Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Tarihte Ermeniler

  1. #1
    Status
    Çevrimdışı
    FENERLİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Kasım 2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    4,348
    Beğenmiş
    243
    Beğenilmiş
    235

    Tarihte Ermeniler

    Ermeniler, büyük bir ihtimalle Trakya’dan MÖ VI. yüzyıl sonlarında Anadolu’ya gelmiş ve Urartu ülkesine yerleşmiş, Trak-Frig kabileleri karışımı bir millettir. Dilleri Hint-Avrupa özelliklerini taşımakla birlikte, komşularından çok fazla etkilendiği için kaynağını tespit etmek zordur. Ermeniler MS. 301 yıllarında Hristiyanlığı kabul etmişler ve Gregoryan mezhebine mensup olmuşlardır. Ermenistan, İskit, Kimmer, Karduk, Asur, Med ve Pers istilalarından sonra Pompeus zamanında MÖ 66’da Roma topraklarına katılmıştır. Coğrafi olarak kavimler arasında bir geçiş bölgesi olan Ermenilerin yaşadığı topraklar, o dönemlerde genel olarak Sasaniler ile Romalılar arasında uzun mücadelelerin yaşanmasına sebep olmuş ve ülkenin doğusu Sasanilerde, batısı da Bizanslılarda kalmıştır.[24]

    MS. 640 yıllarından itibaren bölge, Müslüman Arapların eline geçmiş, X. yüzyılda ise Bizanslılar tekrar Ermenilerin yaşadığı topraklara hâkim olmuşlardır. I. Haçlı Seferi sonrasında Klikya bölgedeki Ermeniler bir krallık kurmayı başarmışlar, bu Krallık 1375 yılında Memluklular tarafından ortadan kaldırılmıştır. 1071’den sonra, Ermenilerin yaşadıkları yerler, önce Selçukluların sonra sırasıyla Harezmişahların, İlhanlıların, Timurluların, Karakoyunluların, Akkoyunluların ve kısmen de Safevilerin yönetimine girmiştir. Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Süleyman dönemlerin Osmanlılar bölgeyi fethetmişler, Doğu Anadolu’yu Safevîlerden, Çukurova’yı da Memluklulardan almışlardır.[25]

    Ermeniler, bulundukları coğrafyanın özelliği itibariyle, tarih boyunca çeşitli göçler yaşamışlardır. Beşinci asırda, Van ve Ardaşad’dan İran’a yaklaşık 500.000 Ermeni esir olarak götürülmüş, Bizans döneminde de Ermeniler Malatya havalisinden alınarak İstanbul ve Trakya’ya göç ettirilmişlerdir. 582 yılında İmparator Morik, çok sayıda Ermeni’yi Trakya’ya naklettirmiş ve bunları Avarlar’a karşı asker olarak kullanmıştır.[26]

    Ermeni nüfusun hareketliliği Osmanlı döneminde de devam etmiştir. Söz gelimi Fatih, Kefe’yi aldığında oradaki Ermenileri İstanbul’a getirip, Edirnekapı ve Salmatomruk bölgelerine yerleştirmiştir. İstanbul’un fethinden sekiz sene sonra Bursa Ermeni piskoposu Ovakim, yine Fatih tarafından, beraberindeki bir çok aile ile birlikte İstanbul’a getirilmiş, Samatya kapı, Topkapı, Kumkapı, Edirnekapı, Balat gibi semtlere yerleştirilmiştir. Bu Ermeniler içerisinde papazlar, sanatkârlar, mimarlar, köylüler, işçiler ve tüccarlar bulunmaktadır. Bundan sonra Fatih, İstanbul’da Rum Patrikhanesi’nin yanında bir Ermeni Patrikliği kurmuş ve Ovakim’i bir fermanla 1461 yılında Ermeni cemaatı patriği ilan etmiştir. Bu ferman halen Kumkapı Ermeni Patrikhanesi’nde korunmaktadır. Yine 1479’da Karaman’ alınınca oradaki Ermeniler’in bir kısmı Samatya’ya getirilmiştir.[27]

    Benzer şekilde 1514 yılında Yavuz Sultan Selim, Çaldıran zaferinden sonra, Tebriz, Erzurum, Kemah, Muş, Sivas bölgesindeki Ermeni bilgin, kuyumcu, sarraf, kalfa, mimar ve çiftçileri İstanbul’a getirmiştir.[28] 1534’te Van’dan, 1590’da Gürcistan’dan gelen Ermeniler de İstanbul’da iskan edilmişlerdir.[29]

    Yapılan bu iskanların Ermeniler üzerinde olumsuz bir etki doğurduğuna dair bilgi bulunmamakla birlikte, onların Osmanlı devlet ve toplum düzenine kolaylıkla uyum sağladıkları ve “millet-i sadıka” olarak adlandırıldıkları görülmektedir. Bu uyum ve dostluk sonucunda Ermeniler, devlet yapısı içerisinde de çeşitli görevler almışlar[30]; mimar, doktor, vergi toplayıcısı, hazinedar ve bakan olmuşlardır. Mesela, G. Noradonkyan Dışişleri bakanlığı, Bogos (1744-1814), Manuel (1775-1858) ve Pavlaki (1806-1887) gibi bazı Ermeniler de saray hekimliği yapmışlardır.[31]

    Devlet teşkilatının yanında, sosyal yapı içerisinde de Ermeniler’in Osmanlı toplumu ile kaynaşmış oldukları anlaşılmaktadır. Aralarında mezhep birliğinin olmaması, yaşadıkları yerlerde çoğunluğu teşkil etmemeleri ve Osmanlı İmparatorluğu’nun gayrımüslimlere tanıdığı hoşgörü ve haklar sebebiyle, Ermeni cemaatı diğer azınlıklara göre, topluma daha iyi bir şekilde entegre olmuşlardır. Sözgelimi, Ermenilerin büyük kısmı anadil olarak Türkçeyi kullanmışlar, Türk müziğini, Türk yemeklerini ve Türk adetlerini benimsemişlerdir.[32]

  2. #2
    lacivert24
    lacivert24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    elinize sağlık ustam ama bize o kalleşliği yapmayacaklardı koynumuzda yılan beslemişiz...

  3. #3
    Status
    Çevrimdışı
    Safkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banlanmış Üye
    Üyelik tarihi
    24 Ağustos 2012
    Mesajlar
    734
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    Paylasım icin tesekkurler Abi.

  4. #4
    Status
    Çevrimdışı
    xNomerCy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Temmuz 2010
    Nereden
    Bursa
    Mesajlar
    274
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    2

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    emegine sağlık güzel paylaşım..
    İlmi olmayan bir beden suyu olmayan bir şehre benzer. - Şems-i Tebrizi

  5. #5
    Status
    Çevrimdışı
    kabardinka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Eylül 2011
    Mesajlar
    45
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    soykırımdan hiç bahsetmemişsiniz..

  6. #6
    KUTAY
    KUTAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    Ustamiz unutmus kabardinga kardesim ben sana bahsedeyim. Rusya ve ingiltere tarafindan surekli saldiri altinda olan Osmanli icerisinde refah icerisinde yasayan ermeniler osmanli devletini zayiflatmak icin surekli olarak bu iki devletle isbirligi yapmis en sonunda yeterince guclenince silahli komiteler kurmuslar ozellikle ruslarin dogu anadoluda bazi illeri isgal etmesinden de guc alarak hem rus isgalindeki illerde hemde yakin bolgelerde isgalci ruslarin dahi yapmadigini yaparak komite gucleriyle yillarca birlikte yasadiklari musluman halki sivil asker coluk cocuk ayirt etmeden hunhanca vahsice oldurmuslerdir tipki yakin tarihte hocalida yaptiklari gibi. Sordugun soykirim budur. Bunun uzerine osmanli idaresi vatandaslarini korumak icin bunlari lubnan, suriye civarina zorunlu goce tabi tutmustur. O goc esnasinda olenler olmus bunu firsat bilenler yavuz hirsiz ev sahibini suclu cikarir misali osmanli bize soykirim yapti diye yaygara yapmislar, bati ulkeride buna baliklama atlamisardir. Acikayici oldu mu?

  7. #7
    Status
    Çevrimdışı
    AKARLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Kasım 2011
    Mesajlar
    1,468
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    1

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    Alıntı kabardinka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    soykırımdan hiç bahsetmemişsiniz..

    Ermeni çetelerin,Türkleri katlettiği olayları kastediyorsun sanırım.:()
    kabardinka efendi,bu iki oldu.
    Bizi Bilen Bilir,Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir. . . (Mevlana)

  8. #8
    Status
    Çevrimiçi
    tevfik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Eylül 2011
    Nereden
    FETHİYE,İZMİR,MANİSA.
    Mesajlar
    4,479
    Beğenmiş
    181
    Beğenilmiş
    40

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    S.a. Sayın Fenerbahçeli Ustam Güzel Paylaşımınız İçin Teşekkür eder.Elinize ve Emeğinize Sağlık derim Saygılar.
    Lütfen izinsiz Kazı Yapmıyalım Yapanları Uyaralım.

  9. #9
    Status
    Çevrimdışı
    FENERLİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Kasım 2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    4,348
    Beğenmiş
    243
    Beğenilmiş
    235

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    Alıntı kabardinka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    soykırımdan hiç bahsetmemişsiniz..
    Ermenilerle Türkler

    Ermeniler; Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hakimiyeti altında yaşamışlardır. Ermenileri Bizans'ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği kurulmuştur.
    Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu'nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu'ya girişlerinden sonra; Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici töre ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 18. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, "Ermenilerin altın çağı" olmuştur.
    Osmanlı Devleti'nin çalışan, liyakatli, dürüst ve üretken her teb'asına sağladığı imkanlardan Gayr-i Müslimler içinde en çok faydalananlar; Ermeniler olmuştur. Askerlikten, kısmen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişler ve devlete bağlı, milletle kaynaşmış ve anlaşmış olduklarından dolayı "millet-i sadıka" olarak kabul edilmişlerdir.
    İstanbul Ermeni Patrikliği'nin kuruluşu tarihte eşine zor rastlanır bir olaydır: Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sekiz yıl sonra, 1461'de Batı Anadolu'daki Ermeni episkoposluğunu, çıkardığı bir fermanla İstanbul Patrikliği'ne dönüştürmesi, Fatih'in ve Osmanlı Sultanlarının gelecek vizyonu ve diğer dinlere gösterdiği hoşgörünün çok açık bir örneğidir. Tarihte bir dine mensup bir hükümdarın, başka bir dinin üyeleri için ruhani riyaset makamı tesis etmesi, ne Fatih'ten önce, ne de sonra görülmüştür.
    "Yeni bir bin yıla girerken dünyada yaşanan gerginlikleri, özellikle yakın çevremizdeki savaş ortamını göz önünde bulunduracak olursak, *** yıl önce gerçekleşen bu olayın değerini, dinler ve kültürler arası hoşgörünün önemini, sanıyorum daha iyi kavrayabiliriz." diyen günümüzün Ermeni Patriği II. Mesrob'un sözleri de bu olayın önemini doğrulmaktadır.
    Nitekim, Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar ve hatta Osmanlı Devleti'nin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabancı dillerde eserler yazanlar bile olmuştur.

    Osmanlı Ermenileri arasında Batılılaşma ve reform hareketlerinin başlangıcı 18. yüzyılın ilk yıllarına dayanır 1701 yılında Sivas'lı Mkhitar Vartabed öncülüğünde İstanbul'da başlayan reform hareketi, kız ve erkek çocuklar için modern okullar açılması, eski kilise Ermenicesi yerine İstanbul halk diline dayalı yeni yazı dilinin geliştirilmesi, Batı dillerinden kitaplar çevrilmesi, ve reformlara direnen Kilise yönetimine karşı sivil siyasi örgütlenmelerin kurulmasını hedeflemiştir. Zaman zaman sert mücadelelere sahne olan reform hareketi, 1860'ta Padişah Abdülmecit tarafından Ermeni Milleti Nizamnamesi ile gerçekleşti. Bu Nizamname ile kurulan Ermeni Millet Meclisi Osmanlı Devletindeki ilk temsili parlamenter organ niteliğinde olup, 1876Kanun-ı Esasî'si ile kurulan Osmanlı Mebusan Meclis-i 'ne de örnek teşkil etmiştir.
    İstanbul Ermeni entelijensiyası özellikle 1826-1876 yılları arasında, II. Mahmut ve Tanzimât 'ın reform politikalarıyla özdeşleşerek, Osmanlı siyasi ve kültürel yaşamında daha önce sahip olmadığı aktif bir rol oynamaya başlamıştır. Ermenice basın 1860'tan itibaren hızla gelişerek Türkçe basınla rekabet edebilecek bir toplam tiraja ulaşmıştır. 1856 Islahat Fermanı'ndan sonra Ermeniler Osmanlı tarihinde ilk kez çeşitli devlet kademelerinde görev alarak, askeri ve sivil vezaret (paşalık) rütbesine ve nazırlık görevine kadar yükselmişlerdir.
    Ermeni toplumu içinde devrimci ve milliyetçi akımlar 1870'lerin sonunda II. Abdülhamid'in gayr-ı müsümlere karşı yürüttüğü baskıcı hareketler sonucu olarak, özellikle Avrupa'da eğitim gören üniversite gençliği arasında boy göstermiştir.
    Sosyalist ve devrimci nitelikteki ilk örgüt olan Hınçak ("Çan") 1887'de İsviçre'nin Cenevre kentinde üniversite öğrencisi Avedis Nazarbekyan ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. 1890'da Tiflis'te Kristapor Mikaelyan, Stepan Zoryan ve Simon Zavaryan tarafından kurulan Ermeni Devrimci Federasyonu, ya da yaygın adıyla Taşnaksutyun ("Federasyon"), kısa zamanda Hınçak'çıları ikinci plana iterek, ulusçu hareketin ana örgütü olarak öne çıkmıştır.
    1895'te Taşnaksutyun önderliğinde Doğu Anadolu'da girişilen protesto yürüyüşü, II. Abdülhamid'in yönetimince sert bir şekilde bastırılmıştır. Protestonun amacı azınlıklara yapılan baskının durudurulmasının istenmesi idi. 1895 olayları çoğu zaman "Birinci Ermeni Katliamı" olarak adlandırılır. Ancak 1895 Van, Bitlis, Erzurum, Erzincan ve Sivas olaylarının can kaybı rakamları hakkında güvenilir kaynaklar bulunmamaktadır.
    Abdülhamid saltanatının son yıllarında Ermeni Devrimci Federasyonu rejime karşı direnişin önemli bir nüvesini oluşturmuş ve bu niteliğiyle İttihat ve Terakki örgütüne de model ve müttefik olmuştur. 1908 Devrimi'nde İttihat ve Terakki ile Taşnaksutyun beraber hareket etmişlerdir. Ancak ihtilalden kısa bir süre sonra iki örgüt arasında anlaşmazlık başgöstermiş, ve iktidar partisinin eski müttefikleri hakkındaki kuşkuları, İttihat ve Terakki'nin 1912'den itibaren belirginleşen Ermeni aleyhtarı politikasında rol oynadı.
    Ermenilerle Türkler

    Ermeniler; Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hakimiyeti altında yaşamışlardır. Ermenileri Bizans'ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği kurulmuştur.
    Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu'nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu'ya girişlerinden sonra; Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici töre ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 18. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, "Ermenilerin altın çağı" olmuştur.
    Osmanlı Devleti'nin çalışan, liyakatli, dürüst ve üretken her teb'asına sağladığı imkanlardan Gayr-i Müslimler içinde en çok faydalananlar; Ermeniler olmuştur. Askerlikten, kısmen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişler ve devlete bağlı, milletle kaynaşmış ve anlaşmış olduklarından dolayı "millet-i sadıka" olarak kabul edilmişlerdir.
    İstanbul Ermeni Patrikliği'nin kuruluşu tarihte eşine zor rastlanır bir olaydır: Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sekiz yıl sonra, 1461'de Batı Anadolu'daki Ermeni episkoposluğunu, çıkardığı bir fermanla İstanbul Patrikliği'ne dönüştürmesi, Fatih'in ve Osmanlı Sultanlarının gelecek vizyonu ve diğer dinlere gösterdiği hoşgörünün çok açık bir örneğidir. Tarihte bir dine mensup bir hükümdarın, başka bir dinin üyeleri için ruhani riyaset makamı tesis etmesi, ne Fatih'ten önce, ne de sonra görülmüştür.
    "Yeni bir bin yıla girerken dünyada yaşanan gerginlikleri, özellikle yakın çevremizdeki savaş ortamını göz önünde bulunduracak olursak, *** yıl önce gerçekleşen bu olayın değerini, dinler ve kültürler arası hoşgörünün önemini, sanıyorum daha iyi kavrayabiliriz." diyen günümüzün Ermeni Patriği II. Mesrob'un sözleri de bu olayın önemini doğrulmaktadır.
    Nitekim, Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar ve hatta Osmanlı Devleti'nin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabancı dillerde eserler yazanlar bile olmuştur.

    Osmanlı Ermenileri arasında Batılılaşma ve reform hareketlerinin başlangıcı 18. yüzyılın ilk yıllarına dayanır 1701 yılında Sivas'lı Mkhitar Vartabed öncülüğünde İstanbul'da başlayan reform hareketi, kız ve erkek çocuklar için modern okullar açılması, eski kilise Ermenicesi yerine İstanbul halk diline dayalı yeni yazı dilinin geliştirilmesi, Batı dillerinden kitaplar çevrilmesi, ve reformlara direnen Kilise yönetimine karşı sivil siyasi örgütlenmelerin kurulmasını hedeflemiştir. Zaman zaman sert mücadelelere sahne olan reform hareketi, 1860'ta Padişah Abdülmecit tarafından Ermeni Milleti Nizamnamesi ile gerçekleşti. Bu Nizamname ile kurulan Ermeni Millet Meclisi Osmanlı Devletindeki ilk temsili parlamenter organ niteliğinde olup, 1876Kanun-ı Esasî'si ile kurulan Osmanlı Mebusan Meclis-i 'ne de örnek teşkil etmiştir.
    İstanbul Ermeni entelijensiyası özellikle 1826-1876 yılları arasında, II. Mahmut ve Tanzimât 'ın reform politikalarıyla özdeşleşerek, Osmanlı siyasi ve kültürel yaşamında daha önce sahip olmadığı aktif bir rol oynamaya başlamıştır. Ermenice basın 1860'tan itibaren hızla gelişerek Türkçe basınla rekabet edebilecek bir toplam tiraja ulaşmıştır. 1856 Islahat Fermanı'ndan sonra Ermeniler Osmanlı tarihinde ilk kez çeşitli devlet kademelerinde görev alarak, askeri ve sivil vezaret (paşalık) rütbesine ve nazırlık görevine kadar yükselmişlerdir.
    Ermeni toplumu içinde devrimci ve milliyetçi akımlar 1870'lerin sonunda II. Abdülhamid'in gayr-ı müsümlere karşı yürüttüğü baskıcı hareketler sonucu olarak, özellikle Avrupa'da eğitim gören üniversite gençliği arasında boy göstermiştir.
    Sosyalist ve devrimci nitelikteki ilk örgüt olan Hınçak ("Çan") 1887'de İsviçre'nin Cenevre kentinde üniversite öğrencisi Avedis Nazarbekyan ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. 1890'da Tiflis'te Kristapor Mikaelyan, Stepan Zoryan ve Simon Zavaryan tarafından kurulan Ermeni Devrimci Federasyonu, ya da yaygın adıyla Taşnaksutyun ("Federasyon"), kısa zamanda Hınçak'çıları ikinci plana iterek, ulusçu hareketin ana örgütü olarak öne çıkmıştır.
    1895'te Taşnaksutyun önderliğinde Doğu Anadolu'da girişilen protesto yürüyüşü, II. Abdülhamid'in yönetimince sert bir şekilde bastırılmıştır. Protestonun amacı azınlıklara yapılan baskının durudurulmasının istenmesi idi. 1895 olayları çoğu zaman "Birinci Ermeni Katliamı" olarak adlandırılır. Ancak 1895 Van, Bitlis, Erzurum, Erzincan ve Sivas olaylarının can kaybı rakamları hakkında güvenilir kaynaklar bulunmamaktadır.
    Abdülhamid saltanatının son yıllarında Ermeni Devrimci Federasyonu rejime karşı direnişin önemli bir nüvesini oluşturmuş ve bu niteliğiyle İttihat ve Terakki örgütüne de model ve müttefik olmuştur. 1908 Devrimi'nde İttihat ve Terakki ile Taşnaksutyun beraber hareket etmişlerdir. Ancak ihtilalden kısa bir süre sonra iki örgüt arasında anlaşmazlık başgöstermiş, ve iktidar partisinin eski müttefikleri hakkındaki kuşkuları, İttihat ve Terakki'nin 1912'den itibaren belirginleşen Ermeni aleyhtarı politikasında rol oynadı.
    Oguzhan KARAGÜL
    ♥Biz sevdiklerimize; GÜL vermesini de biliriz, GÖNÜL vermesini de..Yeter ki; "Kıymet" bilsinler..
    "İZİNSİZ KAZI YAPMAK YASAKTIR"

  10. #10
    Status
    Çevrimdışı
    kurtbaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Temmuz 2013
    Mesajlar
    3,487
    Beğenmiş
    1,246
    Beğenilmiş
    302

    Cevap: Tarihte Ermeniler

    ...Devamında aramızda olan entegre olmuş bu ermenilerin bir çoğu bu define işleriyle uğraşanlar kolayca saf köylümüzü..çobanımızı ve insanlarımızı kullanarak..kandırmakla 3-5 liraya eşkiya işaretlerini kırdırmışlar yerleri tesbit etmişler küçük hediye ve müjdelerini almışlar..çalmışlardır..kayıt altına almışlardır senelerce bazıları ermeni patriğine..avrupalılara ...yahudilere hizmet etmiş çalışmışlardır..bu çalışmalar devam etmektedir..bu ülkenin zamanın başbakanı tansu çiller kayıtlı 100 bin kaçak ermeni yaşamakta diye açıklama yapmıştır..bu sayı bilinen kayıtlı olmayan ne kadar bilinmiyor..elçilerimizi katleden asala örgütü amerikada holding olmuşlar..araştırmacı ve tarihçiler biliyor..dünya ermenileri bu soykırım iddasıyla örgütlü çalışma içindeler çalışıyorlr..konuya vakıf insanlarımızda geçde olsa çalışmaları belgeleriyle araştırmalarla sunmuşlardır devam etmekdedir..doğudaki kürdüm diyen ermenileri yazmadım ..bu konuda yazılcak okadar belgeler varki bitmez...mesala romalılar kostantin ermenileri istanbul surları iiçerisine almazmış ...fatih istanbulu girdikten sonra ermenilere kapıları açmış ve iş ve semtler kurmuşlardır..teşekkürederim ..saygılar...

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •