http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/324.pdf (((((Bu diplomatik belgeler Kasım 1918 - Kasım 1922 arası
dönemde emperyalist Avrupa devletlerinin Türk topraklarını
aralarında yaptıkları görüşme ve yazışmalarla her
birinin kendi çıkarları doğrultusunda nasıl paylaştıklarını
ortaya koymaktadır. Yunanistan'ın, İngiltere sığmtılı bir
yaklaşımı benimseyerek Trakya ve özellikle Anadolu'da
sınırlarını olabildiğince geniş tutmaya yönelik Büyük Yunanistan
oluşturma peşinde koştuğu, bunu gerçekleştirmek
için başta Fransa ve özellikle İtalya'nın kimi konulardaki
itirazları karşısında Lloyd George'dan medet uman ve onu
kendi yaklaşımlarıyla İngiliz politikası eksen ve paralelinde
iknaya çalışan bir politika izlediği ortaya çıkmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri'nin çoğu kez Yunanistan destekli
bir duruş sergilediği, zaman zaman Lloyd George'un
etkisinde kaldığı da saptanan diğer bir unsur olmuştur.))))
BelgeTürkiye ile Yapılacak Barış Şartlarının Gerekliği. Venizelos'tan İngiliz Hükümeti Başbakanı 'na Muhtıra.Türkiye ile ateşkes imzalanmasından tam bir yıl geçtiğihalde, bu devlet ile barış antlaşması henüz imzalanmadığıgibi, yakında imzalanacağını da gösteren hiçbir şey yoktur.Bu gecikmeler Türkiye'de mandater olmayı kabul edipetmeyeceğine ilişkin Amerika Birleşik Devletleri hükümetlerininbir karar vermediklerinden ileri geldiğini pekâlâbiliyorum. Üzülerek söylüyorum ki Birleşik Amerika hükümetlerininbu hususta ne yapacaklarını bilmek zamanı dahenüz gelmemiş gibi görünüyor. Barışın gecikmesi cidditehlikeler doğuruyor.Mustafa Kemal'in arkasına katılan genç Türkler, yalnızTürkiye'de duruma hâkim olmakla kalmıyorlar, aynızamanda bütün dünya Müslümanları arasında propagandafaaliyetlerine yorulmadan devam edecek durumda bulunuyorlar.Şimdiye kadar ordu denmeye layık bir kuvvet oluşturmayıbaşaramadıkları kesindir. Fakat kendilerine dahaüç dört ay zaman bırakılırsa bunda da başarılı olacakları açıktır.Amerika'nın Yakındoğu'da bir manda yönetimi kabuledip etmeyeceğini daha birkaç ay bilememesi ihtimal dâhilindedir.Bundan dolayı Birleşik Amerika hükümetlerininilerideki bir tarihte bu manda yönetimini kabul veya reddetmelerihakkı saklı kalması koşuluyla Türkiye'nin geleceğininen kısa zamanda belirlenmesi uygundur. Doğalolarak böyle bir Türkiye'nin Avrupalı devlet olarak kalamayacağınıtahmin ediyorum. Zira İstanbul kendisine baş-36kent bırakılmak şartıyla Avrupa devletleri arasında yeralmasına izin verilirse, Yakındoğu milletlerinden hiçbiriyeryüzünün bu köşesinde durumun tamamen çözümlendiğinikabul etmeyecek ve bu milletlerin her biri Türkiye'ninAvrupa haritasından silinmesi konusunun bir oldubitti olacağıanı bekleyecektir. Trakya'nın ve İstanbul'un geleceğihakkındaki bu güvensizlik diğer Balkan milletlerini BalkanYarımadası'nin diğer bölgelerinde elde edilmemiş çözümbiçimlerini ancak geçici olarak görmeğe yöneltmesindenve bu milletlerin bugün hüküm süren barışı geçici olarakkabul etmesinden de korkulur. Öte yandan Türkiye'ninİstanbul üzerinde egemenliği, Almanların bu kentte yalnızentrikalar çevirmesine fırsat oluşturmakla kalmayacak,fakat Almanya'nın başkanlığı altında Türkiye, Bulgaristanve Macaristan arasında bir uyuşmayı da bütünüyle mümkünkılacaktır. Aym şekilde yeniden örgütlenmiş bir Rusyadoğal olarak gözlerini tekrar İstanbul üzerine çevirecek veTürkiye'nin boğazlar üzerinde yerine geçmek için elindengeleni yapacaktır. Rusya'nın böyle geniş ölçekli bir projedebaşanlı olmak için Almanya ile işbirliği yapması boş birşey olmayacaktır. Sultan İstanbul'dan uzaklaştırıldığı takdirdeHint Müslümanlarının büyük bir kırgınlık duyacaklarıileri sürüldü. Bununla birlikte sağlam olarak elde edilenhaberlere göre Hint işlerinde derin bilgisi olan büyük İngilizdevlet adamları sultanın İstanbul'dan çıkarılması konusundaanlaşmışlardır.Şunu da burada ileri sürmeme izin buyrulsun ki eğersultanın Hindistan'daki etkinliği gerçekten ileri sürüldüğükadar önemli ise, bu etkinliğin devamına izin verilmesi gelecektekargaşalıkların sürmesi demek olacağından İngilte-37re Hükümeti'nin bu günkü savaştan yararlanarak böyle biretkinlikten kesin olarak sıyrılması belki uygun olacaktır.Eğer uygun olacaktır diyorsam bu da Türkiye'nin son savaştaBüyük Britanya'nın düşmanlarına katılmasmdandır.Bundan dolayı Türkiye'nin geleceğinin belirlenmesi sorumluluğuyalmz Büyük Britanya'ya değil Almanya ayrıtutulduğunda bütün büyük devletlere düşecektir. Düşüncemegöre, Müslümanlığın kutsal kentleri elinden alınansultan, İstanbul'dan da uzaklaştırılırsa, İslam dünyası üzerindeetkinliğini kaybedecek ve Marok sultanı seviyesineindirilecektir. Bütün bu ileri sürülen kanıtlara karşın İstanbul'dakisarayları ve ibadet yerleri bırakılmak, bu kenttedini bir başkan olarak isteğine göre oturmak ve bütün uluslararasıhukuktan yararlanmak koşuluyla, Türkiye Hükümeti'ninmerkezini Bursa veya Konya'ya nakletmek belkimümkün olacaktır. Bu çözüm biçimi kabul edildiğinde,sultan İstanbul'da Papa'nın Roma'daki durumuna benzerbir durumda oturacaktır. Hint Müslümanlannı Türk Hükümeti'ninkötü yönetimi ilgilendirmediğinden böyle bir düzenlemeyehiçbir biçimde itiraz edemeyeceklerdir. Eğeryukarıda sözünü ettiğimiz bu karar kabul edilirse Türkiye'denbaşkentin Anadolu'ya nakli istenecek ve Türkiye'ninAvrupa'daki topraklarının siyasi durumunun düzenlenmesive kararlaştırılması müttefiklere bırakılacaktır.Türkiye önceden bu karara tamamen uyacağını vaat edecektir.Konferansın yüksek meclisi veyahut Milletler Cemiyetikurulduğu takdirde İstanbul'un yönetimi için geçicibir olağanüstü komiser atayacaktır. Eğer şimdiden BirleşikAmerika Hükümeti Trakya'nın Yunanistan'a katılmasınıkabul ederse bu geçici komiserin görevinin kendisine yük-38lediği bütün sorumluluk İstanbul'u yönetme ve boğazlarıdenetlemekten ibaret olacağından çok ağır sayılmayacaktır.Bu durumda Birleşik Amerika Hükümeti altı ay içinde İstanbulüzerindeki manda yönetimini kabul edip etmemekkonusunda karar vermek hakkına sahip olacaklardır. Bumandayı kabul ettikleri takdirde olağanüstü komiser istifaedecektir. Aksi durumda Milletler Cemiyeti her beş ya daon yılda bir kendisine İstanbul kentinin yönetimini devredeceğibir genel vali atanmasına girişecektir. Bu kent, basınınönerdiği üzere Doğu ile Batı arasındaki üstün konumudolayısıyla pekâlâ cemiyetin merkezi olabilecektir.Bununla birlikte, bu öneri kesin değildir. Avrupa'dan Türkegemenliği kalktığı anda Anadolu'daki milli Türk Devleti'ninde sınırlan belirlenmiş olur. Böylece bu sınır içindekiHıristiyan halkın korunması için gereken önlemler alınmışolacaktır. Anadolu'da Aydın, Bursa, Ankara, Kastamonu,Trabzon, Sivas, Konya ve Adana illerinde olduğu gibi İzmitve Çanakkale bağımsız sancaklarında da 1.690.000Rum, 400.000 Ermeni, 50.000 Musevi ve Türk olmayanbaşka milletlere mensup 90.000 kişi vardır. Erzurum, Harput,Diyarbakır, Bitlis ve Van gibi Ermeni illerinde soykırımdankurtulanların sayısı her ne kadar kesin olarak bilinmiyorsada 1.500.000 kişi zannedilir. Türk olmayan bu3.820.000 kişi gelecekte her hangi bir yok etme tehlikesindenkurtulmuş olacaklardır.12 Kimsenin kontrolü altındabulunmayacak olan Türk yönetiminin insafına bırakılan bu3.200.000 nüfus kalıcı barışı imkânsız kılacak ve karışıklıMetindeverilen sayıların toplamı zaman zaman birbirini tutmamaktadır.Bu tutarsızlık Venizelos'tan kaynaklanacağı gibi çevireninyazım yanlışından da çıkmış olabilir (İzzet Öztoprak). 39ğı sürdürecek baskılar altında yok olacaklardır. Bu durumunçözümünde bir sorun söz konusu olacaktır.51.000 Ermeni ve 106.000 Rum bulunan ve boğazlarınkorunmasına yarayan Biga ve İzmit bağımsız sancaklarıİstanbul hükümetlerinin sınırlan içine alınırsa ve bundanbaşka büyük devletlerden biri 500.000 Rum ve 1.500.000Ermeni'nin bulunduğu Karadeniz bölgesiyle Ermenilerüzerindeki manda yönetimini üstlenmek isterse gerçektenbu sorun daha basit görülebilir. Bu durumda Türk Devletininsınırları içinde daha 500.000 Rum ve o kadar da Ermenikalacaktır. Eğer Anadolu'nun güneyi Fransa ve İtalya'nınmandaları altına konursa sorun daha basitleştirilmişolur. Çünkü Türk Devleti'nin sınırları içinde kalmış olanRum ve Ermeni nüfusunun sayısı 700.000 ile sınırlı kalacaktır.Sayısı ne olursa olsun, bir milyona varsın veya varmasınson çare Yunanistan, Ermenistan ve Türkiye arasındaaynı millete mensup olanlann arasında yapılacak birnüfus değişiminden ibaret olacak ve bu nüfus değişimi deMilletler Cemiyeti'nin gözetimi altında yapılacaktır. Kuşkusuzki bu nüfus değişimi hiçbir zorunluluğu kapsamayacaktır.Zira bu çirkin bir hakaret olacaktır. Fakat Yunanistanve Ermenistan Türk Devleti içinde dağılmış olan hemcinsleriüzerinde manevi etkinliklerini kullanmak istediklerisürece ve bu karşılıklı nüfus değişimi Milletler Cemiyeti'ninkontrolü altında, devamı milli devletlerinin sınırlarıiçinde yaşamak ve yerleşmek fırsatından yararlanmak istemeyenhiç kimsenin kalmayacağı kuşkusuzdur.Yukarıda söylendiği üzere eğer Türk Devleti'nin toprakları,Bursa, Ankara illeri ile Sivas ve Kastamonu illerininbüyük bir kısmından meydana gelirse nüfusunun Türk 40kısmı 3.640.000 kadar olacak ve yukarıda önerilen göçnedeniyle bu nüfus yaklaşık 4.400.000'e varacaktır. Eğerİtalya, Güney Anadolu'daki manda yönetimini almazsaTürk Devleti'nin sınırları Konya iliyle Aydın ilinin güneyive Adana ilinin batı kısmına kadar uzanacak ve bu şekildegenişletilmiş Türk Devleti'nde Türk nüfusu 5.300.000 kadarolacak ve bu miktar nüfus değişiminden soma6.300.000'e varacaktır. Bu nüfus değişimi sayesinde BatıAnadolu'nun Yunan bölgesinde 100.000 Avrupalı Musevive Ermenilerden başka sırf Rum olan 100.000 halk bulunacaktırki yöre adalarının halkı ile 1.500.000 Yunanlı birkitle oluşturulacaktır. Diğer yandan son yirmi beş yıl içindeyok etme nedeniyle, nüfusunun azaldığına tanık olanErmenistan nüfusunun yoğunlaştığını görecektir.Aslında bu Ermeni halkının oranı yarım milyon TürkünErmenistan'ı terk etmesiyle fiilen çoğalacaktır. Paris'te26 Haziran 1919 da Ferit Paşa'nın başkanlığında bulunanTürk heyeti delegelerine verilen yanıttan soma Türk Sorunu'nunçözümü için konferansa daha az şiddetli önlemleralınmasına izin verilmeyeceğine burada işaret etmekliğimeizin verilsin. Eğer konferans daha az köklü önlemlerle yetinirseyalnız kendi ilkelerini inkâr etmiş değil, aynı zamandaTürkiye'de milyonlarca Hıristiyan'ın yok edilmesininmanevi sorumluluğunu da kabul etmiş olacaktır. Çünkübarışın ardından genç Türkler iktidara geçtikten soma tekraryok etme siyasetlerine devam edeceklerdir. Bundanbaşka konferans doğuda barışı sağlayamayacaktır. Ziraaynı baskılar başlayacak Türkiye ile Yunanistan arasındabu yüzden savaş önlenemez bir duruma gelecektir. GerçektenFransa'da bir takım mali gruplar tarafından tarihin de41neyimlerini unutturmak maksadıyla yapılan sistematik girişimleretanık olmamak ve böylece Türkiye'yi daha doğrusuörgütleri sayesinde Türkiye'de biricik kuvvet sayılan gençTürklerin, Hıristiyan halk hakkında izledikleri siyasetinserbestçe devam ettiğini görmek tasalanmaya değerdir.Clemenceau'nun Fransa Hükümeti'nin başında bulunuşubu grupların etkinliğine bir engel oluşturmaktadır. FakatClemenceau seçimlerden sonra iktidardan çekileceğini ilânetti. Fakat bu çekiliş Türk Sorunu'nun çözümünden önceolursa bu sorunun haklı bir surette çözümüne ilişkin Paris'teortaya çıkacak güçlüklerini önceden kestirmek imkânsızdır.Amerika'nın Türkiye üzerinde sonradan birmanda kabul etmek ile etmemek şekillerinden birisini seçebilmesikoşuluyla bu sorunun kesin şekilde çözümü içinsöylediklerimin yeni bir neden oluşturduğunu zannediyorum.Savaş zamanında ordusu on iki tümenden yani300.000 kişiden oluşan Türkiye'ye konferansın kararınıkabul ettirmeye hazır bir Yunan Ordusu'nun varlığı esasenbu sorunun hızla çözümü için yeni bir neden oluşturacaktır.Eğer Türk Sorunu'nun çözümü geciktirilirse YunanistanBulgarlarla antlaşmanın imzalanmasından sonra bugünfevkalade bir surette üzerine çöken mali yükü hafifletmekiçin ateşkesin imzasından bir yıl geçtiği halde Yunanistanordusunun yarısını terhis etmek zorunda kalacaktır.Konferans bu böylece bir yandan kararlarını kabul ettirmekiçin Yunan Ordusu'nun yansından yoksun kalacağıgibi diğer yandan da askeri örgütlerini tamamlamak içingenç Türklere ihtiyaç duydukları zamanı verecek, bu daonların konferans kararlarına direnmek için bir neden oluşturacaktır.Cumhurbaşkanı Wilson'un hastalığı ve Bay 42Clemenceau'nun çekilmesinin yakınlığı nedeniyle en büyüksorumluluk İngiltere Başbakanı'na düşmekte ve TürkSorunu'nun çözümünde başrolü oynamasını gerektirmektedir.Türk Sorunu her ne kadar sorunlardan en az önemlisive dünya barışını az ilgilendireni değilse de çözümü somayabırakılmış bir sorundur. Esasen Türk Sorunu üzerindeBüyük Britanya İmparatorluğu son yüzyılda büyük bir etkiyapmıştır. Ülkemin geleceği ve milyonlarca bahtsızın hayatlarıbu sorunun adaletli bir biçimde çözümüne bağlıdır.Bu sorunun kesin ve zaman geçirmeksizin çözümü konusundaBüyük Britanya'nın birinci vatandaşına sesleniyorum.Bu hitabımın da boş olmadığı görüşündeyim. 43Belge 4Yunanistan ve Trakya (Batı Anadolu ve Adalar).Yunanistan'ı ilgilendiren arazi durumunu incelemeylegörevli komisyon tarafından müttefiklerin yüksek meclisineTrakya hakkında sunulan rapor işte budur.TrakyaA- Batı Trakya ( Bulgar Trakya'sı)Amerika, Britanya ve Fransız delege heyetleri Yunaniddialarını haritada gösterilen hafif değişiklik yapılmakşartıyla kabulde ilke bakımından anlaşmışlardır.13 İtalyadelege heyeti ilke bakımından isimleri geçen devletlerleanlaşmış olmakla beraber itirazlarda bulunuyor, ek (2). filindevar olan istatistiklerin incelenmesinden soma komisyon,Batı Trakya'da Müslüman olmayan nüfusunun Bulgarolmaktan çok Yunan olduğunu14 ve dolayısıyla Yunanlılarınetnik isteklerinin Bulgarlannkinden daha güvenilir olduğunusanıyor. Komisyon tarafından elde edilen haberleregöre de Batı Trakya'da Türk halkının Bulgar egemenliğin