Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: HÖYÜK açılması buluntuları VE arkeoloji notları

  1. #1
    Status
    Çevrimdışı
    aslan81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18 Nisan 2009
    Nereden
    trakya
    Mesajlar
    2,146
    Beğenmiş
    437
    Beğenilmiş
    322

    HÖYÜK açılması buluntuları VE arkeoloji notları

    HÖYÜKTE BULUNAN METARYALLER -KÖRTİKTEPE 2015 KAZI ÇALIŞMALARI DİYARBAKIR https://www.academia.edu/35542124/K%...ork_card=title
    amero (25.Haziran.2020), Kayip kepenek (19.Haziran.2020) Bunu beğendi.

  2. #2
    Status
    Çevrimdışı
    aslan81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18 Nisan 2009
    Nereden
    trakya
    Mesajlar
    2,146
    Beğenmiş
    437
    Beğenilmiş
    322

    Cevap: HÖYÜK açılması buluntuları VE arkeoloji notları

    TEZ ARAŞTIRMASI :: (PDF) Kibyra Oda Mezarları | mustafa şimşek - Academia.edu
    file:///C:/Users/Admin/Downloads/Kibyra_Oda_Mezarlari.pdf --

    KİBYRA YER ALTI ODA MEZARLARI - MİMARİ VE TİPOLOJİ

    ANADOLU ÖLÜ KÜLTܒNDE ODA MEZAR ANLAYIŞI:
    KÖKEN ve GELİŞİM ÜZERİNE
    Coğrafi anlamda Anadolu olarak tanımlanan kara parçası, Balkanlar’dan Orta
    Dogu’ya uzanan ve antik yazarlarca ‘’Asia Minor’’ olarak anılan yarımadanın
    tamamıdır. Dogu Akdeniz kıyı hattının devamı olarak Tahtalı Dağları ve Sivas
    üzerinden kuzeye doğru, Karadeniz kıyısına kadar çekilen bir hat, kabaca yarımada
    ile anakara arasındaki coğrafi sınırı oluşturur36. Coğrafi anlamda bölgeleri
    komşularından ayırarak belirgin bir yere koyabilmek büyük oranda mümkün
    olabilmektedir. Ancak; sanatta, bilimde, dinde, sosyal yaşamda, geleneklerde ve daha
    sayamayacağımız birçok insani unsurda bölgeleri birbirinden ayırmak ya da bir
    bölgeyi diğerlerinden herhangi bir konu kapsamında izole edebilmek mümkün
    olamamaktadır. Dolayısıyla herhangi bir bölgenin halkını, sahip oldukları beşeri
    kazanımlar perspektifinde, kültürel bağlardan ve beraberinde gelen güçlü
    etkileşimlerden ötürü diğer toplumlardan soyutlayarak münferit hale getirebilmek
    akla uygun düşmemektedir. Buradan hareketle insanlar için son derece önemli olan
    ölüm, ölü ve ölü mekanlarıyla ilgili olarak, ritüel ve mimari anlamda bir gelişim,
    etkileşim ve yayılım olacağı, buna paralel olarak Anadolu oda mezar anlayışının da
    bu değişimden bağımsız kalmayacağı tabiidir.
    Rekrospektif olarak irdelendiğinde oda mezarların epeyi köklü bir geleneğe
    sahip olduğu, zaman içerisinde daha geniş coğrafyalara yayıldığı, farklı halk grupları
    tarafından sevilerek inşa edilen ve sıklıkla kullanılan bir mezar türü olarak ölü kültü
    içerisinde önemli bir yer edindiği anlaşılmaktadır. Oda mezarların ortaya çıktığı
    dönem ve örneklerine yönelik ulaşılan bilimsel sonuçlar şu şekilde ifade
    edilmektedir;
    Mezopotamya’da Sümerler-Er Hanedanlar Dönemi’nden (M.Ö. 2850-
    2350) itibaren ortaya çıkan bir mezar geleneğidir. Bu mezar “Ölü Evi” düşüncesinin

    36 Efe, 2003a: 92.
    13
    bir yansıması olarak görülmektedir37. Duvarları çeşitli malzemeler (kerpiç, tuğla,
    taş) kullanılarak örülen toprağın altına oda şeklinde yapılan mezar türüdür. Bu
    mezarların üzeri bir çatı örtü sistemi ile kapatılmıştır. Mezarların çatıları ahşap
    dikmelerle kapatıldığı gibi kerpiç tuğlalarla kubbe biçiminde oluşturularak
    kapatılmıştır. Mezarlar dikdörtgen bir plana sahiptir. Ancak yine de her mezarın
    mimarisi kendine özgüdür. Bu mezarlara girişler merdiven ya da rampayla
    sağlanmaktadır. Bu tür mezarlar en fazla Ur’da açığa çıkarılmıştır.
    Yine kronolojik ilintide olan Kıbrıs ve Anadolu’daki oda mezarların da
    varlığı bilinmekle birlikte ve kısaca şu özelliklerine değinilmektedir;
    Kıbrıs’ta Erken Tunç Çağı boyunca (M.Ö. 3000-2000) Vounos, Lapatsa ve
    Lapitkos’ta bulunan oda mezarlar dörtgen biçimli kuyu-dromos tarzında girişlere
    sahiptirler38. Genellikle kapı geçitleri mono blok taş kapaklarla kapatılmakta ve
    kapağın oturacağı yuva silmelerle belirtilmektedir. Dromosun içinde bazen nişlerin
    de bulunduğu mezarlar çoğu kez iki odalı yapılmaktadır. Zaman içinde oda sayısı
    üçe çıkmıştır fakat dörtgen oval ve yamuk planlı mezar odaları genellikle tek odalı
    yapılmıştır. Nişlere, dromoslardaki sayılarına nazaran mezar odalarında çok az
    rastlanmaktadır. Bu geleneğin Kıbrıs’ta Geç Tunç Çağı’na kadar kullanıldığı tespit
    edilmiştir39
    .
    Anadolu’da ise M.Ö. III. Bin’de oda mezarlar Alacahöyük olmak üzere,
    Horoztepe, Arslantepe, Hayaz Höyük, Gedikli/Karahöyük, Tilmen Höyük ve Titriş’te
    oda, ya da Hayaz Höyük’te olduğu gibi ‘’yeraltı oda mezarı’’ olarak adlandırılan
    mezarlar açığa çıkarılmıştır. Bu mezarlardan Gedikli/Karahöyük, Tilmen Höyük,
    Hayaz Höyük, Alacahöyük ve Horoztepe’deki mezarlar GTÇ. II. (M.Ö. 1400-1300)
    Dönemi sonuna ya da GTÇ. III. Dönemi’ne tarihlenirken, Arslantepe, ve Titriş ise
    GTÇ. I ve II. (M.Ö. 1550-1300) Dönemleri’ne tarihlenmektedir40
    .

    37 Ökse, 2002: 58.
    38 Vesberg-Vestholm, 1956: 18.
    39 Ergeç, 1995: 101-102.
    40 Uhri, 2006: 246.
    14
    Oda mezar geleneğinin kökeni ve ilk örnekleri konusunda diğer bir görüş bu
    mezarların kökeninin Myken Dönemi’ne kadar (M.Ö. 1800-1200) gittiğidir. Görüşe
    göre bu dönemle birlikte oda mezarlar bir yamaç boyunca genellikle gruplar halinde
    sıralanmaktadır41
    .
    Yukarıdaki ifadelerden anlaşıldığı üzere ilk oda mezar modellerinin
    Mezopotomya’da Sümerler-Er Hanedanlar Dönemi’nde ortaya çıktığı, aynı çağ
    içerisinde Kıbrıs’ta ve Anadolu’da da var olduğu ve ardından Geç Tunç Çağı’nda
    Kıta Yunanistan’da yani Myken’de ve Batı Anadolu’da varlığını devam ettirdiği
    yönündedir ancak; oda mezarların prototipini oluşturan bu basit yapım oda
    mezarların oyma tekniğinde değil de kaba malzeme ile örgü tekniğinde inşa edildiği
    ifade edilmektedir (ki bu tür mezarlar en fazla Ur’da açığa çıkarılmıştır). Ölü
    kültünde yerini bulan bu basit modeldeki oda mezarların bilinen tarzda dromosları
    yoktur bunun yerine basit rampalar oluşturulmuştur
    Koridor anlamına gelen dromoslara, mimari alanda ilk defa Orta
    Kalkolitik’te Mezopotamya’da Tel-Arpaçiya’da rastlanmıştır. Buradaki dromosun
    saygı ve kutsallık ifade eden geçitler olduğu bilinmektedir. Bazı Mısır yapılarında da
    dromoslar kullanılmıştır ama işlevsel olarak farklı mimari elemanlar görülmektedir.
    Girit’teki bazı evlerde hatta şehir kapılarında (örneğin Troia VI şehir kapısı) aynı
    düşüncelerle koridorların yapıldığı tespit edilmiştir. Bütün bunlar sivil yapılara
    yönelik mimari öğelerdir ve inşa edilme aşamasında Fenike’deki Ugarit Mezarları
    ile Mykenai’deki örneğin Atreus ve Klytemnestra Tholosları’nda olduğu gibi, mezar
    odasını dış dünyaya bağlayan geçitlerdir42
    .
    Mezopotamya’dan Anadolu’ya sirayet eden ve ölü kültü içerisinde fazlasıyla
    yer edinmeye başlayan oda mezar geleneği Tunç Çağı sonlarına doğru Hellenistan,
    Batı Anadolu ve doğuda Urartu’da bilindik şekilde, yani ‘’tüm mimari aksamlarıyla’’
    karşımıza çıkarak bütün Küçük Asya’da yaygın bir şekilde kullanılmaya
    başlanmıştır. Öyle ki; jeolojik yapının imkan sağladığı yani, homojen ana kayaçların

    41 Waldbaum, 1966: 335
    42 Ergeç, 1995: 113,114.
    15
    bulunduğu tüm yörelerde diğer mezar türleri kadar rağbet görmüş ve her yönüyle
    birer aile mezarları durumuna gelerek daha geç dönemlerde Anadolu dışındaki
    bölgelerde bile, özellikle Ege Adaları’nda ölü kültünde önemli bir yer edinmeye
    başlamıştır.
    Batı Anadolu’daki en erken oda mezarları Pedasa43, Müsgebi44, Dirmil45
    ,
    Milethos46 gibi merkezlerde görülmektedir. Karia’da Erken Protogeometrik
    Dönem’e kadar giden oda mezarı örnekleri Arkaik ve Klasik Dönemler’de de
    varlığını kesintisiz devam ettirmekle beraber47 bu gelenek M.Ö. 5-4. yüzyıllarda
    Rhodos, Thera ve Girit gibi merkezlerde de görülmektedir48. Oda mezarların tüm
    Demir Çağları içerisinde en iyi izlenebildiği bölge Urartu Bölgesi’dir. Urartular,
    Asur ve Kuzey Suriye ile olan ilişkileri sonucu etkilendikleri oda mezarları
    sonsuzluğun simgesi olarak düşünmüşler ve Asur soylularını da taklit ederek yaygın
    biçimde kullanmışlardır49. Sonraları büyük kaya kütlelerini oyarak yaptıkları
    mezarları anıtsal hale getirmişlerdir. Bu bağlamda kayalardan anıtsal oda mezarı
    yapan ilk kültür Urartudur50. Gerek Urartu’nun tutku haline gelen inhumasyon ve
    kremasyon gömüleri için kayaları oyarak yaptığı oda mezarlar ve gerekse Kiklatlar
    ve Girit’ten etkilenen Myken Kültürü’ndeki tholos ve oda mezar geleneği Demir
    Çağları’nda da devam ederek Anadolu’yu belirli ölçülerde etkilemiştir. Ön Asya’nın
    Pers Hakimiyeti’ne girdiği 6. yüzyılda da Girit’te olduğu gibi Pers dinindeki yeraltı
    mezarlarının aynı zamanda tapınak olarak da kullanılması gerek yüzey kayasına
    gerekse zemin altına koyulan oda mezar geleneğinin devam etmesinde etkili
    olmuştur51
    .
    Batı Anadolu’da Protogeometrik Dönem’le birlikte yaygınlaşarak Demir Çağ
    içerisinde özellikle Urartu ile ve ardından adalarda varlığını devam ettiren oda

    43 Diler, 2004: 137.
    44 Boysal, 1967a: 5.
    45 Diler, 2003: 146
    46 Waldbaum, 1966: 335.
    47 Paton, 1887: 73,74.
    48 Kurtz-Boardman, 1971: 193.
    49 Özgüç, 1969: 26.
    50 Geniş bilgi için bkz; Çevik, 1992.
    51 Ergeç, 1995: 66.
    16
    mezarlar doğrudan ana kayanın oyulmasıyla şekillendirilen ve her detayı aynı aşama
    içerisinde düşünülen mimari bir kimlik kazanır. Konsept olarak benimsenen bu
    önemli teknik değişimden sonra oda mezarlarıyla ilgili olarak örme ya da oyma
    şeklinde iki ayrı türün ortaya çıktığı bir değişim süreci başlamış ve bu mezar modeli
    Anadolu insanı tarafından çok uzun bir süreç boyunca kullanılarak kaya mezarlarına
    alternatif bir mezar mimarisi haline gelmiştir. Çevik bu konuya işaret ederek Urartu
    oda mezarları ışığında oldukça makul tasniflemeler yapmıştır ki; Anadolu’nun
    herhangi bir bölgesindeki sıradan bir oda mezarını bu gruplar içerisine dahil
    edebilmek pek ala mümkün görünmektedir.
    Kaya mezarlarından arazideki konumları ve yapı malzemeleriyle ayrılan bu
    tür mezarlar kendi içlerinde oyma ve örme olarak iki ana kümeye ayrılırlar. Salt iki
    örneğin bilindiği karma kümenin ise kısmen kayadan oyulduğu, kayanın bittiği
    yerlerin de duvar örülerek tamamlandığı görülmektedir. Çok ya da tek odalı
    olabilmeleri; dromos, ana oda ve yan odalar, takalar, çukurlar, sekiler gibi mimari
    ayrıntılar ve ölü gömme geleneklerindeki birlik bu tip mezarların kaya mezar
    geleneğinden çok da ayrı tutulamayacağını gösterirken yapı malzemelerine bağlı
    olarak ‘’oyma, örme, oyma-örme’’ şeklinde kümelenirler52
    .
    Bu açıklamalardan hareketle, oda mezarların inşası bağlamında‘’oygu oda
    mezar ve örgü oda mezar ‘’olmak üzere iki ana modelin ve buna paralel olarak iki
    ana grubun oluştuğuna tanık olmaktayız. Ancak; antik dünyada sınırları
    çizilemeyecek derecede yaygın olarak farklı coğrafyalarda da inşası yapılan örgü oda
    mezarlar prensip olarak oygu oda mezarlardan soyutlanamasalar da mimari anlamda
    taban tabana bir farklılık içerisindedirler. Örgü oda mezarlar inşa edilirken zeminin
    ya da topoğrafik yapının mimari ihtiyaçları tam karşılayamamasından ötürü farklı
    inşaa malzemelerine ihtiyaç duyulmaktadır fakat; oygu oda mezarlarda ana kaya
    ihtiva ettiği sağlam homojen bünyesiyle böyle bir eksikliğe mahal vermemiştir, yani
    malzeme hali hazırda bulunan ana kayadır, tabiatın kendisidir.

    52 Çevik, 2000: 8.
    17
    Oda mezarları plansal açıdan değerlendirebilmek için bilinen farklı modelleri
    mimari anlamda irdelemek ve ulaşılan verilerle metodolojik çerçeve içerisinde alt
    gruplara ayırmak esastır. Bu gruplamanın ana dayanak noktaları oda mezarların
    kendi planları içerisindeki temel farklılıkları ve detaylardaki önemli ayrılıklarıdır. Bu
    konuyla ilgili gerekli gruplamayı yapan Ergeç, Kommagene Bölgesi’nde bulunan üç
    farklı nekropoliste (Doliche Kent Nekropolisi, Jupiter Dolichenus Temenosu,
    Zeugma Nekropolisi) yer alan oda mezarlarda tespit etmiş olduğu mimari özellikleri
    göz önünde bulundurarak tipolojik bağlamda şu sekiz ayrı alt başlığa ulaşmıştır;
    1- Tek odalı Mezarlar, 2- Geçişli İki Odalılar,
    3- Çoklu Oda Mezarlar, 4- Arcasoliumlu Oda Mezarlar,
    5- Loculuslu Oda Mezarlar, 6- Sekili Oda Mezarlar,
    7- Sekili ve Arcasoliumlu Oda Mezarlar, 8- Colimbariumlu Oda Mezarlar53
    .
    İhtiyaçlar doğrultusunda çok değişik planlarda biçimlenen oda mezarların
    kendi içerisinde bu denli farklı gruplara ayrılabilmeleri çok geniş bir mimari tasar
    repertuarına sahip olduklarını göstermektedir. Ancak bu sekiz farklı grup içerisinde
    en sık karşılaşılabilecek oda mezar türü ilk dört tiptir ve mevcut halleriyle oda mezar
    mimarisinin en basit ve sade planlı üyeleridir.
    Diğer dört farklı tipteki oda mezar örneklerinin varlığı daha çok Zeugma
    Nekropolisi’ne has bir durum olmasıyla birlikte Anadolu genelinde bu tür oygu
    mezar türlerinin çok tercih edilmediği anlaşılmaktadır. Bunlara paralel olarak Kibyra
    Nekropolisleri’nde de bu güne dek ilk dört gruba ait oygu oda mezar örnekleriyle
    karşılaşılmıştır ve bu türlere ilaveten içinde bulundurduğu lahitlerden ötürü
    yukarıdaki grupların hiçbirine dahil edilemeyen farklı varyasyonlardaki mezar
    türlerinin varlığı da belgelenmiştir.
    Bilimsel çalışmalar doğrultusunda Erken Tunç Çağı’ndan başlamak suretiyle
    Anadolu’nun hemen her bölgesinde sıklıkla inşa edilen oda mezarlara yönelik bir
    tasnifleme yapıldığında yine yukarıdaki ilk dört oda mezar grubunun ön plana çıktığı
    görülür. Bununla birlikte Anadolu’nun batısında ve güneyinde İonia, Karia, Likya,

    53 Ergeç, 1995: 116-179, Şema XIV.
    18
    Pamfilya, Bölgeleri’nin yanında Orta Anadolu’da; Frigya, Pisidya’da kuzeyde;
    Paflagonya, Pontos’da ve doğuda Urartu ile Kommagene olmak üzere, neredeyse
    Anadolu’nun tamamını kaplayan geniş bir coğrafyada, bahsedilen bu dört tip oygu
    oda mezarların örneklerine rastlanmıştır. Genel olarak oda mezarların kaba plan
    özelliklerine değinmekle birlikte, Anadolu’daki varlığı belgelenmiş benzer mezar
    örneklerine de konu akışının bu kısmında yer vermek oda mezarların yayılım alanı,
    kullanım sıklığı ve dönemleri konusunda önemli bilgiler sunacaktır.
    amero (25.Haziran.2020), gezgin_99 (19.Haziran.2020), Kayip kepenek (19.Haziran.2020) Bunu beğendi.

  3. #3
    Status
    Çevrimiçi
    gezgin_99 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Eylül 2009
    Nereden
    bursa
    Mesajlar
    1,549
    Beğenmiş
    436
    Beğenilmiş
    113

    Cevap: HÖYÜK açılması buluntuları VE arkeoloji notları

    Emeğine sağlık ustam...
    aslan81 (20.Haziran.2020) Bunu beğendi.
    Kolay gelsin...
    Selam ve dua ile...
    Bin kere ölç, Bir kere biç...
    İZİNSİZ KAZI, VE ARAŞTIRMA YAPMAYINIZ.....

  4. #4
    Status
    Çevrimdışı
    aslan81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18 Nisan 2009
    Nereden
    trakya
    Mesajlar
    2,146
    Beğenmiş
    437
    Beğenilmiş
    322

    Cevap: HÖYÜK açılması buluntuları VE arkeoloji notları

    BİLGİ : Likya'nın 2200 yıllık sınır davasındaki ünlü dağ bulundu
    Antalya'nın Döşemealtı ilçesindeki Termessos Antik Kenti'nden yaklaşık 2 bin 300 yıl önce Muğla'nın Oinoanda yöresine göç eden Termessosluların, neredeyse talan ederek, kullandıkları antik Masa Dağı'nın yeri belirlendi. Göçmen Termessoslular ve Likyalılar arasında sınır çatışmalarına yol açtığı için Kos'ta açılan davaya konu olan antik Masa Dağı'nın, bugünkü Hacıosman Dağı olduğu belirlendi.
    Likya'nın 2200 yıllık sınır davasındaki ünlü dağ bulundu - Son Dakika Haberler Milliyet.
    amero (25.Haziran.2020) Bunu beğendi.

  5. #5
    Status
    Çevrimdışı
    aslan81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18 Nisan 2009
    Nereden
    trakya
    Mesajlar
    2,146
    Beğenmiş
    437
    Beğenilmiş
    322

    Cevap: HÖYÜK açılması buluntuları VE arkeoloji notları

    (PDF) SİNOP BALATLAR KİLİSESİ KAZISI 2012 ve 2013 YILI ÇALIŞMALARI / Excavation of Balatlar Church in Sinop, 2012 and 2013 Seasons | Filiz İnanan and Eda Güngör Alper - Academia.edu

    file:///C:/Users/Admin/Downloads/SINOP_BALATLAR_KILISESI_KAZISI_2012_ve_2.pdf

    II No.lu Mekân
    Orta Bizans ve Geç Osmanlı Dönemine ait Rum Ortodoks Manastırı’nın
    kilisesi olarak kullanılmış olan I No.lu mekânın narteksini oluşturan dörtgen
    planlı alan II No.lu mekân olarak adlandırılmıştır. II No.lu mekânın zemininde yapılan ilk çalışmalarda (yaklaşık 2.50 m. seviyelerinde) Geç Osmanlı (18-
    20. yüzyıl) Döneminde ait Ortodoks Hıristiyan inancındaki bireylere ait gömülerle karşılaşılmıştır. Bu mezarların kaldırılmasından sonra yaklaşık 3.50
    m. seviyelerinde (gömü alanı olarak II. tabaka olarak adlandırılan seviyede)
    buluntuları sayesinde 12-13. yüzyıllara tarihlendirilebilen mezarlar gün ışığına çıkarılmıştır. Mezarların içlerinde sedef ve steatit’den yapılmış haç sarkaçlar ele geçmiştir
    Kazı çalışmalarının ilerlemesinden sonra VIII No.lu mekânın batısındaki haç planlı salona geçilmiştir. İki mekân arasında kapının eşik taşı vardır.
    Geç dönemde kapının çerçevesi düzenli olmayan bir şekilde kesilerek kapı
    açıklığı büyütülmüştür. Eşik taşı, biri dikdörtgen diğeri köşeli U şeklinde kesilmiş iki parçanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş dikdörtgen şeklindedir.
    Ortasındaki dikdörtgen biçimli açıklığa renkli mermerden bir blok yerleştirilmiş olmalıdır. Ancak bu alan boşaltılmış olarak bulunmuştur. Bu alanda
    yapılan temizlik çalışmaları sırasında bir mobilya ya da kutuya ait olabileceği
    düşünülen üzerinde kazıma ve kabartma zencerek desenleri işlenmiş kemik
    bordür parçaları, fildişi plâkalar (Resim: 6), Doğu Roma İmparatoru I. Iustinianus Dönemine (6. yüzyıl) ait bronz sikke ile birlikte ele geçirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •