Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Protestan Amerikan Misyonerleri

  1. #1
    Status
    Çevrimdışı
    FENERLİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Kasım 2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    4,205
    Beğenmiş
    149
    Beğenilmiş
    165

    Protestan Amerikan Misyonerleri

    Başlangıçta kişisel ve çoğu zaman da romantik bir hareket olarak
    başlayan misyonerlik faaliyetleri, en parlak dönemini XIX. yüzyılda Osmanl
    ı topraklarında yaşamıştır. Bu dönem içerisinde Osmanlı Devleti zay
    ıflayıp gerilerken, misyonerlik faaliyetleri maddî olanaklarını artırmış, dinî
    amacının dışında emperyalizmin öncülüğünü de üstlenmiştir. Osmanlı toplumunun
    çeşitli din ve ırktan oluşan çoğulcu bir yapıya sahip olması ve bu
    yapı içerisinde Müslüman olmayan tebaaya din, dil, örf, adet ve geleneklerde
    gösterilen hoşgörü Osmanlı topraklarını misyonerlik faaliyetleri için cazip
    hale getirmiştir.

    Bu topraklarda faaliyete başlayan ilk misyoner grubu Katoliklerdir1.
    Ancak daha sonraki yıllarda Katolik misyonerlerin elde ettiği olumlu neticeler
    ve Osmanlı Devleti.nin siyasî durumundan kaynaklanan imkânlar
    Protestan misyonerleri de buralara çekmiştir. Önceleri ağırlıklı olarak İngiltere
    .nin himayesinde çalışmalarına başlayan Protestan misyonerlerine, XIX.
    yüzyılın ilk başlarında Amerikan Protestan misyoner grupları da katılmaya
    başlamış ve Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren en etkili misyoner grubu
    olmuşlardır. Bu örgütlerin en etkilisi ve başarılısı kısaca ABCFM ya da
    Amerikan Board olarak isimlendirilen ve 1810 yılında Boston.da kurulan
    American Board of Commissioners for Foreign Missions.tır. Amacı Hıristiyanl
    ığı yaymak ve ülkesi adına siyasî hakimiyet ve kültür emperyalizminin
    başarıya ulaşmasına yardımcı olmak olan bu örgüt, Osmanlı topraklarındaki
    faaliyetlerine 1820 yılının henüz başında başlamıştır.

    Pliny Fisk ve Levi Parsons adlı iki misyoner, Amerikan Board adına
    1919 yılı Kasım ayında Boston.dan Osmanlı topraklarına doğru başlattıkları
    yolculuklarını, 15 Ocak 1820 tarihinde İzmir.de tamamlamışlardır. Amaçlar
    ı buralarda yaşayan çeşitli din ve ırka mensup insan topluluklarını tanımak
    * Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü.
    1 Ayrıntılı bilgi için bkz. Nurettin Polvan, Türkiye.de Yabancı Öğretim, C.I.,
    ve bu insanlara ulaşmanın, aralarında çalışmaya başlamanın yollarını tespit
    etmektir. İlerleyen yıllarda bu amaçlar doğrultusunda atılan adımların hepsi
    de başarılı neticeler vermiştir. XIX. yüzyıl boyunca Osmanlı topraklarındaki
    bir çok topluluğun bağımsızlık yolunda başlattıkları isyanların başından
    sonuna kadar, hem fikrî temellerin oluşması safhasında, hem de uygulama
    aşamasında çok etkili ve başarılı bir program uygulamışlardır. XX. yüzyılın
    ilk başlarında Anadolu.nun Karadeniz kıyısında Rumlar tarafından bağımsız
    veya yarı bağımsız bir Pontus Cumhuriyeti kurma fikri de Amerikan Board
    misyonerlerince desteklenmiş ve bu yolda başlatılan faaliyetlerin hazırlık ve
    uygulama dönemlerinde etkin bir rol oynamışlardır. Bütün bu çalışmaların
    hazırlıkları Merzifon.da kurulan Anadolu Koleji bünyesinde gerçekleştirilmiştir.
    İzmir.de Amerikan Board misyonerleri ve Rumlar arasındaki münasebetler,
    başlamasından tam yüz yıl sonra Karadeniz kıyısındaki Rumları,
    1921 yılında sonu hüsranla bitecek bir maceranın içine çekmiştir. Bu macera
    sadece Rum halkının değil, Türklerin de büyük acılar çekmesine sebep olmuş,
    yıllardır barış içinde yaşayan iki halk birbirine düşman edilmiştir.

    Amerikan Board Misyonerleri ve Rumlarla İlk Temas
    Amerikan Board misyonerlerinin Rumlar ile ilk teması 1820 yılında
    Fisk ve Parsons.un İzmir.e ayak basması ile gerçekleşmiştir. İki misyoner
    çalışmalarına, İzmir.de fazla gelişmemiş Rum okullarını ziyaret etmekle
    başlamışlardır. Ancak bu dönemde Fisk ve Parsons.un karşılaştıkları ilk
    zorluk, yaşadıkları ilk sıkıntı hizmet için geldikleri insanlara Protestanlık
    mezhebini kabul ettirmek alanında değil, bu insanlar ile aralarına giren dil
    yetersizliği olmuştur. Rumlarla bir şekilde iletişim kurmak gerekmiştir. Bu
    da ancak onların dilini öğrenmekle mümkündür. İki misyoner hem Rumca
    öğrenmek hem de yaz sıcağının etkisinden kurtulmak için, yaklaşık altı aylar
    ını Sakız adasında Rumlar arasında geçirmişlerdir2. Burada Profesör
    Bambas ile yürüttükleri modern Grekçe çalışmaları sıcakların bitmesiyle
    tamamlanmış ve iki misyoner İzmir.e tekrar dönmüştür. İzmir.e döndükten
    sonra da boş durmayarak, şehrin yakın çevresinde bir araştırma ve inceleme
    gezisine çıkmışlardır. Bu gezi esnasında ziyaret yerleri hep Rum okulları
    olmuştur. İzmir.den yaklaşık 120 km uzaklıkta bulunan Ayvalı.da, dört
    öğretmen ve üç yüz öğrencisi ile, iki-üç bin ciltlik bir kitaplığı ve basit fizik
    kurallarının gösterildiği bir laboratuvarı bulunan ve yerli Rumlar tarafından
    desteklenen ve ücretsiz eğitim veren yirmi yıllık bir Rum okulu, misyonerle-
    rin ilk inceleme merkezi olmuştur. Yine bu iki misyonerce Bergama.da yirmi
    erkek öğrenciye papazlar tarafından ders veren başka bir Rum okulu da
    ziyaret edilmiştir3. Bu ziyaretlerle birlikte, misyonerlerin bölgede yaptıkları
    dikkatli incelemeler, Rumların içinde bulunduğu durum ve ihtiyaçları belirlemeyi
    de mümkün kılmıştır. Bu araştırmalardan sonra, iki misyoner bölgede
    Rumlar arasında sürdürdükleri çalışmalarını bir müddet askıya almışlar,
    misyoner Parsons Şubat 1821.de tek başına Filistin.e gitmiş ve çok geçmeden
    Yunan isyanının başlaması üzerine tekrar İzmir.e dönmek zorunda kalm
    ıştır.

    Amerikan Board misyonerlerinin İzmir.de Osmanlı topraklarına ayak
    basmasından aşağı yukarı bir yıl sonra 1821.de Yunan isyanı başlamıştır.
    Alexandr Ypsilanti.nin 6 Mart 1821.de üç bin kadar askerle, Prut nehrini
    aşarak Buğdan.a girmesiyle başlayan isyan hareketi daha sonra Mora.da
    alevlenmiş ve bağımsız Yunanistan Devleti.nin kurulması bu isyanların
    neticesinde mümkün olmuştur. Osmanlı Devleti.ne karşı başlatılan Yunan
    isyanı Amerika.da sempati ile karşılanmıştır4. Bu sempatizanlardan bir tanesi
    de daha sonraki yıllarda Atina.da Amerikan Board adına çalışacak olan
    misyoner Jonas King.tir5. İsyancı Rumlara Amerika.da sempati duyulması-
    nın en büyük sebebi burada ortaya çıkan .Helen muhibbi akımın. çalışmalar
    ıdır. Bu çalışmalar neticesinde Rumlar Amerikan Board misyonerlerince de
    daha yakından tanınmış ve Osmanlı topraklarında misyonerler İzmir ve Sak
    ız.da yürüttükleri çalışmalarla Rumları faaliyet sahalarına dahil etmişlerdir6.

    İsyanlar sırasında .Amerikan Helen muhipleri. ve Amerikan Board
    misyonerlerinin Rumlara büyük yardımları olmuştur. Amerikan Board misyonerleri
    bu karışıklıklar nedeniyle Malta.da göçmen olarak bulunan Rum
    gençleri ile ilgilenmişler, onları Board adına daha sonraki yıllarda Rum halk
    ı arasında çalışmalarını sağlamak düşüncesiyle Amerika.ya eğitime göndermişlerdir.
    Bunların çoğu o zaman daha yeni kurulmuş olan Amherst ve
    Yale Kolejlerinde öğrenim görmüşlerdir7. Öğrenimini bitirip geriye dönenler
    genellikle içinden çıktıkları Rum halkı arasında İngilizce dersleri vermişler
    veya Amerikalı misyonerlerin Rumlar arasında yürüttükleri çalışmalarda
    onlarla işbirliği içine girmişlerdir. 1837 yılında Heybeliada Ruhban
    Mektebi.nde İngilizce öğretmenliği yapan Prassos, Amherst Koleji.nden
    mezun olmuştur8. Bu öğrencilerden bir tanesi de daha sonra üne kavuşacak
    olan Harvard Üniversitesi Profesörlerinden Sophocles olmuştur9.
    10 Şubat 1822.de Parsons.un İskenderiye.de ölmesi üzerine misyoner
    Jonas King 1823 Ocak ayında Fisk.e katılmış ve iki misyoner birlikte
    Modern Grekçe ile birlikte İtalyanca ve Arapça çalışmalarına devam etmişlerdir

    Ancak Amerikan Board misyonerleri Rumlar arasında yürüttükleri
    çalışmalara 1826 yılından itibaren ayrı bir önem vermişler ve aynı yılın 26
    Aralığında Elnethan Gridley.i Rumlar arasında daha ciddi çalışmalar başlatmas
    ı için göndermişlerdir. Gridley, Anadolu.ya gelirken yalnız değildir.
    Birlikte geldiği misyoner Josiah Brewer de Yahudiler arasında yürütülecek
    çalışmaları başlatacaktır. Planlandığı gibi İzmir.e gelen bu iki misyoner
    Rumlar ve Yahudiler arasında çalışmalara başlamışlardır. Gridley bu çalışma
    ile kalmamış şehir ve çevre kasabalardaki Rum okullarını ziyaret etmiştir.
    Ancak bir yıl sonra Gridley Erciyes Dağı (Kayseri).na tırmanırken sıtmadan
    ölerek sahneden çekilmiştir11. Fakat misyonerler adına bu kayıp,
    Rumlar için başlatılan çalışmaları durdurmamış, aksine çalışmalara daha
    bir hız vermiştir.

    1828 yılında Osmanlı-Rus savaşının başlaması ve Osmanlı topraklar
    ındaki çalışma şartlarının çok zorlaşması Amerikan Board misyonerlerini
    faaliyetlerine bir müddet ara vermek zorunda bırakmıştır. Ancak 1829 yılında
    şartların değişmesi ile Amerikan Board merkezinden Osmanlı topraklar
    ında çalışmaların tekrar başlatılacağı yönünde olumlu karar çıkmasıyla,
    Board misyonerleri tekrar Osmanlı topraklarına gelmeye başlamışlar ve faaliyetlerine
    kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Bu dönemde de Amerikan
    Board misyonerleri ve Rumlar arasında başlayan karşılıklı sempatik ilişki,
    1829 tarihli Edirne Antlaşması ile Yunanistan.ın bağımsız bir devlet olmas
    ına kadar hızını kaybetmemiş, daha sonraki yıllarda da hem Osmanlı topraklar
    ında hem de yeni oluşturulan Yunanistan coğrafyasında devam etmiştir. Fakat Amerikan Board misyonerleri için Osmanlı topraklarında 1830
    yılından sonra başlayan dönemde, Rumlar arasında yürütülen faaliyetler
    farklı bir boyut kazanmıştır.
    1828 yılında Amerika.da .New Haven Ladies Greek Association. kurulmuştur.
    Amacı 1821 yılında başlayan ve yaklaşık yedi yıl süren uzun
    isyan ve savaş yıllarından etkilenen Rumlara, yardım etmektir. 1829 kışında
    bu cemiyetin yakın desteğini alan Amerikan Board.a bağlı birkaç misyoner,
    Yunanistan.da çalışmak için yola çıkmış, fakat misyonerler yolda kararlarını
    değiştirerek İzmir.e yerleşmiş ve Osmanlı tebaası Rumlar arasında çalışmaya
    karar vermişlerdir. Misyonerler İzmir ve çevresinde yaşayan Rumların
    eğitim düzeyini incelemişler ve kendilerinden önce gelen arkadaşlarının
    yaptığı gibi, İzmir.i merkez olarak seçmişlerdir. Misyonerlerin İzmir.e geliş
    zamanları Rumlar arasında etkin bir faaliyet için gayet uygun bir durum arz
    etmiştir. Uzun süren savaşın bitmesiyle birlikte Rumlar arasındaki korku
    bitmiş, yerini savaş neticesinde ortaya çıkan fakirlik almıştır12. Rumların
    yardıma ihtiyaçları vardır. Bu noktada misyonerlik adına Rumlar arasında
    çok şeyler yapmak mümkündür. En kısa zamanda en verimli sonuçların elde
    edileceği yollarla çalışmaya devam etmek lazımdır. Bu düşüncede olan Amerikan
    Board misyonerleri Rumlar arasında yürüttükleri faaliyetleri eğitim,
    din ve yayın alanında daha düzenli bir şekilde yürütmeye başlamışlard
    ır.
    Bütün bunların bilincinde olarak İzmir.e gelen misyonerler önce yoksul
    ve yetim kızlar için bir vakıf okulu açmışlar ve okulda ders vermek için
    de yerli Rum öğretmenler tutmuşlardır. Genç kızları okula gitmeye ikna
    etmek için de misyonerler, kayıt yaptıran her kıza bir elbise sözü vermişler
    ve Rumların bulunduğu bazı kasabalarda giysi dağıtmaya başlamışlardır. Bu
    yardımın etkisiyle İzmir.de açılan okul kısa zamanda tamamen dolmuştur.
    1833.e gelindiğinde okuldaki kız öğrenci sayısı yedi yüzün üzerine çıkmışt
    ır. Çalışmaların sonuçlarından memnun kalan misyonerler İzmir.de iki yeni
    okul açma girişiminde daha bulunmuşlardır. İlk olarak daha iyi eğitim olanaklar
    ı sağlamak amacıyla bir öğretmen okulu kurmuşlardır. Merkez Rum
    Okulu adı verilen okul, öğrenci kabulünde seçici davranma kararı almıştır.
    Eğitimin paralı olduğu okul, hem erkek hem de kız öğrencilere açık olması-
    na rağmen, okullara kayıt yaptıran kız öğrenci sayısı erkek öğrenci sayısına
    göre çok daha az olmuştur. İkinci okul ise 1830 güzünde İzmir.in Frenk
    mahallesinde açılan Frenk veya İngiliz Okulu olmuştur. Okul, kısa zamanda
    ziyaretçilerini etkileyecek bir başarı sağlamıştır13.

    1836 yılına gelindiğinde
    İzmir.de Amerikan Board misyonerlerince açılan okullarda kayıtlı Rum
    öğrenci sayısı sekiz yüzü bulmuştur. Ancak ilerleyen yıllarda Protestan misyonerlerin
    bu başarısından rahatsız olan Rum kilisesinin uyguladığı baskılar
    sonucu bu okullar kapatılarak mazide kalmıştır

    Amerikan Board misyonerlerinin Rumlar arasında yürüttükleri eğitim
    faaliyetleri sahasında bu gelişmeler yaşanırken, dinî alanda da çalışmalarda
    geri kalınmamıştır. 1820-1828 yılları arasında Protestanlık mezhebini Osmanl
    ı topraklarında, özellikle de Müslümanlar ve Yahudiler arasında yayma
    çalışmalarının fazla başarılı olmaması15, Amerikan Board misyonerlerini
    1830 yılından itibaren farklı arayışlar içine itmiştir. Misyonerler din alanında
    da başarıyı yakalamak için doğunun yozlaşmış kiliselerine mensup insanlar
    arasında çalışma kararı almışlardır. Bu kararın neticesinde Rum Ortodoks
    Kilisesi ve bu kiliseye bağlı Rum halkı Amerikan Board misyonerlerinin
    dinî alanda üzerinde çalışmayı düşündükleri yeni kitlelerden bir tanesi
    olmuştur. İzmir.de başlatılan çalışmalar bundan sonra artırılarak bütün Osmanl
    ı toprakları üzerindeki Rumları, özellikle de Anadolu.da yaşayan
    Rumları içine alacak şekilde genişletilmiştir. Böylece Amerikan Board misyonerlerince
    Rumlar arasında yürütülen faaliyetlerin sınırı İzmir.i aşmış ve
    Osmanlı topraklarının diğer kesimlerinde de artarak devam etmiştir.
    Gençler arasında temel eğitimin yaygınlaştırılmasını sağlamak için
    1831 yılı Haziranı.nda İstanbul.a gönderilen William Goodell, Ermenilerin
    çoğunlukta bulunduğu Pera.ya yerleşmiştir. Buraya yerleşmesinin nedeni,
    asıl gönderiliş amacının Ermeniler arasında çalışacak olmasıdır. Ancak kısa
    bir süre sonra buradaki evini tamamen yakıp kül eden yangının arkasından
    halkının çoğunluğunu Rumların oluşturduğu Büyükdere.ye yerleşmek zorunda
    kalmış ve Rumlarla sıkı bir ilişki içine girmiştir. Aslında Goodell.in
    Rumlarla teması daha Beyrut.ta iken başlamıştır. Çalışma arkadaşı misyoner
    Mr.Bird ile beraber Rumca öğrenmek için başlattıkları çalışmaları sırasında
    dillerini geliştirmek için Rum Papazlarla yaptıkları sohbetler17 Goodell ile
    Rum halkı arasındaki ilişkiyi geliştirmiştir. Bu ilişkinin sonucunda Goodell,
    İstanbul.da Rumlar ile iletişim kurmakta zorlanmamış ve 1832.de burada
    Rumlar için bir okul açmıştır. Goodell, Rumlar ve aynı zamanda Ermeniler
    arasında yürüttüğü çalışmalarında, bu halklar arasında misyoner okulları
    açarak onlara hizmet vermek yerine, Rumları ve Ermenileri Amerikan
    Board örgütünün ve bu örgüte bağlı misyonerlerin de yardımlarıyla kendi
    okullarını açmaya teşvik etmiş18 ve bu konuda da oldukça başarılı olmuştur.

    Bu teşviklerin sonucunda daha sonraki yıllarda Rumlar için açılan okulları
    Yeniköy, Kurtuluş, Galata ve diğer semtlerde açılan okullar takip etmiştir.
    Goodell, İstanbul.daki misyoner şubesinin ekonomik olanaklarının kısıtlı
    olmasından dolayı bu şekilde davranmak zorunda kalmış ve İstanbul.un
    zengin Rumlarından ve ecnebi arkadaşları arasından bu okullara malî destek
    verecek insanlar bulmayı başarmıştır

    İzmir ve İstanbul.da Rumlara sunulan misyoner hizmetlerindeki başar
    ılar, Amerikan Board misyonerlerine, aynı hizmetleri Anadolu.da yaşayan
    diğer Rumlara da sunma yönünde cesaret vermiştir. 1834 yılında Bursa.da
    Benjamin Schneider.in misyonerlik çalışmalarına başlaması, yine aynı yıl
    Trabzon.un misyoner Johnston tarafından işgal edilmesi ve 1835 baharında
    da burada misyoner istasyonunun resmen kurulması20 bu cesaretin bir sonucu
    olmuştur.

    Amerikan Board misyonerleri tarafından hem din hem de eğitim alan
    ında Rumlara yönelik sürdürülen çalışmalar, basım-yayın alanındaki faaliyetlerle
    de desteklenmiştir. Matbaa çalışmaları misyonerler açısından çok
    önemlidir. 1822 yılında Malta.da faaliyetlerine başlayan ABCFM matbaası-
    nın yayınları, hem din hem de eğitim alanında, Osmanlı Devleti sınırları
    içerisinde faaliyet gösteren bütün misyonerlik merkezlerini basılı malzeme
    ile besleyerek misyonun propaganda faaliyetlerine büyük destek vermiştir.
    Örneğin, 1829 yılından itibaren misyonerlerin açtıkları ilkokullar için çok
    gerekli olan kitapların basım ve çoğaltılmasına büyük önem verilmiştir.
    1829 yılında bu kitaplardan, çok ihtiyaç duyulan bir tanesinin sadece Rumca
    baskısı 27.000.e ulaşmıştır21. Yine William Goodell, 1832-1836 yılları
    arasında misyonerler tarafından İstanbul ve Bursa.da Rumlar için açılan
    okullara, alfabe kitapları ve okuma levhaları gibi malzemeleri Malta.daki
    Amerikan Board matbaasından temin etmiştir22. Misyonerlerin, Malta.daki
    matbaasında Rumlara yönelik çalışmalar sadece bununla sınırlı kalmamış,
    bu topluluk arasında Protestanlık mezhebinin yayılmasına yardımcı olacak
    Rumca yayınlar da yine burada basılmıştır.

    Malta.daki misyoner matbaasında yapılan yayınlar çoğunlukla, misyonerlerin
    Protestanlık mezhebi öğretisini aralarında çalıştıkları halka yaymaya
    yardımcı olacağını düşündükleri23 İncil, bazı dinî metinler, öğretici
    kitaplar ve dinî gazete ve dergi yayınlarından oluşmuştur. Bu noktada İncil
    ya da diğer yayınları Osmanlı topraklarında yaşayan halkın kendi dillerinde
    yayınlamak, üzerinde durulan en önemli konu olmuştur. Malta.daki misyoner
    matbaasının 1822-1832 yılları arasındaki on yıllık çalışmasının semeresi
    dört ayrı dilde basılan yirmi bir milyon sayfalık metinlerdir. Bu metinler
    Modern Grekçe, İtalyanca, Ermeni harfli Türkçe ve Arapça olarak basılmışt
    ır. Bu basımlarda Rumca yayın çoğunluktadır. Sadece 1831 yılında Modern
    Grekçe olarak beş milyon sayfa yayın yapılmıştır. 1833 yılında Osmanlı
    topraklarındaki politik atmosferin netlik kazanmasıyla Malta.daki misyoner
    matbaası buradan taşınmıştır. Matbaanın Arapça yayın yapan malzeme ve
    donanımı Beyrut.a, Rumca, Türkçe ve Ermenice yayın yapan malzeme ve
    donanımı da İzmir.e nakledilmiştir24. Matbaanın Rumca yayınları İzmir.de
    de devam etmiştir. Ancak 1842 yılından sonra Rumlar arasında yürütülen
    faaliyetlerin durdurulmasıyla, yapılan Rumca yayınlar da durdurulmuştur.
    1847 yılına kadar misyoner matbaasında yapılan yayınların kayıtları incelendiğinde
    Rumca olarak yapılan yayın kaydına rastlanmamaktadır25.
    Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Amerikan Board Misyonerleri
    Amerikan Board misyonerleri yoğun bir şekilde Rumlar arasındaki
    çalışmalarına devam ederken bu çalışmalar 1836 yılından itibaren Rum Ortodoks
    Patrikhanesi.nin tepkisini çekmeye başlamıştır. Patrikhane, misyonerlerin
    Rum halkı arasında elde ettiği başarıdan rahatsızlık duymaya başlam
    ış ve bu rahatsızlığını misyonerlere karşı gösterdiği tepkilerle ortaya
    koymuş, ilerleyen yıllarda da tepkisinin şiddetini arttırmıştır. İlk başlarda
    Amerikan Board misyonerlerine hoşgörülü bakan, çalışmalarında onlara
    yardımcı olan Patrikhane, misyonerlerin yürüttüğü Protestanlık mezhebi
    propagandasına karşı amansız bir mücadeleye girmiştir. 1839 yılında Rum
    patriği, misyonerler tarafından yayınlanan ve dağıtılan İncil ve Protestanl
    ıkla ilgili kitapların okunmasına yasak koymuş26, mezhep değiştirenleri

    hapse mahkum etmiş, hatta bir kısmını gizlice öldürtmüştür27. Patrikhane
    tarafından ortaya konan tepkiler kısmen zor kullanarak da olsa, Rum halkından
    da destek bulmuştur. Rum Ortodoks Patrikhanesi.nin misyonerlere karşı
    bu şekilde olumsuz bir tavır içine girmesinin en önemli dayanağı bağımsız
    bir Yunanistan Devleti.nin varlığıdır. Yunanistan.ın bağımsızlığını kazanmas
    ından sonra Osmanlı topraklarında yaşayan Rumlar Yunanistan.a karşı
    büyük bir sempati ve ilgi beslemeye başlamışlardır. Yunanistan.a karşı
    besledikleri bu vatanseverlik ruhunun gücü onları millî kiliseye sıkı sıkıya
    bağlamıştır

    Hem Patrikhaneden hem de Rum halkından gelen tepkiler sonucunda
    misyonerler, Rumlar için açtıkları okullarını kapatarak ve Rumca olarak
    yaptıkları yayınları durdurarak bu topluluk arasındaki faaliyetlerini yavaşlatmak
    zorunda kalmışlardır. Ayrıca, Amerikan Board Sekreteri Anderson
    ve Dr.Hawes, 1943 yılında İstanbul, Bursa, İzmir ve Trabzon şehirlerindeki
    misyon merkezlerini ziyaret ederek araştırmalarda bulunmuştur. Araştırma
    sonucunda, Rumlar arasındaki olumsuz şartlardan doğan bu başarısız çalışmalara
    rağmen, aynı yıllarda Anadolu.da Ermenilere karşı yürüttükleri çal
    ışmaların, zaman zaman tepkiyle karşılaşsa bile başarılı ve organize bir
    şekilde devam ettiğini görmüşler ve bu çalışmanın hızını kesmemek gerektiğine
    inanmışlardır. Bunun gerçekleşebilmesi için de ya Rumlara yönelik
    yürütülen çalışmalar Ermeniler arasında yürütülen çalışmalardan ayrılmalı,
    ya da Rumlara yönelik çalışmalar tamamen durdurularak, ağırlık tamamen
    Ermenilere verilmeli ve çalışmalar her alanda geliştirilmelidir29. 1843 yılındaki
    ziyaretin ardından Anderson, Boston.daki Amerikan Board merkezine
    gönülsüz de olsa Türkiye misyonunun Rum kısmının görevini sona erdirme
    yönünde tavsiyede bulunmaya karar vermiştir30. Aynı yıl yapılan bu tavsiye
    üzerine Osmanlı topraklarında Rumlar arasında yürütülen misyonerlik faaliyetleri
    durdurulmuştur.
    Amerikan Board misyonerlerinin Rumlara yönelik çalışmaları, sadece
    Osmanlı toprakları ile sınırlı tutulmamış, aynı yıllarda yeni kurulmuş olan
    Yunanistan Devleti de bu hizmetin sınırları içine dahil edilmiştir. Bunun
    neticesi olarak 1830.da Board Sekreteri Rufus Anderson Yunan liderleri ile
    yapılan görüşmeler ve araştırmaların arkasından Atina.da Yunanlılar için bir
    misyon başlatmış, bu misyonun başına da Jonas King getirilmiştir. Kısa
    zamanda bölgede bir okul açılmış ve Elias Riggs ile beraber diğer misyonerler
    de çalışmalara katılmışlardır. Ancak oradaki durum da Osmanlı topraklar
    ından pek farklı olmamıştır. Patrikhaneden gelen tepkiler üzerine Dr.
    King.in başkanlığındaki misyon da 1842.den sonra bir süre askıya alınmışt
    ır. Sadece Dr. King ve bir yardımcısı Yunanistan.da kalmış, buradan ayrı-
    lan Mr.Riggs, Osmanlı topraklarında Rumlara hizmet eden Temple,
    Schneider, Van Lennep ve Ladd gibi misyonerlere katılmak için Anadolu.ya
    gelmiştir32. Yunanistan.daki çalışmalar 1869 yılında King.in ölümüyle tamamen
    durdurulmuş, 1912 yılında Balkan Savaşı sonunda Osmanlı toprağı
    olan ve Amerikan Board misyonerlerinin çalışmalarını sürdürdükleri Selanik
    .in Yunanistan.ın eline geçmesiyle tekrar başlamıştır.

    1840.lı yılların ortasından itibaren İstanbul.da dinî alandaki hizmetlerini
    Türkçe olarak veren Dr.Goodell.in toplantılarına bir grup Rumun da
    katılmaya başlamasıyla birlikte Osmanlı topraklarındaki Rumlar arasında
    Protestanlık mezhebine ilgi tekrar canlanmaya başlamıştır. 1850 yılına gelindiğinde
    sayıları kırkı aşan bu grubun kendi dillerinde dua etme isteği bazı
    zamanlarda misyoner Mr.Van Lennep.i onlara Rumca olarak hizmet vermeye
    sevk etmiştir. Ancak bu yeterli olmayınca 1851 yılında Panayotes
    Constantinides duaları yapmak için misyonerlerce görevlendirilmiş ve bu
    göreve gelen ilk Rum olma unvanını da kazanmıştır34. Yürütülen çalışmalar
    ve 1851.de Protestan milletinin Osmanlı Devleti tarafından resmen tanınmas
    ı neticesinde, artık Anadolu.daki misyonerlerce misyoner merkezlerine
    gönderilen raporlarda Rumlar arasındaki kısmî başarılardan söz edilir olmuş,
    Rumlar arasında yürütülen faaliyetlerden kalıcı ve olumlu neticeler
    alınmaya başlanmıştır.

    Aynı dönemde Rumlar arasında Protestanlık mezhebi adına bu gelişmeler
    yaşanırken, yayın faaliyetlerinde de önemli gelişmeler meydana gelmiştir.
    1847 yılından itibaren misyoner matbaasında tekrar Rumca baskılar
    da yapılmaya başlanmış ve aynı yıl içerisinde toplam üç bin baskı sayısı ile
    beş yüz dört bin toplam sayfa basılmıştır35. 1853 yılında Amerikan Board
    merkezi, matbaanın İzmir.den İstanbul.a taşınmasına karar vermiş ve bu yıl
    içerisinde karar uygulanmaya konmuştur. Bu değişiklik Rumlara yönelik
    yayın faaliyetlerini olumlu yönde etkilemiştir.

    Bu arada dikkat çeken bir husus da, Rum halkına hizmet amacıyla,
    Rumca yapılan yayınların yanı sıra Karamanlıca36 yapılan yayınlara da hız
    verilmesidir. 1863 yılında William Goodell, Türkçe.yi iyi bilen Rum
    Panayotes Constantinides.in yardımlarıyla İncil.i Karamanlıca.ya çevirmiştir37.
    Gerçi 1843 yılında Rumlara yönelik faaliyetler durdurulmadan önce de
    Karamanlıca yayınlar yapılmış ve Rumlar arasında yürütülen çalışmaların
    durdurulması kararının alınması ile Amerikan Board Heyeti hem Rumca
    hem de Karamanlıca dillerinde yayınların basılması için artık para yardı-
    mında bulunmama kararını vermiştir. Buradan çıkan anlam şudur: Amerikan
    Board misyonerleri, Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan ve Karamanlıca
    alfabesini kullanan insanların da Rum ırkından olduğunu kabul ederek çal
    ışmalarına devam etmişlerdir. Osmanlı Devleti tarafından Protestanlara
    millet statüsü tanındıktan sonra, 1850 yılında İzmir.de birkaç üyeyle kurulan
    Protestan kilisesine en çok ilginin, Anadolu.nun iç kesimlerinden gelip,
    şehirde geçici olarak yaşayan Karamanlıca konuşan Rumlar38 tarafından
    gösterildiğinin ifade edilmesi, 1846 yılında az sayıda Karamanlı.nın
    William Goodell.in, Ermenilere Türkçe olarak verdiği vaazlara katılması-
    nın, İstanbul.da Protestan inancına ilgi gösteren ilk Rumların Karamanlıca
    konuşan Rumlar şeklinde yorumlanması39 misyonerlerin bu şekilde düşünd
    üğünü açıkça göstermektedir. Aslında, bu alanda yapılan çalışmalar incelendiğinde
    görülecektir ki, Karamanlıca.yı kullananlar aslen Rum değil,
    Hıristiyan-Ortodoks Türklerdir. Bu topluluğun Türk olduğunun en bariz
    göstergesi Anadolu.nun işgali sırasında bunların, Rum-Ortodoksların başlatt
    ıkları kesif Türk düşmanlığı faaliyetlerine karşı tepki göstermeleri ve
    Millî Mücadele sırasında Papa Eftim.in liderliğinde işgalcilere karşı yürütt
    ükleri faaliyetlerdir. Ancak yine de tarihî olarak Türk ırkından oldukları
    ispat ve kabul edilen bu topluluk, Lozan Antlaşması.ndan sonra nüfus mü-
    badelesinden kendisini kurtaramamıştır. Her şeyden önce dilleri Türkçe olan,
    örf, adet ve ananeleri Türk millî kültüründen farklı olmayan bu topluluğun
    üyesi Papa Eftim ve daha bir çoğu kendilerinin öz be öz Türk oldukları-
    na inançlarını bir çok defa dile getirmişlerdir40. Ancak misyonerlik çalış-
    maları sırasında Amerikan Board misyonerlerinin de yaptığı gibi, Lozan
    Antlaşması.ndan sonraki nüfus mübadelesi sırasında yetkililerce de bu ö-
    nemli ayrıntı bazı sebeplerden dolayı dikkate alınmamıştır.

    Osmanlı topraklarında yaşayan Rumlara hizmet etmek düşüncesinde
    olan misyonerlerin, Karamanlıca olarak yaptıkları yayınlar sadece İncil.in
    Karamanlıca.ya çevrilmesiyle son bulmamış, ilerleyen yıllarda başka yay
    ınlarla da bu çalışmalar desteklenmiştir. Misyonerlerce Karamanlıca olarak
    yapılan bu yayınlar halk arasında büyük rağbet görmüştür. XIX. yüzyılın
    ikinci yarısından sonra yayımlanan dinî gazete Avedaper (Haberci), 1869
    yılından sonra Karamanlıca olarak Angelioforos adıyla yayımlanmaya başlanm
    ıştır. Kısa ömürlü olan bu gazete, 1880.li yıllarda günde 500 nüsha
    yayın yapma başarısını göstermiştir41. Aynı yıllarda Karamanlıca yayınlar
    yapılırken Rumca yayınlar da tekrar başlamıştır. 1847.de Rumca toplam
    basılan sayfa sayısı 504.000.i, toplam baskı sayısı ise 3.000.i bulmuştur42.
    Amerikan Board misyonerlerinin Karamanlıca ve Rumca olarak yapt
    ıkları yayınlar daha sonraki tarihlerde de devam etmiştir. Karamanlıca olarak,
    1879 yılında 11 adet kitap ve risale, toplam 21.195 baskı yaparken,
    1880.de 8 adet kitap ve risale, 13.890 baskı yapmıştır. Aynı yıl Rumca olarak
    da 6 adet kitap ve risale, 6.500 baskı yapmıştır. 1885.de ise Karamanlıca
    olarak 12 adet kitap ve risale 20.650 baskı yapmıştır. 1889.da yine Karamanl
    ıca olarak 10 adet kitap ve risale 10.642 adet baskı yaparken, 3 adet
    Rumca kitap da 6.000 adet baskı yapmıştır. Amerikan Board misyoner matbaas
    ının Malta.da 1822.de açılış tarihinden İzmir ve İstanbul.da 1881 yılına
    kadar verdiği hizmetlerde 725 kitap, broşür, risale vb. yayınlanmıştır. Bu
    yayınlardan 141 adedi Rumca, 32 adedi de Karamanlıca olarak yapılmıştır.
    Rumca yapılan yayınların toplam yayın içindeki yüzdesi %19 iken, Karamanl
    ıca yayınların yüzdesi %4 olarak gerçekleşmiştir43.
    Aynı yıllarda yayın çalışmalarında gözlenen hareketliliğin yanı sıra
    Rumların yaşadığı yerlerde İstanbul.a bağlı olarak yeni istasyonlar da açılmaya
    başlanmıştır. 1853 yılından sonra İzmit, Bursa, Adapazarı ve Edirne
    misyonerler tarafından tamamen işgal edilmiştir. Bursa yakınlarındaki Rum
    köyü Demirtaş, Kayseri, Talas (1854) ve Merzifon.a (1852) bu dönemde
    istasyon kurulmuştur44. Buradaki hizmetlerde her ne kadar Ermeniler ön
    plana alınmışsa da Rumlara büyük oranda hizmetler verilmiştir. 1850.li yıl-
    itibaren Anadolu.daki Rumlar arasında çalışmaların artması, Rumca
    bilen elemanlara duyulan ihtiyacı artırmış ve 1851 yılında, daha önceden
    Kıbrıs ve Bursa Rumları arasında çalışan misyoner D.Ladd İstanbul.da bu
    işleri düzenlemek için görevlendirilmiştir. Yine daha önceden İzmir, Manisa
    gibi Anadolu.nun farklı yerlerinde görev yapan misyonerler Riggs, H.Van
    Lennep ve Brooks da İstanbul.da Rumlar arasında yürütülecek çalışmalarda
    görevlendirilmiştir45. Bütün bunlara rağmen 1876 yılına kadar Anadolu.daki
    Rumlar için düzenli ve sürekli bir hizmet sağlanamamıştır.

    Ancak XIX. yüzyılın son yirmi yılına girildiğinde çalışmalar daha
    hızlı ve verimli neticeler vermeye başlamıştır. Anadolu.da Rumlar arasında
    yürütülen bu faaliyetlerin neticesinden son derece memnun olan Amerikan
    Board, 1880.lerin başında Ermeniler arasında yürütülen faaliyetleri yavaşlatarak,
    Osmanlı topraklarındaki diğer topluluklarla beraber Anadolu.daki
    Rumlar üzerinde yoğunlaşma kararı almıştır46. Bu kararın neticesinde 1885
    yılında Rumlar arasında yürütülen çalışmalar sonucunda bir yerli Rum liderliğinde
    Rum İncil Cemiyeti (The Greek Evangelical Alliance) organize
    edilmiştir. Hareketin lideri Amerika.da eğitim gören Dr.George
    Constantine.dir. Bu organizasyon Rumların misyonerlerle işbirliği içine
    girme isteğini artırmış ve etkisini Karadeniz kıyılarında Ordu.ya kadar göstermiştir47.
    Bütün bunların etkisiyle Protestan Rumlar da 1887 yılında İstanbul
    .da Peder Kazakos.un ruhanî önderliğinde az sayıda üyeyle Rum Kilisesi
    .nde örgütlenmişlerdir48. Bu örgütlenmenin ardından 1900.lerin daha başlar
    ında İstanbul.da her Pazar günü üç ayrı merkezce Rumlara dinî hizmet
    veren servisler kurulmuş ve İzmir.de Rumlar arasında yürütülen dinî faaliyetlere
    daha bir önem verilmiştir.

    Bu faaliyetler içerisinde dikkat çeken hususlardan biri, 1830.lu yıllar
    ın sonundan itibaren Rumların misyonerlere karşı göstermiş oldukları sert
    tepkidir. Ancak bu tepkiler 1850.li yılların başından itibaren yumuşamaya
    başlamıştır. Bu yumuşamanın etkisiyle, her ne kadar Ermeni toplumu ile
    kıyaslandığında Rumlar arasında fazla rağbet görmese de, misyonerlerin
    yürüttüğü dinî faaliyetler ve bununla birlikte yayın çalışmaları verimli hale
    gelmiştir. Bu verimliliğin en büyük sebebi Amerikan Board misyonerlerinin
    kurdukları okullar ve bu okullarda Rum halkının gördüğü eğitim faaliyetleridir.
    Osmanlı Devleti bu dönemde eğitim alanında, sadece Rum halkı için
    Osmanlı Devleti bu dönemde eğitim alanında, sadece Rum halkı için
    değil, Türkler dahil olmak üzere bütün herkes için yeterli hizmet veremez
    duruma gelmiştir. Rumların kendi cemaat okulları da hemen hemen aynı
    durumdadır. Amerikan Board misyonerleri ise 1820.li yıllardan itibaren
    eğitim alanında Osmanlı vatandaşının karşısına son derece gelişmiş bir eğitim
    anlayışı ile çıkmıştır. Rumlar eğitim alanında sunulan bu hizmetlerden
    yararlanmak için fazla tereddüt etmemişler ve çocuklarını bu okullara göndermenin
    hem eğitim açısından hem de toplumsal anlamda önemini ve sağlad
    ığı yararları görmüşler, Amerikan Board misyonerlerince kendilerine
    sunulan paralı eğitim imkânlarını değerlendirmişlerdir50.
    Misyonerler tarafından açılan bir çok okulda Rum öğrenciler ya çoğunluğu
    oluşturmuşlar ya da farklı topluluklardan öğrencilerin çoğunlukta
    bulunduğu okullarda onlarla birlikte misyonerlerce verilen eğitimden nasiplerini
    almışlardır. Mekatib-i Gayr-i Müslime ve Ecnebiye Müfettişliği
    İdaresi.nin 27 Mart 1902 tarihinde hazırladığı Osmanlı topraklarındaki Amerikan
    Board okullarını bir çizelge51 halinde gösteren defterde Adana,
    Tarsus, İzmir, Ödemiş, Manisa, Kayseri, Talas, Bağçecik ve Merzifon.da
    yer alan Amerikan Board okullarında öğrencilerin çoğunluğunun, Ermenilerle
    beraber Rumlardan teşkil ettiği görülmektedir52. Bir çok milletten öğrencinin
    öğrenim gördüğü İstanbul.daki Amerikan Board okullarında özellikle
    de Robert Kolej.de ise çoğunluğu teşkil etmeseler bile, Rum öğrenciler
    misyonerlerce verilen kaliteli ve çağdaş eğitimden faydalanmışlardır53. Eğitim
    alanında Amerikan Board misyonerlerinin Osmanlı topraklarında yaşayan
    Rum toplumuna hizmet verdiği yerler sadece Anadolu ile sınırlı kalmam
    ıştır. Beyrut vilâyeti içerisinde faaliyet gösteren Amerikan Board okullar
    ına, bazı yerlerde çoğunluğu oluşturacak, bazı yerlerde ise başka milletlerle
    birliktelik oluşturacak şekilde bir çok Rum öğrenci kayıt yaptırmışt
    ır
    Merzifon Anadolu Koleji, Rumlar ve Pontusçuluk Faaliyetleri
    XX. yüzyıla girilmesinden itibaren, Amerikan Board.un Rumlar aras
    ında yürüttüğü çalışmalar hareketlenmiş, büyük oranda bu çalışmaların da
    etkisiyle Rumlar Türkler aleyhine düşmanca hareketler içerisine girmeye
    başlamışlardır. Bu hareketliliğin en ateşli şekilde yaşandığı yer, Anadolu
    .nun Karadeniz kıyıları olmuştur. Bilindiği üzere, Merzifon.da bulunan
    Anadolu Koleji, bu dönemde Rumlara hem fikrî hem de fiilî alanda en çok
    destek veren Amerikan Board okulu olmuştur.

    İlk olarak Amerikan Board misyonerlerinin 1851 yılında geldiği ve
    istasyon açtığı Merzifon.da, misyoner eğitiminin temelleri 1865 yılında at
    ılmıştır. 1864 yılında Cyrus Hamlin’in Bebek’teki okulu, İstanbul.dan Merzifon’a
    taşınmış ve Merzifon Ruhban Okulu olarak bir yıl sonra eğitimine
    başlamıştır. Aynı yıl misyonerler, 1845 yılında İstanbul.da kurulan kız okulunu
    da Merzifon.a taşı**** faaliyete geçirmişlerdir55.
    1880’lerin henüz başında, buradaki orta dereceli kız okulunun ve Ruhban
    Okulu’nun eğitim seviyesinin oldukça ilerlemesi, buradan mezun olacak
    öğrencilere eğitim verecek bir kolej ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. 1883 yılında
    Charles Chapin Tracy başkanlığında, hepsi Ruhban Okulu öğretim kadrosunda
    yer alan George F. Herrick, John F. Smith, Edward Riggs Anadolu
    Koleji’nin esasını teşkil edecek olan Harbinger Yüksek Okulu’nu dört erkek
    öğrenci ile açmışlardır. Bu okulda verilen eğitim ve buradan mezun olan
    öğrenciler, 8 Eylül 1886’da, herhangi bir binası, kampusu ve donanımı olmayan
    Merzifon Anadolu Koleji.nin eğitime başlamasının56 temelini teşkil
    etmişlerdir. Açılan bu kolejin kuruluş sözleşmesi Amerika’da Massachusetts
    Eyaleti’nce 14 Mart 1894 yılında onaylanmasına rağmen, Osmanlı hükümeti
    tarafından bir fermanla Amerikan okulu olarak resmen kabulü 14 Nisan
    1899 tarihinde57 mümkün olmuştur.
    Dewey 10’luk sisteme göre düzenlenmiş 10.000 kitaptan58 oluşan bir
    kütüphaneye, Prof. Manisacıyan tarafından kurulan ve 7000’den fazla türü
    içeren bir botanik ve zooloji müzesine59 sahip olan okul, batı bölgesinin
    basın-yayın ve propaganda teşkilâtının da merkezi haline gelmiştir.

    1908.den sonra eski ana binanın iki küçük kulesi, baskı için özel olarak haz
    ırlanmış ve bir grup Rum talebe, Merzifon’da basılan ilk gazeteyi yazmaya,
    basmaya, yönetmeye ve dağıtmaya başlamışlardır. Bu konuda okulun hocalar
    ı yardım, idare ve gözetim çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Ayrıca Pontus
    adlı dergiyi de aynı dönemde yayınlamışlardır60. Hemen bunun peşinden
    Ermeniler de diğer küçük kulede aynı şekilde çalışmaya başlamışlar ve bask
    ılarının her sayısından birer nüshanın hükümet yetkililerince arşivlendiği
    aylık bir aile dergisini yayına hazırlamışlardır.

    Merzifon Anadolu Koleji, her ne kadar Ermenilere hizmet vermek için
    açılmışsa da, asıl kaynağını Ermenilerle birlikte Rumlar arasında bulmuştur.
    Okulun açıldığı yıllarda, kuruluş amacına uygun olarak, öğrencilerin çoğunluğunu
    Ermeniler teşkil etmişlerdir. Ancak ilerleyen yıllarda bu durum
    Rumlar lehine gelişme göstermiştir. Bazı yıllarda okulda eğitim gören öğrencilerin
    sayısı incelendiğinde karşılaştığımız durum bunu onaylar niteliktedir.
    1898 yılında okula 55 Rum, 191 Ermeni öğrenci kayıt yaptırırken62
    1913-1914’de bu sayı 200 Rum, 160 Ermeni, 40 Rus ve 25 Türk öğrenci
    olarak değişmiştir

    Rum öğrenciler verilen eğitimin yanı sıra, okuldaki çok zengin ve çeşitli
    sosyal ve kültürel faaliyetlerden de yararlanmışlardır. Bu faaliyetlerin en
    önemlisi, okulda ders veren misyonerlerin de desteği ile, öğrenciler tarafından
    kurulan kulüplerdir. Rum öğrenciler, 1904 yılında Pontus Kulübü.nü,
    yine aynı yıl Yunan-Rum İdman Kulübü.nü ve 1907 yılında da Rum İrfan
    Kulübü.nü kurmuşlardır64. Bu kulüpler sadece okulda kayıtlı Rum öğrencilere
    hizmet etmekle kalmamış, Amerikan Board misyonerlerinin, okulun
    tatil olduğu dönemlerde bizzat ev ev dolaşarak, Hıristiyan Ermeni aileleri
    arasında yaptıkları gibi, Rum ailelerine hizmet ulaştırma gayretlerini, kış
    aylarında düzenledikleri gece eğlenceleriyle desteklemişlerdir. Bu gecelerde
    yöredeki Rum halkına da ulaşmayı, onların da ilgisini ve desteğini çekmeyi
    başarmışlardır.

    Merzifon Anadolu Koleji çatısı altında faaliyet gösteren bu kulüpler,
    Rum öğrencilere, okulda verilen eğitim yoluyla aldıkları teorik bilgileri uy-
    gulamaya koyma imkânı sağlamıştır. Uygulama alanlarından en hareketlisi
    Pontus Kulübü olmuştur. Bu kulüp, Merzifon Amerikan Koleji.nde mevcut
    Rum öğrencilerini, Maarif Kulübü öğrencileriyle birleştirip kaynaştırmak
    amacıyla Pontus adı altında Orfeas ismindeki müzik kulübünü da kapsamak
    üzere bir dernek kurulmasıyla66 ortaya çıkmıştır. Ancak bölgede, ilk Pontus
    Kulübü.nün ne zaman kurulduğu hakkında bazı farklı bilgiler bulunmaktad
    ır. Mustafa Kemal Atatürk, Karadeniz kıyısında eski Yunanlılığın diriltilmesi
    için çalışan bir Rum topluluğunun 1840 yılından beri var olduğunu, ilk
    Pontus toplantı ocağının da İnebolu.da halkın Manastır dediği bir tepede
    kurulduğunu belirtmektedir67. İnebolu.daki Pontus Kulübü, Merzifon Anadolu
    Koleji.ndeki Rum Pontus Kulübü ile aynı tarihte, 1904 yılında Rum
    asıllı ABD.li bir papaz olan Klematyos tarafından kurulmuştur68.
    Merzifon Anadolu Koleji.nde kurulan Pontus Kulübü, 1908 yılından
    itibaren yeni şubeler açılarak genişletilmiştir. Samsun.da Müdafa-i Meşruta
    ve daha sonra da Mukaddes Anadolu Rum Cemiyetleri.nin kurulmasıyla
    başlayan genişleme sürecinde, Batum.dan İnebolu.ya kadar, Karadeniz bölgesi
    içerisinde birçok şubeler açılmıştır69. Pontus Cemiyeti bir taraftan Anadolu
    .da teşkilât çalışmalarını genişletirken diğer taraftan da Yunanistan.da
    kurulmuş olan Asya-yı Suğra Teşkilât-ı Merkeziyesi (Küçük Asya Merkez
    Teşkilâtı) ile de işbirliği içine girmiştir70. Her ne kadar Rumların bu şekilde
    teşkilâtlanmalarının amacı, Merzifon Amerikan Koleji bünyesindeki Pontus
    Kulübü başkanının 1908 yılında Samsun.daki Teceddüt ve İhya Cemiyeti.ne
    (Yenilenme ve Canlanma Derneği) gönderdiği mektupta, .vatanın değişik
    yerlerinden gelip eğitim gören, bu okul içerisindeki öğrencilerin birbirlerine
    karşı yakınlaşma ve kardeşliğini sağlamak ve eğitim ve öğretim sayesinde
    onların ruhî ve bedenî kuvvetlerini olgunlaşma gayesine sevk ve ulaştırmaktan
    ibarettir. diye açıklansa da, aynı mektubun sonunda korkusuzca
    kullanılan .yaşa Yunan, yaşa kurtuluş. ibareleri71 asıl amacın, Trabzon,
    Giresun, Ordu, Canik, Sinop, Gümüşhane, Karahisar-ı Şarkî, Tokat, Amasya,
    Çorum ve Yozgat sancaklarını, Erzincan sancağının Refahiye ve
    Kuruçay kazalarını, Kastamonu vilâyetinin Tosya ve Taşköprü kazalarını
    tamamen; Erzurum vilâyeti, İspir ve Bayburt kazalarını; Sivas vilâyeti,

    Koçgiri (merkez), Hafik, Yenihan ve İnebolu kazalarını kısmen içine alan
    bölgede bağımsız bir Pontus Cumhuriyeti kurmak72 olduğunu doğrulamaktad
    ır.
    Merzifon Anadolu Koleji.nde Pontus Kulübü tarafında bu gelişmeler
    yaşanırken, kendi ifadeleriyle amaçları hemcinslerini Yunanlılığa has bir
    surette terbiye etmek olan Rum İrfanperver Kulübü ve Pontus İdman Kulübü
    faaliyetlerini aynı çatı altında yürütmek için kendilerine yeni bir merkez
    aramaya başlamışlardır. Kutsal savaşlarını daha serbest ve daha uygun bir
    kanala yöneltebilmek için yeni bir merkezin sağlanması kesin olarak gerekmektedir.
    Bu yeni merkez de, iki derneğin arzuları üzerine Merzifon Anadolu
    Koleji tarafından bağış yoluyla bir arsa verilmesiyle sağlanmıştır. Arsan
    ın temininden sonra, bu arsa içerisinde bir binanın kurulması için yardım
    toplanması girişimleri başlatılmıştır. 1909 yılında başlayan bu hareketin
    amacı, bu iki kulübe iyi bir düzen ve tertip vererek, Pontus Cumhuriyeti.ni
    kurmak için Türklere karşı isyan eden Rum çetelerinin teşkilât altına alınmas
    ını sağlamaktır 73. Ancak 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı.nın başlaması
    üzerine Rumlar, Merzifon Anadolu Koleji.nde yürüttükleri bu çalışmaları,
    10 Mayıs 1916.dan itibaren bir süre askıya almak zorunda kalmışlardır. 5
    Mayıs 1916 tarihinde Sivas, Erzurum, Trabzon, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ
    vilâyetleri ve Canik mutasarrıflığına gönderilen bir yazı ile savaş nedeniyle
    okul ve hastahane gibi orduya lâzım olan müesseselerin kullanmasının gerekliliği
    vurgulanmış, bu gereklilikten dolayı vilâyetler dahilindeki Amerikan
    müesseselerinden asker iskânı ve hastahane ittihazı suretiyle istifade
    edilmesi için, bu kuruluşlarda bulunan Amerikan vatandaşlarının vilâyet
    dışına çıkarılarak, İstanbul.a gönderilmeleri istenmiştir. Bu yazı üzerine 10
    Mayıs 1916 tarihinde Merzifon.daki Anadolu Koleji yetkililerine, kolej ve
    hastane binalarına, asker iskânı ve hastane olarak yararlanmak için askeriye
    tarafından el konulacağı tebliğ edilmiş, Merzifon Anadolu Koleji.nde bulunan
    Amerikan vatandaşları şahsî eşyalarından arzu ettiklerini beraberlerinde,
    arzu ettiklerini de Kolej müzesinde Osmanlı hükümetinin himayesine bırakarak
    16 Mayıs 1916 tarihinde İstanbul.a hareket etmişlerdir74. Böylece bir
    müddet Merzifon Anadolu Koleji.nin faaliyetleri askıya alınmıştır.
    Fakat 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi.nin imzalanması
    Anadolu.da Rumları tekrar umutlandırmıştır. Merzifon Anadolu Koleji.nin
    savaş nedeniyle kapatılmasından sonra burada kalan Mr. ve Mrs. Getchell,


    Miss Willard, Miss Gage (Temmuz 1918.de ölmüştür) ve Miss Zbinden,
    Mütareke.nin imzalanmasından sonra tekrar okul binalarını faaliyete geçirme
    çalışması içine girmişlerdir. Bu arada 16 Şubat 1919 tarihinde Yakın
    Şark Muavenet Heyeti (Near East Relief), New York.tan İstanbul.a doğru
    yola çıkmıştır. Bu heyetin beş üyesi Amerikan Board.ın Merzifon istasyonunda
    çalışan misyonerlerden teşkil edilmiştir. İstanbul.a gelen Heyet.in
    Mr.Pye başkanlığında Merzifon.a tayin edilen üyeleri 14 Mart 1919.da buraya
    ulaşmışlar ve Merzifon Anadolu Koleji binalarına yerleşmişlerdir75.
    Hemen ardından 30 Mart 1919.da akşam vakti Samsun.dan Merzifon.a gelen
    atmış kadar İngiliz askeri de Merzifon.a girmişlerdir. Merzifon.u işgal
    eden İngiliz kuvvetleri, Kara Mustafa Paşa İlkokulu.nu karargah yapmışlar76
    ve 28 Eylül 1919 tarihine kadar burada kalmışlardır77.
    Askerlerin başında bulunan Solter ismindeki İngiliz subayı ve arkadaşlar
    ı Amerikan Koleji öğretmenlerinden, aynı zamanda Yakın Şark Muavenet
    Heyeti üyelerinden Mr. Getchell.in hanesinde misafir olmuşlardır.
    Ertesi günü sabah otomobille hükümet konağına giden Solter, hiçbir makamı
    dikkate almadan ve kimseye haber vermeden Osmanlı bayrağını indirerek
    İngiliz bayrağını asmış ve kaymakamlık odasına girmiştir78.
    Rumları harekete geçiren bütün bu olaylar, Dokuzuncu Ordu Kıtaat
    Müfettişi Mirliva Mustafa Kemal.in de dikkatinden kaçmamış ve 5 Haziran
    1919.da Harbiye Nezareti.ne, Merzifon.daki İngiliz subayları ile Amerikan
    memurlarının gerek Merzifon ve gerek Gümüşhacıköy kazası Rumlarıyla
    pek sıkı bir münasebette bulunduklarını, bu münasebetten dolayı da Rumlar
    ın çok yüz bulduklarını, bu gelişmelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini
    rapor etmiştir79.
    Bu gelişmeler yaşanırken 6 Eylül 1919.da, mezuniyetine çok az bir
    zaman kala 1916.da askere çağrılan, Timotheus M. Papadopoulos adlı öğrencinin
    diploma töreni ile Anadolu Koleji.nde eğitime tekrar başlanmış,
    çoğunluğunu Rumların oluşturduğu, altısı okul öncesi olmak üzere toplam
    yüz atmış altı öğrenci de kaydedilmiştir80. Fakat kapılarını yeni açan okul
    binaları, bu dönemden sonra eğitim faaliyetlerinin yanı sıra hem bölgede
    yürütülen komitacılık teşkilâtının merkezi hem de silah deposu olarak kullan
    ılmışlardır. Üçüncü Ordu Müfettişi Mustafa Kemal tarafından 10 Haziran
    1919 tarihinde Havza.dan Harbiye Nezareti.ne yazılan şifrede Merzifon
    Anadolu Koleji.ne eşya sandıkları getirildiği, üzerlerinde Ottoman American
    markalarının görüldüğünden bunların silah olabileceğinin tahmin edildiği
    ifade edilirken, Merzifon.da komitacılık teşkilâtıyla uğraştıkları zannedilen
    dört İngiliz zabitinin Amerika Koleji.nde toplanmasının, Koleji müzakerat
    ve teşebbüsat merkezi kabul ettikleri şüphesini uyandırdığı81 beyan edilmiştir.
    3 Temmuz 1919 tarihiyle gönderilen yazıda ise artık şüpheler yerini ger-
    çeğe bırakmış ve Merzifon.da Amerikalıların ve İngilizlerin sıkı bir münasebet
    içinde oldukları ve işbirliği yaptıkları, Koleje Samsun üzerinden sand
    ıklarla Kolejin eşyası namıyla eşyalar geldiği, yapılan tahkikatlar neticesinde
    bunların silah olduğunun anlaşıldığı rapor edilmiştir82.
    İngiliz askerleri, Anadolu Koleji.ndeki misyonerler ve Rumlar arasındaki
    bu sıkı münasebet, ilerleyen aylarda farklı bir boyut kazanmıştır. Anadolu
    .da Mustafa Kemal.in Samsun.a çıkışından itibaren, siyasî arenada
    Türkler lehine büyük ilerlemeler kaydedilmiş ve 9 Aralık 1920 tarihinde 3.
    Kolordu.nun lağvedilmesiyle kurulan Merkez Ordusu83, Karadeniz kıyısında,
    Pontusçuluk hareketine karşı etkili tedbirler almaya başlamıştır. Tokat.da
    Lazurus adlı bir Rumun evinde yapılan aramada Pontus ibareli belgeler,
    Merzifon Anadolu Kolejleri adıyla Kantarcıoğlu tarafından yazılmış beş
    broşür, Pontus okulları ile Merzifon Amerikan Koleji.nin birleştirilmesine
    dair Amerikalılarla ortaklaşa yapılan bir yönetmelik ele geçirilmiştir84.
    Lazurus.un evinde ele geçirilen belgeler, Merzifon Anadolu Koleji ü-
    zerindeki dikkatleri bir kat daha artırılmıştır. Bu arada Kolej.de faaliyet
    gösteren Rumlar da gelişmelerden kaygı duymaya başlamışlar, faal haldeki
    Pontusçuların tevkif edilmeye başlanması üzerine de, Anadolu Koleji.nin
    Türkçe öğretmeni Zeki Efendi.yi, ihbarda bulunduğu zannıyla Kolej.in aranmas
    ından iki gece evvel öldürmüşlerdir. Zeki Efendi.nin öldürülmesi,
    Ankara Hükümeti.nin dikkatlerini bu kolej üzerinde yoğunlaştırmış ve Merkez
    Ordusu.na Merzifon.da bulunan Amerikan müesseselerinde arama yapmak
    için izin verilmiştir. 16 Şubat 1921 tarihinde Merzifon Amerikan Hastane
    ve Koleji, Beşinci Fırka Kumandanı dahi hazır olduğu halde aranmıştır.
    Aramalar sırasında silâh ve cephane bulunamamış ise de Kolej dahilinde

    1904 tarihinde kurulduğu tespit edilen Pontus Kulübü, yine aynı yıl kurulmuş
    olan Yunan-Rum İdman Kulübü ve 1907 yılında kurulan Rum İrfan
    Kulübü.nün varlığı tespit edilmiştir. Pontus Kulübü.nün nizamnamesi, mü-
    hürleri, Yunan bayrakları, kurulması düşünülen Pontus Cumhuriyeti.nin
    sınırlarını gösteren ve üzerinde Pontus yazılı harita, fotoğraflar, Pontus armalar
    ı ve bazı önemli belgeler ele geçirilmiştir. Ele geçirilen nizamnamenin
    tercüme edilmesi sonucunda Kulübün, Rumları Yunan emellerine hizmet ve
    Pontus Hükümeti.nin kurulmasına teşvik eden çok zararlı bir müessese olduğunun
    ortaya çıkması üzerine hemen kapatılarak, Rum olan başkanı ve
    idare heyeti üyeleri tevkif edilmiş ve Amerikalı olanların ise sadece ifadeleri
    alınmıştır85. Kolej kapanmış, binaların ve eşyaların korunması için hükümetin
    seçimi sonucu birisi evli diğeri bekar olmak üzere iki erkek, bir kadın
    Amerikan Board misyoneri seçilmiş, geriye kalan diğer yirmi dokuz kişi 22
    Mart 1921.de Merzifon.u terk etmiştir86. Pontusçular da tutuklu olarak Amasya
    .ya gönderilmiştir. Amasya.da tutuklu bulunan Pontusçu Rumların
    aileleri Pontusçu eşkıya tarafından Samsun.a gönderilmişler ve onlardan
    aldıkları talimatlar üzerine şehirde bulunan American Tobacco Co. Şirketi
    .nin memurları ile sıkı bir temas içine girmişlerdir. Ailelerin Amerikalılarla
    içine girdikleri bu temas, memlekette her gün Ankara Hükümeti.ne bir tepki
    olarak, şiddetli propagandaların yapılmasına, İslâm ve Hıristiyan topluluğun
    bu hareketlerin şiddetine kapılmasına sebep olmuştur87.
    Amasya.da tutuklu bulunan Pontusçulardan, 12 Eylül 1921 tarihinde
    İstiklâl Mahkemesi.nde yargılanan Kolej.deki kulübün başkanı
    Kuyumcuoğlu Therlides, üyelerinden Haralambos, Yorgi, Anastas, Simon
    ve Pavlos Yunan amaçları doğrultusunda eğitim yaptırdıkları, otoriteye karşı
    gelmek için üye kaydettikleri ve Zeki Bey.in katlinde rol oynadıkları için
    idamlarına karar verilmiştir.

    Bütün bu gelişmelere okul müdürü George White, çok farklı bir pencereden
    bakmaktadır. Karadeniz.in güney kıyılarında nüfusun eskiden beri
    Rum olduğunu, hatta buradaki Rum nüfusun Ermeni nüfustan da fazla olduğunu,
    Rumlar arasında Helen Krallığına karşı sempati duyulduğunu, ancak
    isyan yönünde herhangi bir harekete girişeceklerine ya da böyle bir hareket
    içinde olduklarına inanmadığını belirten White, 12 Şubat.ta öldürülen Türk-
    çe öğretmeni Zeki Bey.in katillerinin Türkler olduğuna şüphesi olmadığını,
    bu olay sonucunda tutuklanan dört öğretmen ve iki öğrencisinin Pontus siyas
    î hareketinin içinde olmalarından dolayı böyle bir harekete maruz kaldıklar
    ını belirtmektedir.

    White, Amerikan Board.ın Boston.daki merkezine yazdığı raporlarında,
    okulun bünyesindeki kulüplere verilen isimleri ve amaçlarını: .Okulumuzun
    farklı milliyetlere ve dillere mensup öğrencileri kendi edebî kulüplerini
    kurmuşlardır. Amaçları kendi ana dillerini öğrenmekti. Yaklaşık yirmi
    yıl önce Rumlar Pontus Kulübü adıyla bir kulüp kurdular. Bu ismi vermelerinin
    sebebi, yörenin eski zamanlarda Pontus ismiyle anılmasıdır90. diyerek,
    oldukça masumane ifadelerle açıklamaya çalışmıştır. Aynı raporda White.ın
    aramalar sırasında ele geçirilen, üzerinde Pontus yazan harita için,
    .Şikago.da birkaç yıl önce, eski zamanlarda Roma İmparatorluğu eyaletlerini
    göstermek için basılmıştı. Fakat Türkçe gazeteler, Kolejde Hellenik
    Krallığa Pontus eyaletinin eklendiğini gösteren haritalar bulunmuştur diye
    yazdılar91. şeklindeki ifadeleri ise ilgi çekicidir.

    Ancak Merzifon.daki Amerikan müesseselerinin aranmaları sırasında
    Rum ve Ermeni katillerinin Avrupa.ya kaçırılması hakkında Kolej müdüriyeti
    ile Samsun Amerikan temsilcisi arasında cereyan eden muhaberat evrak
    ının92 dahi bulunması Merzifon Anadolu Koleji.nde Rumlar arasında yü-
    rütülen faaliyetlerin, Kolej müdürü White.ın anlattığı kadar masumane olmad
    ığını ortaya koymuştur.

    Merzifon Anadolu Koleji.nde görev yapan misyonerlerin Rumlar lehine
    yaptıkları çalışmalar, okulun kapatılmasından sonra bölgede başlayan
    Rum göçleri sırasında da devam etmiştir. Ankara Hükümeti kendini düşmanlar
    ından savunmak amacıyla, Yunan donanmasının 9 Haziran 1921 tarihinde
    İnebolu.yu bombardıman etmesi ve karaya asker çıkarma ihtimalinin
    artması üzerine Karadeniz kıyılarını savaş alanı ilân etmiştir. 26 Haziran
    1921 tarihinde de düşmanın kıyıya asker çıkarması sırasında kendisine yard
    ımcı kuvvet bulmasını önlemek ve kıyıları korumakla görevli müfrezelerin
    arkalarını emniyet altında bulundurmak için bölgedeki on beş-elli yaş arası
    eli silah tutan Rumların iç kısımlara taşınmasına karar vermiştir. Yine bu
    çerçevede, vaktiyle bölgede Rum çoğunluğu oluşturmak emeliyle, Samsun
    Rum Metropolitliği.nde kurulmuş olan Göçmenler Komisyonu tarafından
    Rusya.dan ve Anadolu.nun iç kısımlarından getirilip yerleştirilmiş olan
    Rumlar memleketlerine geri gönderilmiştir.
    Bu gelişmeler, Merzifon Anadolu Koleji.nde görev yapan insanların
    şahsî notlarında ve merkezlerine verdikleri raporlarda büyük yer tutmuştur.
    Bu raporlarda Ankara Hükümeti suçlu gibi gösterilmek istenmiş ve Amerikan
    kamuoyunun dikkati bölgedeki Rumlar üzerine çekilmeye çalışılmıştır.
    Türkiye.de Amerikan Board misyoner örgütünün veznedarı olarak bulunan
    Dr.W.W.Peet şahsî notlarında 1921 yılının 23 Haziranı ve onu takip eden
    günlerde Merzifon.da erkeklerin göçe zorlanmasından sonra geride kalan
    kadın ve çocuklara katliam uygulandığından bahsederek, Ankara Hükümeti
    tarafından bu olaylara karşı bir şey yapılmadığını, haberdar edildiklerinde de
    olayı çetelerin yaptığını söyleyerek işin içinden çıktıklarını ifade etmiştir94.
    Merzifon Anadolu Koleji.nde uzun yıllar hocalık yapmış olan ve daha
    sonra Yakın Şark Muavenet Heyeti.nin bir üyesi olarak New York.ta bulunan
    J.P.Xenides hazırladığı raporunda, Rumların zulüm ve haksızlıklara
    uğradığını uzun uzun anlattıktan sonra, Ankara Hükümeti tarafından Rumlar
    ın Anadolu içlerine göç ettirilmelerini daha önceden tasarlanmış bir olay
    gibi göstermeye çalışmıştır. Bunu kanıtlamak için de 1915 baharında Ermeniler
    tehcir edilirken, ileri gelen bir Türk memurunun kendisine, .bu bölgede
    kali-mera, Pari-louis95 seslerinin duyulmayacağını, şimdi Ermenilerin gittiğini
    Rumların da zamanının geleceğini96. söylediğini beyan etmiştir. Bu
    olay, Anadolu Koleji müdürü George E.White.ın, Washington.a yazdığı bir
    mektupta, Türklerce 1915.de Anadolu.da Ermenilere uygulanan olayların
    aynısının şimdi Rumlara yapılmak istendiği97 şeklinde ifade edilmiştir.
    Merzifon Anadolu Koleji.nde görevli misyonerlerin Rumlar lehine i-
    çine girdikleri bu faaliyetler, aynı bölgede başka görevlerde bulunan Amerikal
    ılar tarafından da desteklenmiştir. 1920-1921 yılları arasında Yakın Şark
    Muavenet Heyeti.nin Harput kolunun bir üyesi olarak Anadolu.da Samsun-
    Merzifon-Sivas-Kayseri-Ulukışla-Harput arasında otomobil taşımacılığı
    görevi ile bulunan Mr. Stanley E. Hopkins, Anadolu.dan döndükten sonra
    New York.ta bir rapor hazırlamış, raporunda Anadolu.da Rumlara Türkler
    tarafından çok kötü muameleler yapıldığını, Karadeniz.in güney kıyılarındaki
    Rumların doğuya göçe zorlandıklarını ve Birinci Dünya Savaşı sırasında

    Ermenilerin içinde bulunduğu durumdan daha kötü durumda olduklarını
    belirterek, bu hareketin amacının bütün Rumları yok etmek ve Türkiye.yi
    Türklere bırakmak98 olduğu şeklinde açıklamıştır.
    Merzifon Anadolu Koleji.nde Amerikan Board misyonerlerinin ne
    yapmak istediğinin bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmasına rağmen, bölgeyi
    terk ederek İstanbul.a giden misyonerler, okulu tekrar açmak için büyük bir
    çaba içine girmişlerdir. Ancak anlamışlardır ki, eğer Ankara Hükümeti ile işi
    çözmeye çalışırlarsa emellerine ulaşmak mümkün değildir. Bu yüzden de
    İstanbul.da Osmanlı Hükümeti nezdinde girişimlerde bulunmuşlardır. 14
    Mayıs 1921 tarihinde Amerika Fevkalade Komiserliği, İsveç Sefareti vasıtas
    ıyla Hariciye Nezareti.ne bir protesto göndermiştir. Pontus Cemiyeti siyasî
    faaliyetlerde bulunuyor diye Merzifon.daki Amerikan okulu ile
    hastahanesinin Amasya Mutasarrıflığı.nca kapatıldığı, Amerikalıların şehirden
    ihraç olunduğu ifade edilen, meselenin adı geçen okulun tekrar açılarak
    Amerikan memurlarının görevlerine döndürülmeleri ile çözülmesini talep
    eden protesto, Osmanlı Hükümeti tarafından, halen Ankara Hükümeti ile
    resmî münasebette bulunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir99. Fakat misyonerler
    okulu tekrar açma girişimlerinden vazgeçmemişler, Amerikan Fevkalade
    Komiserliği.nce Merzifon.daki Amerikan okulu ve hastahanesini
    tekrar açmak için gönderdikleri ikinci protesto da aynı gerekçe ile 30 Haziran
    1921 tarihinde ikinci defa reddedilmiştir100.
    Merzifon Anadolu Koleji.nin Anadolu.daki serüveni, 1921 yılında
    Pontusçu hareketlere karıştığı için böyle bir trajedi ile sona ermiş, daha sonra
    yeni bir Anadolu Koleji, Yunanistan’ın Selanik şehrinde açılmıştır. Merzifon
    Anadolu Koleji, Osmanlı toprakları üzerindeki yaklaşık otuz yıllık varlık
    sürecinde Rumlar ve diğer topluluklar arasında hem eğitim alanında hem de
    sosyal ve kültürel alanda çok yoğun faaliyetlerde bulunmasına rağmen Türk
    halkına bu manada hiçbir faydası olmamıştır. Bu kadar yıllık faaliyet dönemi
    içerisinde okul kayıtlarında buradan mezun olan sadece bir Türk öğrenciye
    rastlanmıştır. 1909’da Koleje giren ve 1914 yılında mezun olan Nureddin
    Pehlivanzade.

    Sonuç :

    Amerikan Board misyonerleri, Osmanlı topraklarında faaliyetlerine
    başlamadan önce tanıdıkları Rumlarla, 1820.de İzmir.e ayak bastıkları daha
    ilk günden itibaren sıkı bir temas içine girmişlerdir. Misyonerlik adına yü-
    rüttükleri faaliyetlerinde önceliği hep Rumlara vermişlerdir. Bunun sonucu
    olarak da Rumlar arasında misyonerlerin açtıkları okullar, ilk on beş yılda
    Rum eğitimine büyük hız vermiştir. Fakat 1830.lu yılların ortalarından itibaren,
    başta Rum Ortodoks Patrikhanesi ve daha sonra da Patrikhane.nin
    etkisiyle Rum halkı misyonerlerin verdiği hizmetleri istememişler ve onlara
    sert tepkilerde bulunmuşlardır.
    On beş yıl boyunca çok iyi giden ilişkilerin aniden bozulmasının en ö-
    nemli sebebi, yeni bağımsızlığını kazanan Yunanistan Devleti.nin varlığı
    olmuştur. Misyonerlerin Osmanlı topraklarına geldikleri yıllarda Rum halkı
    bağımsız bir Yunan Devleti kurmak için Osmanlı Devleti.ne karşı isyan
    halinde olduğundan dolayı içinde bulundukları ekonomik ve sosyal durum
    pek iç açıcı olmamıştır. Misyonerlerin bu dönemde kendilerine uzattıkları
    yardım elini severek kabul etmişlerdir. Ancak daha sonra Osmanlı Devleti
    .nden istediklerini koparıp bağımsız bir Yunanistan Devleti kurmuşlar ve
    kendilerini toparlamışlardır. Misyoner yardımlarına ihtiyaçlarının kalmadı-
    ğını düşünerek, onlara karşı sert bir takım tepkiler sergilemeye başlamışlard
    ır. Ancak ilerleyen yıllarda görmüşlerdir ki, Amerikan Board misyonerlerinin
    özellikle de eğitim alanında verdiği modern ve kaliteli hizmet bu dö-
    nemde bulunmaz nimet olup bundan faydalanmak gerekmektedir. Bu anlay
    ışın ardından misyonerlere karşı tekrar yumuşak bir tutum takınmışlardır.
    Fakat bu tarihten sonra da misyonerlerin dinî alanda verdikleri hizmetlere
    Rumlar, Ermeniler kadar ilgi göstermemelerine rağmen, eğitim hizmetlerinden
    paralı dahi olsa yararlanmışlardır.

    Merzifon Anadolu Koleji.nde Rumlar ve Amerikan Board misyonerleri
    arasındaki münasebetler bu ihtiyaç neticesinde yoğunluk kazanmıştır.
    Kolej.de aldıkları eğitimle fikrî temellerini hazrladıkları bağımsız bir
    Pontus Cumhuriyeti.ne hayat vermek için harekete geçtikleri dönemde en
    büyük destekçileri bu misyonerler olmuştur. Ancak Ankara Hükümeti bölgede
    Rumların niyetlerini anlamakta gecikmemiş, içinde bulunduğu zor
    şartlara rağmen misyonerler ve Rumların kendi aleyhine oluşturduğu bu
    dayanışmayı kırmasını bilmiştir.
    Daha önceden kendi topraklarında yürüttükleri faaliyetlere şiddetle
    karşı çıkan ve izin vermeyen Yunanistan, Ankara Hükümeti.nin kararlı siyaseti
    sayesinde bölgede barınamayacağını anlayan Amerikan Board misyonerlerine
    kucak açmıştır. Lozan.da Yunan Hükümeti temsilcileri gönüllü
    olarak Amerikan Board misyonerlerini, Türkiye.de kapatılan okullarını Yunanistan
    topraklarında açmaları için davet etmişlerdir.
    Günümüzde zaman zaman aynı davanın peşinde koşan insanlar bu kuruluşlar
    ın ülkemizde tekrar açılması yolunda bazı girişimlerde bulunmaktad
    ırlar. Bu girişimlere karşı verilecek en güzel cevap, bölgede Türk varlığını
    ve kültürünü bilimsel temellere dayalı tarihsel araştırmalarla uluslararası
    arenada bütün açıklığıyla sergilemektir.

  2. #2
    lacivert24
    lacivert24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    eline sağlık ustam...

  3. #3
    Status
    Çevrimdışı
    FENERLİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Kasım 2010
    Nereden
    istanbul
    Mesajlar
    4,205
    Beğenmiş
    149
    Beğenilmiş
    165

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    Okumadınız ise tavsiye ederim, bu günlerde lazım!
    ♥Biz sevdiklerimize; GÜL vermesini de biliriz, GÖNÜL vermesini de..Yeter ki; "Kıymet" bilsinler..
    "İZİNSİZ KAZI YAPMAK YASAKTIR"

  4. #4
    Status
    Çevrimdışı
    DOIDYE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2016
    Mesajlar
    3,350
    Beğenmiş
    422
    Beğenilmiş
    533

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    Alıntı FENERLİ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Okumadınız ise tavsiye ederim, bu günlerde lazım!
    Tam da çok uzun diye yalan olmasın es geçecektim ustam ama bu sözün üzerine de bahanem kalmadı kendi adıma, okuyacağıma emin olabilirsiniz artık , saygılarımla

  5. #5
    Status
    Çevrimdışı
    DOIDYE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2016
    Mesajlar
    3,350
    Beğenmiş
    422
    Beğenilmiş
    533

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    Ustam okuduğuma da emin olabilmeniz adına bir kaç detay vermek isterim müsadenizle.
    Ustam öncelikle benim gibi uzun yazan biri için bile tek nefeste okunmayacak bir yazı imiş

    Fakat okuyunca size çok hak verdim çünkü çok çok değerli bir yazı. Tüm yazının içinde yalnızca 3-5 cümle gözümden kaçmıştır.

    Benim çıkardığım sonuçlardan bazıları;

    -Patrikhane nin geri tepmesi (bu detay bana ilginç geldi, ben mi yanlış yorumladım bilmiyorum ama kime dost kime düşman anlamadım yer yer ama sanki olması gerekeni yapmaya çalışmışlar diye düşünüyorum ama ona da izin verilmemiş pek)

    -21 milyon sayfa (çalışmalara ayrılan bütçelere bile ufak bir örnek ama nasıl da büyük ve yoğun işler yapıldığı)

    -Asıl güçlerin sebep yokken kendi çıkarları için tarafları toplumları nasıl birbirine düşürdüğü

    -Nasıl sistemli ve profesyonel çalıştıkları

    -Asla vazgeçmedikleri

    -Her fırsatı nasıl değerlendirdikleri

    -Her detayı nasıl kendi lehlerine çevirdikleri

    -Canlarını sıkan detayları nasıl yok ettikleri ya da etmeye çalıştıkları

    -Ve hala bugün bile aslında ne kadar içimizde oldukları, sağımızda solumuzda bulunup tehlike arz etmeleri

    -Alışveriş yaptığımız markalardan tutun da çocuklarımızı gönderdiğimiz eğitim öğretim kurumları, üye olunan her yerin bile tehlike arz edebileceği

    -ve son olarak da yüzyıllar içinde karanlık tarafların hep aynı mantıkla kirli oyunları ve "tarihin tekerrür etmesi" tabirinin tam karşılığı diye düşünüyorum.

    Keyif alarak okudum ustam, ellerinize sağlık.

  6. #6
    Status
    Çevrimdışı
    sedegor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banlanmış Üye
    Üyelik tarihi
    26 Temmuz 2015
    Mesajlar
    396
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    1

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    Bu kadar okusam Prof olurdum özet geçtim. Güzel konu eline sağlık vakit bulunca hepsini okuyacağım.

  7. #7
    Status
    Çevrimdışı
    ~KAPTAN JACK~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Mayıs 2014
    Nereden
    WAN
    Mesajlar
    2,088
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    24

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    Bende özet geçtim uzun yazı, eline sağlık adminim, güzel paylaşım, saygılarımla
    "Göz gördü gönül sevdi ey yüzü mâhım! Kurban olayım söyle var mı bunda günâhım? "

  8. #8
    Status
    Çevrimdışı
    Esteban74 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banlanmış Üye
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2016
    Mesajlar
    723
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    Cevap: Arş. Grv. Gülbadi ALAN ın guzel bır calısmasıdır. PROTESTAN AMERİKAN MİSYONERL

    şu anda da aynı şeyler yapılıyor, toplumları birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Artık onlar da biliyor Türkiye yi dışardan yok edemezler. tehlike içimizde , içimizde derken yanlış anlaşılmasın , kapı komşumuza düşmanmış gibi davranmayalım. onları yönlendirenleri bulmak önemli olan , okumak ve bilgi sahibi olmak gerekiyor. Tarih tekerrür ama tarihten de ders almamız gerekli...
    Biz bir bütün oldukça hiçbir kuvvet bizi ayıramaz... Türkiye bir bütündür ve bütün olarak kalacaktır...
    Teşekkürler Ustam , Emeğine Sağlık...
    Saygılarımla...

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •