerinin saklandığı ve kilisenin kutsal esyalarının (rölikler)
    muhafaza edildiği haçvari planlı (yonca planlı) üzeri tonozla örtülü, içleri sıvalı bir
    mekanın varlığı tespit edilmistir.
    Çalısmamız kapsamında incelemeye alınan 4 seramik parçasının 1 adetinin
    Tunç Çağı’na (Kat.No:123) ve 3 adetinin Demir Çağına (Kat.No:141,258,291) ait
    günlük kullanım kap parçaları oldukları anlasılmıstır.
    2.2.2.16. Sivriçal Höyü


    ğü (Harita No: 24 ; Res.48,49; H.G-2)

    Göynücek ilçesine 30 km uzaklıktadır. Davutevi köyü giri

    sinden doğuya
    ayrılan Zile yolunun 2. km sinde, doğusunda bulunan kayalık Sivriçal Tepesi ve
    onun batı yamaçlarında yer almaktadır. Tepenin doğusunda bulunan derin vadi, Bend
    deresi tarafından sınırlanmıstır. Yol seviyesinden bakıldığında yaklasık olarak 30X40
    m boyutlarında ve 15-17 m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile ele alındığında 2.
    grup höyükler içinde yer almaktadır. Tarımsal faaliyetler yapıldığından tahribata
    açıktır. Đlk kez M. Özsait’in 2008 yılı yüzey arastırmalarında tespit edilmistir143.
    Çalı

    smamızda incelenen 5 seramik parçasının 2 adetinin Tunç Çağı’na
    (Kat.104,124) ve 3 adetinin Demir Çağına (Kat.No:142,155,298) ait günlük
    kullanım kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.3. Gümü


    shacıköy Đlçesi Höyükleri

    Gümü

    shacıköy ilçesi 653 km² yüzölçümüne sahip ve nüfusu 25.632 kisidir.
    Nüfusun 12.847’ si ilçe merkezinde, 12.785’i de belde ve köylerde yasamaktadır.
    Gümüs beldesi ve 42 köyü bulunmaktadır144. Đlçe Amasya’ya 70 km., Merzifon’a 18
    km, Hamamözü’ne 23 km ve Çorum ili, Osmancık ilçesine 35 km uzaklıktadır.
    Rakımı 810 metredir.
    2.2.3.1. Höyüktepe (Yeniköy) Höyü


    ğü (Harita No:25; Res.50,51; H.G-3)

    Gümü

    shacıköy ilçesine 12 km uzaklıkta, Yeniköy köyünün yaklasık 1 km
    kadar güneybatısında yer almaktadır. Höyük takriben 800X900 m boyutlarında ve 20
    m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Yerlesimin kuzey tarafı kesik, güney tarafı dik ve doğusu doğal kayalıktır. Höyük
    üzeri ve çevresi tarım arazisi olarak kullanım görmekte olduğunda tahribata açıktır.
    Ayrıca höyük yüzeyinde derin kaçak kazı çukurları bulunmaktadır. Günümüzde
    höyük, çevresinde Devlet Su Đsleri tarafından yapılan göletle çevrelenmis yarım ada
    s

    eklindedir. 1977 yılında alanda, Ankara KTVKK. uzmanlarınca yapılan tespit
    çalısmasında höyük üzerinde bol miktarda Erken Tunç Çağı, Hitit Dönemi, Frig
    Dönemi ve daha geç devir seramiklerine rastlanılmıstır145.
    Höyük yerlesimi, 1977 tarihinde tescil edilerek, 1. derece arkeolojik sit alanı
    olarak koruma altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelenen 8 seramik parçasının 2 adetinin Tunç
    Çağına (Kat.No:44,231) ve 6 adetinin Demir Çağı’na
    (Kat.No:143,144,156,180,248,259) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları
    anlasılmıstır.
    2.2.3.2. Karama


    sat Höyük (Harita No:26 ; Res52,53; H.G-4)

    Gümü

    shacıköy ilçesinin merkezinde bulunan Hacı Yahya Mahallesi,
    Karamasatlık mevkii üzerinde yer almaktadır. MÖ 1. bin yıla kadar tarihlenen
    seramik parçalarına rastlanılan antik yerlesim alanıdır. Alanda çok katlı binalar ve
    tarım alanları bulunmaktadır. Höyük yaklasık olarak 900X800 m boyutlarında ve düz
    bir alandır. Konumu itibari ile 4.grup höyükler içinde yer almaktadır. 2006 yılında
    Samsun KTVKBK uzmanlarınca yapılan tespit çalısmasında höyük üzerinde bol
    miktarda Demir Çağına, Helenistik ve Roma Dönemine ait amorf seramik
    parçalarına rastlanılmıstır146. Tarım arazisi olarak kullanım gördüğünden tahribata
    açıktır. Günümüz yerlesimi içinde kaldığından kaçak yapılanmaların tehdidi
    altındadır.
    Höyük yerlesimi, 2006 tarihinde tescil edilerek, 1. Derece Arkeolojik Sit
    Alanı olarak koruma altına alınmıstır.
    Çalısmamız kapsamında incelenen 7 seramik parçasının 3 adetinin Tunç
    Çağı’na (Kat.No:45,284,285) ve 4 adetinin Demir Çağına (Kat.No:299-302) ait
    günlük kullanım kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.3.3. Dolma Tepe (Harita No:27; Res.54,55; H.G-3)
    Gümü

    shacıköy ilçesine 5 km uzaklıkta, Alan köyü sınırları içindedir.
    Yerlesim alanını, tepenin kuzeydoğu yamacına doğru açılan büyük bir kaçak kazı
    çukuru ile tahrip edilmistir. Höyük 100X150 m. boyutlarında ve 12-15 m
    yüksekliğindedir. Doğal bir tepe üzerinde bulunması nedeniyle 3. grup höyükler
    içinde yer almaktadır. Yüzeyinde Tunç ve Demir Çağlarına ait seramik parçaları ele
    geçmistir.
    Çalısmamız kapsamında incelenen 8 seramik parçasının 5 adetinin Tunç
    Çağı’na (Kat.No:46-50) diğer 3 seramik parçasının ise Demir Çağı’na
    (Kat.No:145,249,303) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları tespit edilmistir.
    2.2.3.4. Eslemez Höyük (Harita No: 28; Res.56,57; H.G-4)
    Gümü

    shacıköy ilçesi, Kaymakamlık binasının arkasında Cumara Mahallesi,
    Đ

    stasyon caddesi, Eslemez sokakta bulunan özel mülkiyete ait günümüz kentlesme
    alanında yapılan incelemede alanın tahrip olmus bir höyük olduğu anlasılmıs, ancak
    yayılım alanını tam anlasılamadığından 50K11b pafta, 112 ada, 167, 168,169, 170,
    178 ve 179 parselleri kapsayan alanın korunması amacıyla hazırlanan öneri tescil fisi
    Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge
    Kurulu’na sunulmustur. Höyük hafif yükseltili ova yerlesimi olduğundan 4. grup
    içinde yer alır.
    Çalısmamız kapsamında incelenen 7 seramik parçasının 2 adetinin
    (Kat.No:51,110) Tunç Çağı’na, 4 adetinin Demir Çağı’na (Kat.No:181-183,194) ve 1
    adetinin Orta Çağ’a (Kat.No:311) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları
    görülmüstür.
    2.2.3.5. Ballar Köprüsü Höyü


    ğü (Harita No:29 ; Res.58,59; H.G-1)

    Đ

    lçe merkezinin Hacıyahya mahallesi, Ballar Köprüsü mevkiinde yer alır.
    Đ

    mirler Çayına doğru tarım yapılan bir alanı kapsadığından tahribata uğramıstır.
    200X150 m boyutlarında ve 1 m yükseliktedir. Konumu itibari ile 1. grup höyükler
    içinde ele alınmaktadır.
    Đ

    ncelenen 6 seramik parçasının 4 adetinin de Tunç Çağı’na (Kat.No:52-
    54,215) diğer 2 seramik parçasının Demir Çağı’na (kat.No:260,261) ait günlük
    kullanım kap parçaları oldukları anlasılmıstır.
    2.2.4. Merzifon


    Đlçesi Höyükleri:

    Merzifon ilçesi 970 km² yüzölçümüne sahip ve 2007 yılı Adrese Dayalı
    Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanı sonuçlarına göre nüfusu 69.093 kisidir. Nüfusun
    52.050’si ilçe merkezinde, 17.043’ü belde ve köylerde yasamaktadır. Kayadüzü
    beldesi ve 66 köyü bulunmaktadır147. Đlçe Amasya’ya 47 km, Çorum’a 67 km,
    Samsun’a 115 km uzaklıktadır. Rakımı 700 m dir.
    2.2.4.1. Alia


    ğa Pınarı (Alıcık Köyü) Höyüğü (Harita No:3;Res.60,61;H.G-3)

    Merzifon ilçesine 12 km uzaklıktadır. Do

    ğal tepe yerlesimi olduğundan 3.
    grup höyükler içinde yer almaktadır. Höyüğün tepesi ve yamaçları derin kaçak kazı
    çukurlarıyla tahrip edilmistir. Kuzeybatı eteğinden köy yolu geçmektedir . Aliağa
    Pınarı Höyüğü 150X170 m ölçülerinde ve 12-15 m yüksekliğindedir. Kuzeydoğugüneybatı
    yönünde uzanmaktadır. Yüzeyinde Tunç Çağına ait seramik parçalarına
    rastlanılmıstır. Tarım arazisi olarak kullanım gördüğünden tahribata açıktır.
    Đ

    ncelenen 6 seramik parçasının 2 adeti Tunç Çağı’na (Kat.No:55,216), diğer 4
    seramik parçası Demir Çağı’na (Kat.No:184,262,263,292) ait günlük kullanım kap
    parçalarıdır.
    2.2.4.2. Aksungur Höyü


    ğü (Harita No:31; Res. 62,63; H.G-3)

    Merzifon ilçesi'nin 8.5 km kuzeydo

    ğusunda yer alan Aksungur Köyü'nün 1
    km kuzeyindedir. Yerlesme kaçak kazılar nedeniyle tahrip olmustur . Höyük alanı
    yaklasık olarak 70X80 m ölçülerinde ve 12-15 m yüksekliğindedir. Doğal bir tepe
    yerlesimi olup 3. grup höyükler içinde yer almaktadır. Höyük kuzeydoğu-güneybatı
    yönünde uzanmaktadır.
    Đ

    ncelenen 8 seramik parçasının 6 adetinin Tunç Çağı’na
    (Kat.No:129,217,218,232-234) diğer 2 seramik parçasının Demir Çağı’na
    (Kat.No:146,264) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları saptanmıstır.
    2.2.4.3. Alicik Höyük (Harita No: 32; Res.64,65; H.G-3)
    Merzifon ilçesine 11 km uzaklıktadır. Merzifon ilçesi'nin batısında;
    Merzifon-Gümüshacıköy karayolunun 8. km sinde; yolun 3 km güneyinde yer alır.
    1998 yılında S. Dönmez tarafından gerçeklestirilen yüzey arastırmalarında
    saptanmıstır. Doğal bir tepe üzerinde yer alan höyük, 150x120 m boyutlarında ve 25
    m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Yüzeyden Đlk Tunç; Orta Tunç; Son Tunç Çağları ile Demir Çağı; Helenistik ve
    Roma dönemlerine ait malzemeler toplanmıstır148. Kültür ve Turizm Bakanlığı
    tarafından hazırlanmıs tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
    Đ

    ncelenen 8 seramik parçasının 3 adeti Tunç Çağı’na (Kat.No:56-58), 4 adeti
    Demir Çağı’a (Kat.No:185,195,309) diğer 1 seramik parçası Roma Dönemine
    (Kat.No:282) ait günlük kullanım kap parçaları olduklarıdır.
    2.2.4.4. Bakacaklar Höyük (Harita No:33; Res.66,67; H.G-3)
    Merzifon ilçesine 8 km uzaklıktadır. Yakla

    sık olarak 50X80 m boyutlarında
    ve 8-10 m yüksekliktedir. Doğal bir tepe yerlesmesidir. Konumu itibari ile 3. grup
    höyükler içinde yeralmaktadır. Yerlesmede tarım tahribatı görülmektedir. Merzifon
    Đ

    lçesi, Çavundur köyü sınırları içinde kalmaktadır.
    Đ

    ncelenen 6 seramik parçasının 6 adetinin de Tunç Çağı’na (Kat.No:4,59-
    61,286,287) ait günlük kullanım kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.4.5. Samadolu Höyü


    ğü (Harita No:34 ; Res.68,69; H.G-3)

    Merzifon ilçe merkezinde bulunan Samadolu köyü, daha sonraları bu

    ğdaylı
    mahallesi adıyla Merzifon ilçesinin bir mahallesine (Buğdaylı) dönüsmüstür.
    Höyüğün yaklasık olarak ¾ ü düzlestirilmistir. Merzifon- Gümüshacıköy
    karayolunun 3. km sinde, yolun 1,5 km güneyinde Samadolu köyünün arazisi içinde
    yer almaktadır. Höyük yerlesimi yaklasık olarak 100X80 m boyutlarında ve 15-16 m
    yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer almaktadır. S.
    Dönmez tarafından 1997- 1999 yıllarında yapılan arastırmalarda höyük üzerinde Đlk
    Tunç Çağı I-III, Orta Demir Çağı, Helenistik Çağ ve Roma yerlesmelerinin yanı sıra
    Orta Tunç Çağı ve Son Tunç Çağı yerlesmelerine ait tespitlerde bulunulmustur149.
    Đ

    ncelediğimiz 6 seramik parçasının 4 adeti Tunç Çağı’na (Kat.No:62-64,111)
    diğer 2 adeti Demir Çağı’na (Kat.No:304,305) ait günlük kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.4.6. Köyüstü (Aydo


    ğdu) Höyüğü (Harita No:35; Res.70,71; H.G- 3)

    Merzifon ilçesine 8 km mesafededir. Ka

    sıyaka Köyü (eski adı Çatalkaya
    köyü (Gelgiras)), Köyüstü (Aydoğdu) mevkiinde yer almaktadır. Höyük alanı
    yaklasık olarak, 30X40 m. boyutlarında ve 8-10 m yüksekliğindedir. Doğal bir tepe
    üzerine konumlanan yerlesim 3. grup höyükler içinde yer almaktadır. Yüzeyi tarla
    olarak kullanıldığından tahribata açıktır. Yüzeyde yapılan incelemede, birkaç yerde
    kaçak kazı çukurlarının açılmıs olduğu görülmüstür. Herhangi bir tescil kaydı
    bulunmayan höyük alanı hakkında hazırlanan öneri tescil fisi Samsun Kültür ve
    Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na sunulmustur.
    Đ

    ncelenen 6 seramik parçasının 6 adeti de Tunç Çağı’na (Kat.No:65-
    68,105,235) ait günlük kullanım kap parçalarıdır.
    2.2.4.7. Onhoroz Tepesi Höyü


    ğü (Harita No:36; Res.72,73; H.G-3)

    Merzifon ilçesine 6 km uzaklıktadır. Yolüstü köyüne 2,5 km mesafede,
    Yolüstü köyü ve Ortaova köyleri arazilerinin sınırındadır. Yaklasık olarak 200X250
    m ebatlarında ve 15 m yüksekliğindedir. Doğal bir tepe de yer alır. Konumu itibari
    ile 3. grup höyükler içindedir. Eteklerindeki tarımsal faaliyetler nedeniyle tahrip
    olmaktadır. Höyük üzerinde geçmis yıllarda define arayıcılarınca açılmıs çok sayıda
    kaçak kazı çukurları görülmektedir. Geçmis yıllarda höyük üzerinde yapın
    incelemelerde, Tunç Çağı, Frig, Hellenistik, Roma Dönemlerine ait seramik
    parçalarına rastlanılmıstır150.
    2000 yılında I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına
    alınmıstır.
    Đ

    ncelenen 4 seramik parçasının 2 adetinin de Tunç Çağı’na (Kat.No:236,250),
    2 adetinin Demir Çağı’na (Kat.No:147,148) ait günlük kullanım kap parçaları
    oldukları görülmüstür.
    2.2.4.8.Ortaova Köyü (Cinci Ali)Höyü


    ğü (Harita No: 37; Res.74,75;H.G-3)

    Merzifon ilçesine 9 km uzaklıkta Ortaova köyü sınırları içinde yer
    almaktadır. Ortaova köyü, köy mezarlığı olarak kullanılan yayvan doğa bir tepe
    üzerine konumlanmı

    stır. Yaklasık olarak 100X80 m boyutlarında ve 3-4 m
    yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Mezarlık üzerinde günümüz mezar tasları yanı sıra Bizans ve Roma dönemlerine ait
    mimari parçalarda yer almaktadır.
    Höyük ilk kez M. ÖZSAĐT’in 1999 yılı arastırmalarında tespitedilmis151,
    2000 yılında I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına
    alınmıstır.
    Belirlenen 13 seramik parçasından 5 adetinin Tunç Çağı’na
    (Kat.No:69,112,219-221), 8 adetinin Demir Çağına (Kat.No:197,265-271) ait günlük
    kullanım kap parçaları olduğu anlasılmıs, temizlenen 1 parçanında (Kat.No:313)
    obsidyen olduğu anlasılmıstır.
    2.2.4.9. Alçak Höyük I ve II (Harita No:38,39 ; Res.76,-79; H.G-3)
    Höyükler Merzifon ilçesine 8-10 km uzaklıkta Hayrettin köyü sınırları
    içindedirler. Köyün kuzeyinden Derecik mevkiine uzanan alanda yer alır. Bu nedenle
    bir birine çok yakın konumlanan iki tepeye Derecik I ve Derecik II adları da
    verilmektedir. 1. Höyük yaklasık olarak 100X80 m boyutlarında ve 3-5 m
    yüksekliktedir. Üzerinde yapılan tarımla olusan tahribat höyüğü iyice alçaltmıstır.
    Yüzeyinde MÖ II. bin ve I. bin seramik örneklerine rastlanılmıstır152. I nolu höyüğün
    yaklasık olarak 100 m. kuzeydoğusunda daha küçük boyutlu II nolu höyük yer alır.
    Konumları itibari ile her iki höyükde 3. grup höyükler içinde yer almaktadırlar. Bu
    höyükte yapılan önceki arastırmalarda Hellenistik dönem ile birlikte Roma ve Bizans
    dönemlerine ait seramik parçalarına rastlanılmıstır153.
    Höyük ilk kez M. ÖZSAĐT’in 1999 yılı arastırmalarında tespit edilmis154,
    2000 yılında I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına
    alınmıstır.
    2.2.4.10. Kayadüzü Höyü


    ğü (Harita No:40 ; Res.80,81; H.G-3)

    Kayadüzü beldesi sınırlarında kalan höyük Merzifon ilçesine yakla

    sık 10-11
    km mesafededir.Beldede Hanusa ve Köyönü mevkiinde Samsun-Đstanbul devlet
    karayolunun güzergahında kalan höyük çevresinde Nekropol bulunmaktadır. Doğal
    bir tepe üzerinde konumlanmıstır. Büyük ölçüde tahribata uğramıstır. Höyük
    yaklasık olarak 70x90 m boyutlarında ve 6 m yüksekliktedir. Konumu itibari ile 3.
    gruba girer.
    2006 yılında I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek, koruma altına
    alınmıstır.
    Belirlenen 6 seramik parçasının 4 adetinin Tunç Çağı’na (Kat.No:72-74,114),
    2 adetinin Demir Çağına (Kat.No:186,310) ait günlük kullanım kap parçaları
    oldukları görülmüstür.
    2.2.4.11. Elma Tepesi Höyü


    ğü (Harita No:41; Res.82,83; H.G-3)

    Gökçeba

    ğ köyünden doğuya doğru uzanan Pınarbası mevkiindeki Höyük,
    Merzifon ilçesine 5 km uzaklıktadır. Yayvan doğal bir tepe görünümündeki höyük
    yaklasık olarak 50X80 m boyutlarında ve 5-6 m yüksekliktedir. Konumu itibari ile 3.
    grup höyükler içinde yer almaktadır. Tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. Önceki
    arastırmalarda höyük yüzeyinde Kalkolitik, Erken Tunç, MÖ II. bin, Hellenistik ve
    Geç Roma seramikleri tespit edilmistir155.
    Höyük ilk kez M. ÖZSA

    ĐT’in 1999 yılı arastırmalarında tespit edilmis156,
    2001 yılında I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına
    alınmıstır.
    2.2.4.12. Üçta


    s Höyüğü (Harita No:42 ; Res.84,85; H.G- 5)

    Kayadüzü kasabası sınırlarında, bir yamaç yerle

    simi olup 5. grup höyükler
    içinde yer almaktadır. Üçtas Höyüğü, Merzifon ilçesine 11 km uzaklıktadır. Höyük
    yüzeyinde tarımsal tahribat yoğundur. Yaklasık olarak 70X80 m boyutlarındadır.
    Höyük çevresinde S. Dönmez tarafından yapılan yüzey arastırmasında Tunç Çağına
    ait bulgular elde edilmistir157.
    2.2.5. Suluova


    Đlçesi Höyükleri

    Suluova ilçesi 516 km² yüzölçümüne sahip ve 2007 yılı Adrese Dayalı
    Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanı sonuçlarına göre nüfusu 47.428 kisidir. Nüfusun
    37.325’i ilçe merkezinde, 10.193’ü belde ve köylerde yasamaktadır. Eraslan beldesi
    ve 38 köyü bulunmaktadır158. Orta Karadeniz Bölgesinin iç kısmında yer alan
    Suluova, Amasya’nın 25 km batısındadır. Đlçenin yüz ölçümü 516 km², rakımı 510
    metredir. Akdağ, ilçenin en yüksek dağı olup yüksekliği 2.064 m dir. Tersakan Çayı
    ilçenin en önemli akarsuyudur.
    2.2.5.1. A


    sı Tepe Höyüğü (Harita No: 43; Res.86,87; H.G-3)

    A

    sı Tepe Höyüğü, Suluova Đlçesine 14 km uzaklıkta, Yüzbey köyü sınırları
    içinde Dereağıl mahallesinin 800 m güneydoğusundadır. Yaklasık olarak 40x30 m
    boyutlarında ve 20 m yüksekliktedir. Yerle

    sme yeri; Yassıçal Sırtları ile Keltepe'nin
    yamaçları arasındaki Tüllüçal Tepe'nin eteklerinden doğan Kanlıpınar Deresi'nin
    açtığı dar bir vadinin güneybatı kesimindedir. Doğu yamacı küçük bir dere tarafından
    kısmen yok edilmistir. Konumu itibari ile 3.grup höyükler içinde yer almaktadır.
    Asıtepe'nin bir atölye olarak tanımlanmasına yol açacak kadar çakmaktası
    bulgusunun yoğunluğu; yakın çevrede çakmaktası yataklarının da aranmasını zorunlu
    kılmıstır. Bu amaçla yapılan yüzey arastırması sonucunda; Asıtepe'nin yaklasık 1 km
    güneydoğusunda; Aydoğanlar Mevkii'nde; bir çakmaktası tarlası saptanmıstır. Bu
    ocağın; Asıtepe'liler tarafından kullanıldığı söylenebilir. Asıtepe; yerlesmeye pek
    müsait bir konumda değildir. Altından geçen dere dısında; yakınında antik dönemde
    bir tatlı su kaynağının var olup olmadığı da bilinmemektedir.
    Tepelik yerlesimin kuzey eteklerinde doğu batı yönünde uzanan bir duvar
    tespit edilmistir. Duvarın islevinin anlasılabilmesi için sistemli arkeolojik kazıların
    yapılması gerekmektedir. Asıl yerlesimin doğusunda kalan yamaçlarda, ana kayaya
    oyulmus dairesel küçük boyutlu çanaklara ve içi bosaltılmıs bir mezar lahdine
    rastlanmıstır. Çevrede yapılan incelemede, bir birine çok yakın konumda 1,5-2 m
    çaplı ana kayaya oyulmus kaya çanakları görülmüstür.
    Höyük ilk kez M. Özsait tarafından yapılan 1987 yılı yüzey arastırmasında
    tespit edilmistir.
    2.2.5.2. Alevi Tepe- Kümbet Höyük (Harita No:44; Res.88,89; H.G-3)
    Suluova ilçesi'nin güneyinde; Hacı Hayta Mahallesi'nde yer almaktadır.
    Kümbettepe adıyla da bilinmektedir. Höyük modern yerlesim yeri içinde kalmıstır.
    Üzerinde çok sayıda kaçak kazı çukuru belirlenmis ve etekleri toprak yol ile
    kesilmistir. Yüzeyinde Đlk Tunç Çağına ait seramik parçalarına rastlanılmıstır. Đlk
    olarak von der Osten

    160 tarafından saptanan höyük; H. Frankfort161 tarafından bilim
    dünyasına tanıtılmıs; daha sonra T. Özgüç ve K. Kökten162; son olarak 1987 yılında
    M. Özsait163 ve 1998 yılında S. Dönmez164 tarafından incelenmistir. Höyük yaklasık
    100x80 m boyutlarında ve 7-8 m yüksekliğindedir. Doğal bir tepe üzerine
    konumlanmıstır. Konumu itibari ile 3. grup höyükler içinde yer almaktadır. Yüzeyde
    Đ

    lk Tunç; Orta Tunç ve Demir Çağı malzemeleri görülür. Burada siyah ve gri renkli
    çanak çömleklerde belirlenmistir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmıs
    tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
    2.2.5.3. Dereağıl Höyüğü (Harita No:45; Res.90,91; H.G-3)
    Suluova ilçesine 13 km uzaklıktadır. Yüzbeyi köyü sınırları içindeki
    Dereağıl mahallesinde, doğal tepe üzerinde yer alan höyük yaklasık olarak 100X80
    m ölçülerinde ve 15-18 m yüksekliğindedir. Konumu itibari ile 3. gruba girer.
    Höyüğün kuzey yamacı büyük ölçüde tahribata uğramıstır. Yapılan incelemeye göre
    kuzey yamaç nekropol olmalıdır. Dereağıl mahallesinin yayılım alanında
    bulunduğundan yapılasma tehdidi altındadır.
    2.2.5.4. Devret Höyüğü (Harita No:46 ; Res.92-93; H.G-3)
    Suluova ilçesine 14 km uzaklıkta, Saygılı köyü sınırları içinde kalmaktadır.
    Höyük Saygılı köyü Devret mevkiinde yer aldığından adını buradan almıstır. Höyük
    ilk kez M. Özsait tarafından 1987 yılında incelenmi

    stir165. Yüzeyinde çok sayıda
    kaçak kazı çukuru bulunmaktadır. Oldukça küçük olan höyük, yaklasık olarak
    30X50 m ölçülerinde ve 14-16 m yüksekliktedir. Konumu itibari ile 3. grup
    höyükler içinde yer almaktadır.
    2.2.5.5. Hatun Tepesi Höyü


    ğü (Harita No:47 ; Res.94,95; H.G-3)

    Suluova ilçesi, II. Organize Sanayi Bölgesi Alternatif Alanı içerisinde,
    Hatuntepesi olarakda bilinen mevkidedir. Yaklasık olarak 70X60 m boyutlarında ve
    8-10 m Yükseklikte olup 3. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    2004 yılında tescil edilerek koruma altına alınan höyükte, yapılan ilk
    incelemelerde, Roma Dönemine ait mimari kalıntılar ve mozaik parçalarına
    rastlanılmıstır166.
    2.2.5.6. Yoğurtcu Baba Höyüğü (Harita No:48 ; Res.96,97; H.G-5)
    Eraslan Köyü sınırları içinde, Suluova ilçesine 13 km uzaklıkta Deveci köyü
    ile Eraslan beldesi arasında kalan höyük, Eraslan beldesinin doğusunda yer
    almaktadır. Doğal bir tepenin güney yamacına konumlanmıs ve 5. grup höyükler
    içinde yer almaktadır.
    Yoğurtçu Baba Höyüğü, 2001 yılında tescil edilerek koruma altına
    alınmıstır167.
    2.2.6. Tasova Đlçesi Höyükleri
    Ta

    sova ilçesi 1.041 km² yüzölçümüne sahip ve nüfusu 35.186 kisidir.
    Nüfusun 9.283’ü ilçe merkezinde, 25.903’ü belde ve köylerde yasamaktadır. 2007
    yılı Adrese dayalı Nüfus Kayıt Veri Tabanı sonuçlarına göre Alpaslan, Akınoğlu,
    Ballıdere, Belevi, Borabay, Çaydibi, Destek, Esençay, Özbaraklı ve Uluköy olmak
    üzere 10 beldesi ve 48 köyü ve 71 mezrası bulunmaktadır168. Đlçe, Amasya’ya 50
    Km, Samsun’a 120 km mesafededir. Đlçenin en önemli akarsuyu ilçe merkezinden
    geçmekte olan Yesilırmak’tır. Đlçe merkezinde rakım 230 m dir.
    2.2.6.1. Ku


    s Tepe Höyüğü (Harita No:49 ; Res.98,99; H.G-3)

    Ta

    sova ilçesine 22 km uzaklıktaki Destek kasabası sınırları içinde bulunan
    Gazino Caddesi yakınında Kustepe mevkiinde yer almaktadır. Höyük yaklasık
    olarak 50X50 m boyutlarında ve 12-15 m yüksekliğindedir. Doğal bir tepe
    yerlesmesi olup, 3. grup höyükler içinde yer almaktadır.
    2006 yılında tescil edilerek koruma altına alınan höyükte yapılan ilk
    arastırmalarla yerlesim MÖ 1. bin yıla tarihlenmektedir169.
    Đ

    ncelenen 5 seramik parçasının 2 adetinin Tunç Çağı’na (Kat.No:98,126), 3
    adetinin ise Demir Çağı’na (Kat.No:189-191) ait günlük kullanım kap parçaları
    oldukları anlasılmıstır.
    2.2.6.2. Belevi


    Đkiztepe 1 Höyüğü (Harita No:50; Res.100,101; H.G-3)

    Ta

    sova ilçesine 20 km uzaklıktaki Belevi köyü sınırları içinde kalmaktadır.
    Yaklasık olarak 120x120 m boyutlarında ve 12-15 m yüksekliktedir. Doğal bir tepe
    yerlesmesi olduğundan 3. grup höyükler içinde yer alır. Tarım arazisi olarak
    kullanıldığından tahribata açıktır.
    Yüzeyden toplanan 5 seramik parçasının 4 adetinin Tunç Çağı’na
    (Kat.No:6,99,100,288), 1 adetinin Demir Çağına (Kat.No:252) ait günlük kullanım
    kap parçaları oldukları görülmüstür.
    2.2.6.3. Ansar Kale Höyük (Harita No:51; Res.102,103; H.G-3)
    Ta

    sova'nın 17 km güney batısında yer alan Çakır Su Köyü'nün 1 km
    kuzeydoğusundadır. Takriben 120X110 m boyutlarında ve 15-18 m
    yüksekliğindedir. Asar Kalesi adıyla da bilinmektedir. Yerlesim, doğal bir tepe
    üzerine konumlanmıs ve 3. grup höyükler içinde yer almaktadır. 1993 yılında tescil
    edilerek, I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmistir170. Üzerinde kaçak kazı
    çukurları bulunmaktadır. Tarım arazisi olarak kullanım gördüğünden tahribata
    açıktır.
    2.2.6.4. Kabayar Höyük (Harita No:52; Res.104,105; H.G-1)
    Höyük Ta

    sova ilçesine 18-20 km uzaklıkta ve Uluköy (eski Sonusa)
    köyünün güney doğusunda 3 kmlik mesafede yer alır. Yaklasık olarak 80X60 m
    boyutlarında ve 8-10 m yüksekliktedir. Konumu itibari ile 1. grup höyükler içinde
    yer almaktadır. Güney kısımları Yesiırmak’ın tehdidi altındadır. Ayrıca yüzeyi tarım
    alanı olarak kullanılmaktadır. Mülkbükü ile Umutlu yolu üzerinde ve Yesilırmak
    kenarında bulunan höyük, ilk kez M. Özsait tarafından 1994 yılında gerçeklestirilen
    2.2.7. Hamamözü


    Đlçesi Höyükleri:

    Hamamözü ilçesi 202 km² yüzölçümüne sahip ve 2007 yılı Adrese Dayalı
    Nüfus Kayıt Sistemi Veri Tabanı sonuçlarına göre nüfusu 5.264 kisidir. Nüfusun
    1.437’si ilçe merkezinde, 3.827’si köylerde yasamaktadır. 19 köyü bulunmaktadır172.
    Đ

    lçe ilin batısında kurulmustur. Doğusunda Gümüshacıköy ilçesi (23 km), batısında
    Çorum

    Đlinin Osmancık ilçesi, güneyinde Çorum ili (45 km) ve Çorum'un Laçin
    ilçesi (12 km), kuzeyinde Gümüshacıköy ilçesi ve Çorum’un Osmancık ilçesi ile
    sınırlıdır. Rakımı 690 m. dir. Đlçe merkezinin Amasya’ya uzaklığı 95 km. dir.
    Litaratür taramasında ve ilçe sınırları içinde Tekke Tepesi, Çittirin Bayır,
    Paralı Tepe II, Karatas tepe II, Terebağı ve Ekinalanı gibi Tunç Çağı yerlesimlerinin
    varlığı tespit edilmisse de yapılan kısa süreli alan incelemesinde belirtilen
    yerlesimlere ulasılamamıstır173. Bu ilçede ileriki yıllarda yapılacak kapsamlı
    arastırmalarla yeni verilere ulasılmasının mümkün olduğu düsünülmektedir.

    Konu KUTAY tarafından (05.Kasım.2012 Saat 02:40 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Status
    Çevrimdışı
    aliveli44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2010
    Mesajlar
    1,258
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    S.A.

    Paylaşım için teşekkürler, ellerine sağlık ustam. Vesselam -)
    İzinsiz Kazı Yapmayalım Yapanlarla Birlik Olmıyalım.

  3. #3
    Status
    Çevrimdışı
    ELEMENT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03 Kasım 2012
    Mesajlar
    18
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    TArih fışkırıyor

    Memleketimizin heryerinden tarih fışkırıyor.

  4. #4
    Status
    Çevrimdışı
    Bozkurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banlanmış Üye
    Üyelik tarihi
    03 Şubat 2012
    Mesajlar
    1,227
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    s.a

    paylaşım için tesekkurler kutay ustam,uzun ve detaylı bir paylaşım olmuş,eline emeğine sağlık.

    özel mesajını kontrol et, kartal ustam özel mesaj atabilir

  5. #5
    Status
    Çevrimiçi
    KUTAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Kasım 2016
    Mesajlar
    280
    Beğenmiş
    74
    Beğenilmiş
    11
    OK.Bozkurt ustam.

  6. #6
    Status
    Çevrimdışı
    KRAL57 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Ağustos 2008
    Mesajlar
    659
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    s.a

    emegine yüregine saglık,detaylı bir anlatım olmuş.........
    YERİNDE SÖZ SÖYLEMESİNİ BİLEN,,ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDA KALMAZ.....

  7. #7
    Status
    Çevrimdışı
    Funkstazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banlanmış Üye
    Üyelik tarihi
    13 Mart 2010
    Mesajlar
    854
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    1
    Burayı hep otobüs yolculugunda görüyorum bi türlü gidip gezmek nasip olmadı bilgiler için teşekkürler kardeşim.Gezmiş kadar oldum ama yerinde görmek şart tabiki.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •